Yurdaer Ulus Üniversitelere sert çıktı;

17
“Aklınızı başınıza alın”
* Kırklareli İl Genel Meclisi toplantısında Tarım Komisyonunun hazırladığı rapor hakkında konuşma yapan AK Parti Grup Başkan Vekili Yurdaer Ulus; “Üniversitelerimiz aklını başına alsın ve bizi dış bağımlılıktan kurtarsın” dedi.

HABER MERKEZİ
Kırklareli İl Genel Meclisi Şubat ayının 2. birleşimini dün saat 10.30’da Kırklareli Valiliği Atatürk Toplantı Salonu’nda M. Tuna Soykan Başkanlığında gerçekleştirdi. Toplantının gündeminde Kırklarelili çiftçilerin buğdaydaki kalite düşüklüğünden kaynaklanan şikayetleri nedeniyle uygun buğday çeşitlerinin saptanması ve ayrıca ekonomik kazanç sağlayan kırmızı etli biberde yaşanan kayıplarında belirlenmesi hususunda Tarım Komisyonu tarafından hazırlanan raporun görüşülmesi yer aldı.
Tarım Komisyonu tarafından hazırlanan raporu CHP Babaeski İl Genel Meclisi Üyesi Şahin Arslan okudu. Raporda şu görüşlere yer verildi;
“Buğdayın kalitesini etkileyen faktörler toprak, yetiştirme şartları, iklim, çeşit, tanenin bileşimi ve özellikle tanedeki protein miktarı ve kalitesidir. Buğday kalitesine çevresel faktörlerin (iklim ve toprak) etkisi kalıtsal faktörlerden daha fazla olmaktadır. Ekmeklik buğday kalitesini en çok etkileyen faktörler proteinin miktarı ve kalitesidir.
İklim ve toprak şartları ekmeklik buğdayların kalitesi üzerine önemli etki yapmaktadır. Yağış, azotlu maddelerin bitki tarafından alımını kolaylaştırmakta, kuraklık ise nişasta sentezlenmesini azaltarak tanedeki protein/nişasta oranının protein lehine artmasına neden olmaktadır. Kuru şartlarda tanedeki protein miktarı oran olarak artsa bile tane cılız kaldığından endosperm az kabuk fazla olacağından un verimi düşük olmaktadır. Yağışlı ve serin şartlarda tanenin olgunlaşma periyodu uzarsa, tanede nişasta birikimi fazla olacağından tanede protein miktarı nispi olarak düşer.
Yetiştirme şartlarından sertifikalı tohumluk kullanımı, toprak hazırlığı, ekim zamanı, gübreleme, yabancı ot kontrolü, hastalık ve zararlılarla mücadele ve hasat zamanı kaliteyi etkilemektedir. Ayrıca hasat sonrası alım fiyatları, standardizasyon ve sınıflandırma ile depolama koşullan da buğday kalitesini etkilemektedir.
Yüksek verimli ürün alabilmek için iyi bir tohum yatağı hazırlanıp mütecanis bir çıkış sağlanmalıdır. Ekimde, tohumun iriliğine/büyüklüğüne, çeşidin kardeşlenme kapasitesine ve ekim zamanına göre metrekareye 450-500 adet/tohum düşecek şekilde (18-22 kg/da) sertifikalı tohumluk kullanılmalıdır.
Ekim zamanı, buğdayda hem verim hem de kalite üzerine etki etmektedir. Erken ekimde, başaklanmanın erken başlayarak tane dolum süresi uzamakta taneye fazla nişastanın birikmesiyle tanede protein miktarı nispi olarak düşmekte, geç ekimde ise başaklanmanın gecikmesiyle tane dolum süresi kısalarak taneye daha az nişastanın birikmesiyle tanede protein miktarı nispi olarak artmaktadır.
Buğdayda, birim alandan yüksek verim ve kaliteli ürün alabilmemiz için bitkinin ihtiyaç duyduğu azotlu gübreyi istenilen miktar ve zamanda toprağa vermemiz gerekir. Azot, toprakta çabuk yıkandığından azotlu gübreler bitkilerin ihtiyaç duyduğu farklı dönemlerde toprağa verilmelidir.
