Fâtiha Sûresi ve Dua Âdâb?

Fâtiha Sûresi ve Dua Âdâb?

Fâtiha Sûresi ve Dua Âdâb?

Fâtiha Sûresi ve Dua Âdâb?

Fâtiha Sûresi ve Dua Âdâb?
12 AÄŸustos 2011 - 08:44

Fâtiha Sûre-i Celîlesi de?i?ik hususiyetleriyle, Kur'ân-? Kerîm'in bir fihristi ve özeti gibidir.




Onda, Kur'ân'?n tevhid, nübüvvet, ha?ir, adalet ve ibadet gibi temel konular?n?n tamam?na ya sarahaten temas edilmi? ya da bir i?aret ve delâlette bulunulmu?tur. Kur'ân-? Kerîm'in dünya ve ahiretle alâkal? hikmet, hüküm ve maksatlar? ve Cenâb-? Allah ile kâinat ve insanlar aras?ndaki nispet ve rubûbiyet alâkas? da çok belâgatli bir ?ekilde Fâtiha Sûresi'nde icmâlen yerini alm??t?r. Öyle ki, bu sûrenin ilk yar?s? Mekkî, son yar?s? da Medenî hükümleri temsil eder gibidir. Bu ölçüde geni? bir muhtevaya sahip olan Fâtiha Sûresi'nin o geni?lik nispetinde pek çok hususiyet ve faziletleri olmas? da pek tabiîdir. 


Fâtiha Sûresi'nin, engin muhteva ve çok hususiyetlerine i?aret eden de?i?ik isimleri vard?r. ?üphesiz bu isimler de Kur'ân'?n bu ilk sûresinin üstünlük ve ?erefine delâlet ederler. Zîrâ isimlerin çoklu?u müsemman?n faziletine ayr? bir delildir. Örnek olarak bu isimlerden birkaç tanesini zikredecek olursak, ona her ?eyin ba?? ve esas? mânâs?nda "Fâtiha" denilmi?tir. Maddî-mânevî, ferdî-içtimâî pek çok dertlere derman olmas? itibariyle "?âfiye", insanl???n bütün problem ve s?k?nt?lar?na yeterli bir reçete olmas? cihetiyle "Kâfiye", bütün kitaplar?n fihristi ve Kur'ânî hakikatlerin ezelî bir hülâsas? olmas? yönüyle de "Ümmü'l-Kitâb" isimleri verilmi?tir.1 ?mam Süyûtî (rahmetullahi aleyh) Kur'ân ilimlerine dair kaleme ald??? el-?tkan adl? eserinde bu mübarek isimlerin say?s?n? yirmi be?e kadar ç?karm?? ve "Tespit edebildiklerim bunlard?r; bu zamana kadar da hiçbir kitapta bu kadar isim yer almam??." demi?tir.2


Fâtiha Sûresi'nin isimlerinden "Dua, Münacaat, Hamd, ?ükür, Rukye, ?ifa, ?âfiye, Suâl (isteme) ve Ta'lim-i Mes'ele" gibi pek ço?unun dua ile do?rudan alâkal? olmas? ayr?ca dikkatleri çeken bir husustur. Duan?n, Kur'ân-? Kerîm'deki ehemmiyetli yerine i?aret etmesi bak?m?ndan üzerinde durulmas? icap eder. Fakat, biz burada Fâtiha Sûresi'nin isimlerinden biri olan "Ta'lim-i Mes'ele"3 üzerinde durmaya çal??aca??z.





Ta'lîm-i Mes'ele 


Bu ismin Fâtiha Sûresi'ne verilmi? olmas?, onun okuyup tefekkürde bulunanlara, Cenâb-? Hakk'a dua etmeyi ve dua âdâb?n? ö?retiyor olmas?ndan kaynaklanmaktad?r. Ta'lîm; ö?retme, ders verme ve yeti?tirme gibi mânâlara gelir. Mes'ele ise "suâl" ile ayn? kökten olup istemek ve dilenmek mânâs?ndad?r. Türkçemizde soruya suâl denmesi de cevab?n? istemek münasebetiyledir. Nitekim, Duhâ Sûre-i Celîlesi'nin onuncu âyet-i kerîmesinde geçen "es-sâil" kelimesi hem dilenen hem de soran mânâs?na tefsir edilmi?tir.


Dua âciz ve muhtaç durumdaki bir kulun, Kudreti Sonsuz ?aniy-yi Mutlak'a yöneli?ini ve O'ndan taleplerini ifade eden çok cami bir ibadetin ismidir. Bu yöneli? ve talepte kulun bir edep dairesinde hareket etmesi, tav?r ve davran??lar?n? o edebin gereklerine göre ayarlamas? -ki biz ona dua âdâb? diyebiliriz- o teveccüh ve isteklerin icabetle kar??lanmas? için en önemli ?artt?r. Aksine en büyük huzurda yap?lan edebe muhalif küçük gibi görünen bir inhiraf bile o huzura kar?? büyük bir sayg?s?zl?k addedilir/addedilmelidir. Binaenaleyh kul, Rabbinin huzurunda nas?l duraca??n? bilmek ve o mârifete göre hareket etmek durumundad?r.





Mârifet ya da Allah Bilgisi 


Fâtiha Sûre-i Celîlesi'nin ilk âyeti, Besmelenin anlam?, "Rahmân ve Rahîm Allah'?n ad?yla" ?eklindedir ki, biz konumuzla alâkal? olarak bu âyet-i kerîmeden, her hay?rl? i?imizde oldu?u gibi duaya ba?larken de Allah'?n (azze ve celle) mübarek ismini zikretmemiz gerekti?ini ö?reniriz. Zîrâ, bilir ve inan?r?z ki, Allah'?n ismiyle ba?lanmayan her i? neticesiz kalmaya mahkûmdur. 


Fâtiha Sûresi'nin iki, üç ve dördüncü âyet-i kerîmelerinde, "Bütün hamdler, Âlemlerin Rabbi Allah'ad?r. O Rahmân'd?r, Rahîm'dir. Din (hesap) gününün tek mâliki de O'dur" buyrulmu?tur. Cenâb-? Hak, arz-? hâlde bulunaca??m?z hususlarla Dergâh-? ?zzet'ine varmadan önce bu hakîkatleri ikrar etmemizi, yani dilimizle söylememizi ve o hakîkatlerin özüne muttali olmam?z? emretmektedir. Bu bir ta'limdir. Zaten pek çok müfessire göre sûrenin ba??nda, zikredilmeyen ama takdir edilen bir “Söyle" emri vard?r ki, ta'lime i?aret eder. 


Bu âyetleri okuyan mü'min, Allah Teâlâ'n?n, bütün âlemlerin yegâne Rabbi oldu?unu, topyekün varl???n O'nun emri ve izniyle vücut buldu?unu ve yine O'nun Kayyûmiyetiyle ayakta durdu?unu anlar. Dolay?s?yla o varl???n bir cüz'ü olarak içindeki ?ükran ve hamd ü sena hislerini sadece O'na tevcîh eder. Yine, âlemlerin O Yarat?c?'ya i?aret eden alemlerle (i?aret) lebâleb dolu oldu?unu, binaenaleyh bütün mahlûkat?n kendi lisanlar?yla Allah'a (celle celâlüh) te?ekkürlerini sundu?unu anlar. Zaten kâinattaki mevcûdat?n yarat?lmas?ndan maksat da Hakk'a ibadettir.


Sonra Yüce Yarat?c?'n?n Rahmâniyet ve Rahîm-iyetini tefekkür eder. Anlar ki, bütün kâinatla birlikte kendisini vücut sahas?na ç?karan zât, vücut vermekle daha ba?ta rahmet ve ?efkatini göstermi?tir. Ayr?ca o rahmet, re'fet ve ?efkat kesilmemi?, devam etmektedir. Rahmet tecellîlerinin ak???nda bir kesinti gözükmemekte, aksine bütün varl?k âlemi o merhametin cilveleriyle ?enlenip durmaktad?r. Bu k?sac?k dünya hayat?ndaki Rahmâniyet tecellîleri, arz-? hâlde bulunacak mü'min için ahirette Rahîmiyet tecellîleri olarak devam edecek ve rahmet ve merhametin asl? o bekâ yurdunda görülecektir. 


Rahmân, Rahîm ve Âlemlerin Rabbi Allah, ayn? zamanda Din Gününün de Mâliki, Sahibidir. Sevdi?i kullar?n? rahmet ve ?efkatiyle as?l orada sevindirecek, burada tatt?rd??? nimetlerinin as?llar?n? orada yedirecektir. O'nun, izzet ve azametine perde vazifesi gören sebeplerin aradan çekilmesiyle, dünya ve ukbâ âlemlerinin yegâne Sahibi oldu?u herkes taraf?ndan ayan-beyan görülecek, i?te o zaman inanmayanlar âh u vahlarla inlerken, inananlar imanlar?n?n hazlar?n? gönüllerinde bir kez daha hem de en derinden duyacaklard?r.


Allah Teâla'n?n Rabb, Rahmân, Rahîm, Mâlik gibi güzel isim ve s?fatlar?n? duyan ve onlar?n tecellîlerini görüp hisseden bir mü'min, elbette O Zât-? zü'l-Celâl ve'l-Cemâl'in daha ba?ka birbirinden güzel isim ve s?fatlar? ve o isim ve s?fatlar?n farkl? farkl? tecellîleri oldu?unu anlar. Bundan hareketle O Zât-? Akdesi, kâinat? cilveleriyle dolduran esmâs?yla tan?maya çal???r. 


Bu ve emsali mülâhazalar, inanç ve dü?ünceler Fâtiha Sûresi'nin ilk üç âyetinde inananlara ta'lim buyurulan mârifet bilgileridir. ??te, Hakk'?n yüce huzuruna var?p da tezellülde bulunup ihtiyaçlar?n? arzedecek olan kulun, önce bu mârifet bilgileriyle kalbini doldurmas? ve Cenâb-? Hakk'?n ululu?una yak???r hamd ü sena ifadeleriyle duas?na ba?lamas? icap eder.