Azot, buğdayda doğrudan protein ve glüten miktarına etki etmektedir. Yetiştirme sırasındaki topraktaki azot ve gübreleme ile verilen azot protein miktarını doğrudan etkilemektedir. Uygulanan azot miktarı düşük olursa buğdayın protein ve glüten değerleri de düşmekte, azot miktarı istenilenden fazla olduğunda ise bitki ihtiyacı kadarını alıp kalanı toprakta yıkanıp kaybolmaktadır. Fazla azotlu gübreleme protein kalitesini düşürdüğü gibi bitkilerin yatma ve hastalanmasına neden olarak verimi düşürmektedir.
Kaliteli ve yüksek verimli buğday alabilmek için azotlu gübrelerin 4 farklı dönemde ve eşit miktarda toprağa verilmesi gerekmektedir. Azotlu gübreleme; ekim öncesi toprak analizi tavsiyelerine göre azotlu gübrelerden biri, kardeşlenme döneminde % 46 üre, sapa kalkma döneminde % 26 A. Nitrat ve Başaklanma öncesinde de (gebeleşme dönemi) % 33 A. Nitrat olarak verilmelidir. Başaklanma öncesi verilecek gübre daha çok kaliteyi etkilediğinden, bu dönemde toprakta yeterli yağış olmalı, toprak kurak olduğunda ise gübreleme yapılmamalıdır.
Hastalıklar ürünün hem kalitesini hem de verimini düşürmektedir. Bölgemizde yaygın olarak görülen hastalıkların başında kahverengi pas, külleme, yaprak hastalıkları ve kök ve kök boğazı hastalıkları gelmektedir. Hastalığın verim üzerindeki kaybı hastalığın yoğunluğu ve çeşidin hastalığa karşı dayanıklılığına göre değişmektedir. Yapılan araştırmalarda kahverengi pasın tane verimini % 20–60, küllemenin % 5–30 ve kök ve kök boğazı hastalıklarının ise % 10–30 düşürdüğü görülmüştür.
Süne ve kımıl yurdumuzda buğday üretimini kalite ve kantite yönünden olumsuz yönde etkileyen ana zararlılar konumundadır. Süne yoğunluğunun yüksek olduğu yerlerde, mücadele yapılmadığı zaman; ekmeklik, makarnalık ve tohumluk yönünden özellikle buğdayda % 100’e varan oranlarda zarar oluşturabilmektedir.
Süne buğday tanelerinin dolumu döneminde taneleri emerek ve tane içerisine proteaz enzimlerini enjekte ederek zarar vermektedir. Bu kimyasal maddeler tanenin glüten proteini yapısını bozarak ekmeklik kalitesini düşürmektedir
Süne zararı sonucunda buğdayda verim kaybı ile birlikte buğdayın teknolojik kalitesi de bozulmaktadır. Bu enzimler, buğday una öğütüldüğünde una geçmekte ve un su ile hamur haline getirildiğinde aktivite göstererek buğdayın glüten proteinlerini daha küçük molekül ağırlıklı polipeptidlere hidroliz etmektedir.
Buğday kalitesini etkileyen hasat sonrası faktörler ise; alım fiyatları, standardizasyon ve sınıflandırma ile depolama koşullandır. Kaliteli ürün yetiştirmek için kaliteye prim verilmeli. Kalitesi benzer ürünler birlikte depolanarak tek bir buğday standardizasyonu ve sınıflandırılması yapılmalı ve uygun koşullarda depolanmalıdır” dedi.
Kırmızı etli biber için ayrı bir rapor hazırlandığını belirten Arslan raporu şu şekilde hazırlandığını belirtti; “Biber önemli sebzelerden biri olup, bol miktarda taze tüketildiği gibi salça halinde yemeklere renk vermede, salatada, turşu yapımında ve toz halinde bol miktarda tüketilen bir bitkidir. Yeşilbiber denilince, C vitamini akla gelir. İçeriğinde bulunan "capsicin" maddesinin oranına göre meydana gelen acılığı iştahı arttırıcı vasfı ile birlikte sindirim sistemine bir çeşit dezenfekte edici madde olarak ayrı bir önem taşımaktadır.
İç Pazar ile birlikte son yıllarda Orta ve Kuzey Avrupa ülkelerinde talep edilen çeşidin ihracatının ümit verici olması ile ekim sahaları ve ürünlerin miktarı gün geçtikçe artmaktadır. Yapılan araştırmalarda; l. İnce Tatlı sivri, 2. Çarliston bağcı, 3.11- B–14,4. Bilecik ve 5. Ege acı sivri biberleri kullanılmış ve en yüksek 1990 yılı 1 yıllık sonucuna göre 1 l-B–14 çeşidinden elde edilmiştir. Bu çeşitten 8072 kg/da verim elde edilmiştir. Ayrıca bizim bölgemize de adapte olmuş ve oldukça tüketimi fazla olan yerli çeşitlerinde de ortama 7000 kg/da verim alınmıştır.
Ülkemiz genelinde yetiştirilen biber çeşitleri sivri biberler, çarliston biberler, iri kırmızıbiberler, dolmalık biberler, konik biberler ve domates biberleri gibi gruplandırılmışlardır. Biber bitkisinin iklim ve toprak istekleri olarak ılık ve sıcak mevsim meyvesidirler. Soğuklardan çok etkilenip yetiştirme devrelerinde sıcaklık 0 altında 2-^3 dereceye düştüğünde tamamen ölürler. Bu nedenle yastıklarda yetiştirilen fidelerin açıktaki dikin yerlerine ilkbaharda don tehlikesi tamamen kalktıktan ve toprak ile hava sıcaklık şartlan uygun bir hal alınca yapılmalıdır. Biber bitkisinde hava sıcaklığı 15 derecenin altına ve 32 derecenin üzerine çıktığında alınacak verim düşmektedir. İyi bir biber ürünü alabilmek için toprağın derin, geçirgen, su tutma kabiliyeti yerinde besin ve organik maddece zengin bahçe toprağı denilen tınlı topraklardan en iyi neticenin alındığı, erken verim almak maksadı ile yapılan yetiştirmelerde takviye edilmiş kumlu topraklar ve özellikle kumlu-tınlı topraklar üzerinde durulmalıdır. Bu karşın geç olmakla beraber bol mahsul almak istenildiğinde kumlu-killi topraklar tercih edilmelidir.
Sözü edilen bitkinin yetiştirilme tekniğinin ekim nöbetinde ise; Biber tanımı yapılan alanlarda son yıllarda görülen "phytophtotra capcici" mantarlara karşı önlem olarak her yıl aynı alana biber bitkisi ekilmemelidir. Biber ekim nöbetine girebilecek bitkiler pamuk ve buğday ve buğdaygillerdir. En iyi ekim nöbeti; buğday +ikinci ürün+biber olarak belirlenmiştir.
Biber bitkisinin ekimi yapılacağı alanların sonbaharda pulluk ve derin sürüm yapılmalı, ilkbaharda ise diskaro çekildikten sonra hafif bir taban çekilmesi gerekmektedir. Bu işlemi takiben tohumlar, sıcak yastıklara ekilip ve yastıklar içerisinde çimlendirilmelidir, fideler 3–4 yapraklı olduktan sonra tüplere şaşırtılıp Nisan ayı sonlarına doğru asıl dikim yerlerine dikilmelidir. Biber bitkisi genelde sıra arası 80 cm, sıra üzeri 30–50 cm olacak çekilme dikilmelidir. Dikimi yapılan bitkiye hemen can suyu verilmelidir. Ürünün gelişme döneminde gübreleme, sulama, bakım ve hastalıklarla mücadelesi iyi yapılmalıdır.
Biber bitkisinin başlıca hastalıkları arasında; Virüs Hastalıkları, Biberde Hıyar Mozaik Virüsü, Biberde Patates Adi Mozaik Virüsü, Solgunluk (fusarium) Hastalıkları gibi hastalıklar sayılmaktadır. Bu hastalıklarla mücadelenin Zirai uzmanların teknik hizmet desteği ile yürütülmesinin yararlı olabileceği düşünülmektedir. Bölgemizde biber bitkisinin ekim dikimi yoğun yapıldığı bölgelerde yaşayan vatandaşlarla yapılan görüşmelerden anlaşıldığı üzere biber bitkisinin genel olarak her yıl aynı alanlara dikildiğinin beyanı alınmıştır. Bu itibar ile biber ekim nöbetine uyulmadığı zirai mücadelenin Uzman Ziraatçılar ile istişareliğin yapılmadığı toprak analizlerinin sonuçlarına riayet edilmediği hele hele de biber bitkisinin hava sıcaklığı konusundaki duyarlılığı en düşük 15 ve en yüksek 32 derecenin dışındaki iklim şartlarında verim düşüklüğünün kaçılmaz olduğu düşünüldüğünde biber bitkisinin gelişme döneminde bölgemizdeki hava sıcaklığının küresel ısınma ile birlikte 32 derecenin üzerinde seyretmiş olduğundan sözü edilen bitkinin veriminde düşüşlerin kaçınılmaz olduğu bu itibar ile gerek bölgeye elverişli türlerin  seçilmesine, iklim isteğine uyulmasına toprak isteğine özen gösterilmesine, yetiştirme tekniğine özen gösterilmesine, bakım, gübreleme, sulama, hastalıkları ve zararları ile mücadele edilmesine hele hele de ekim nöbetine dikkat edilmesine ve uzman ziraatçılar ile koordineli çalışmasına özen gösterilmesi hallerinde verim düşüklüğünün önüne geçilebileceği-kanaatinde olduğumda İl Genel Meclisi’nin takdirlerine arz ederiz”
* “Aklınızı başınıza alın ve bizi bu dış bağımlılıktan kurtarın”
Daha sonra konuşma yapan Arslan; “Çiftçimiz ekim yapacağı zaman anlamsız bir şekilde gübreye zam geliyor. Ekim zamanı geçtikten sonra ise anlamsız bir şekilde düşüyor. Gübre üzerinde oyunlar oynanıyor. Bu oyunlar çiftçiyi gübreden soğuturken, üretimin azalmasına neden oluyor” dedi.
AK Parti Grup Başkan Vekili Yurdaer Ulus; “Ben Bu raporda sorunun cevabını bulamadım. Bu rapor bize istediğimizi vermiyor. Biz burada bölgemiz iklimine, topraklarına uygun buğday çeşitlerini konuşmalıyız, ama biz neleri konuşuyoruz. Ben bu işi daha fazla uzatmayalım diyorum. Bu iş milletvekillerimizin işi bırakın biz köylerimizin sıkıntılarıyla ilgilenelim” şeklinde konuştu.
Daha sonra konu hakkında konuşma yapan CHP Babaeski Üyesi Hüseyin Taşkın; “Ülkemizde tohumu dahi dışarıdan alıyoruz. Bugün İsrail’de salata şeklinde domates bulmak dahi mümkün. Çünkü bu sebzelerin genleriyle oynanıyor. Bizde bu ülkeden tohum alıyoruz. Parayla aldığımız tohumların yanında bizim topraklarımıza ücretsiz hastalık veriliyor. Çiftçilerimiz bu konuları dikkate alarak hareket etmeli. Ben çiftçimize uyanın artık diyorum. Yoksa 2025 yılında paramız olsa dahi buğday alamayacak duruma geleceğiz” dedi.
Ulus tekrar söz alarak; “Ülkemizde birçok üniversite var. Ben üniversitelere seslenmek istiyorum; aklınızı başınıza alın ve bizi bu dış bağımlılıktan kurtarın. Üniversitelerimiz amacına uygun çalışsalar dışarıdan tohum almak zorunda kalmayız” dedi.
Raporun görüşülmesi bugünkü birleşimde devam edecek.  (yy)

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here