“Bizim KOBİ’lere paketten fazla bir şey çıkmadı”

17
13. Girişim ve İş Dünyası Zirvesi’nin sonuç bildirgesinde açılımların başarısı için iletişimin doğru yapılması gerektiğinin altı çizildi. MAKSİFED üyesi de olan Lüleburgaz İşadamları Derneği (LÜSİAD) 2 gün süren toplantılara, dernek başkanları Dr Armağan Ayyıldız yönetiminde 11 kişilik bir heyet ile katıldı.

ŞENOL GONCAGÜL/İSTANBUL

Türk Girişim ve İş Dünyası Konfederasyonu (TÜRKONFED), Türkiye için tarihi önemi olan ancak başarılı olmamasının kritik sonuçlar doğuracağı siyasi açılımlar için ülke çapında mümkün olan en geniş uzlaşma tabanının sağlanması ve bunun iletişiminin doğru yapılmasının elzem olduğunu ve bu sorumluluğun hükümette olduğunu bildirdi.
13. Girişim ve İş Dünyası Zirvesinde, TÜRKONFED Yönetim Kurulu, yapılan değerlendirmelerle ilgili olarak bazı hususların kamuoyuna duyurulmasının kararlaştırıldığını belirtti. Zirve bildirgesinde, 2009’un büyük küresel krizin tüm kuvvetiyle hüküm sürdüğü bir yıl olduğunu, küreselleşmenin ulaşmış olduğu düzeyin, Türkiye’nin de bu krizden diğer ülkeler gibi etkilenmesine yol açtığı belirtildi. Bildirgede, şunlar kaydedildi:
"Bu yıl Türkiye’nin siyasi gelişimi açısından da önemliydi. Ekonomik ve siyasi sorunların birbirinin içine bu denli geçmiş olduğunu gördüğümüz nadir tarihi dönemeçlerden biriydi. Türkiye bu süreçte içte ve dışta önemli açılımlar başlattı. Bu önemli süreci başarıyla yönetmek, ekonomik ve siyasi olarak istikrar, huzur ve refah içinde bir ülke olmak için yapılması gereken ödevlerimiz çoktur.
Ekonomik açıdan krizden çıkış süreci iyi yönetilmelidir.
Son verilerin uyandırdığı beklentilerin hayal kırıklığına dönüşmemesi, krizden çıkışın kuvvetli ve kalıcı bir büyümeye dönüşmesi için ekonomik konjonktür doğru yönetilmelidir. Aşırı iyimserliğe kapılıp, KOBİ’lerin içinde bulunduğu zor koşulları göz ardı ederek, ekonomik aktiviteyi destekleyen politikalar, örneğin istihdam destekleri ve 5084 sayılı Teşvik Kanunu, zamanından önce terk edilmemelidir.
Kalıcı ve kuvvetli büyüme için yapısal sorunlar çözülmelidir.
Türkiye;de hala vergi reformu, kayıtdışı ile mücadele, bürokrasinin azaltılması, işgücü ve ürün piyasalarının rekabetçi kılınması gibi birçok temel konuda yapısal sorunlar varlığını korumaktadır. Üretim ve ihracat odaklı reel büyüme yöntemine bir an önce geçilmeli ve bu alanlarda gerekli reformlar vakit geçirilmeden tamamlanmalıdır.
Son dönemlerde tedirgin edici bir eğilime de vurgu yapmak istiyoruz. Her tutumuyla adil olmasını beklediğimiz devlet organlarının kendilerine devrettiğimiz geniş yetkilerini başta vergisel uygulamalar olmak üzere amacının dışında kullanıyor olduğu yönünde giderek artan şikayetler, huzursuzluk tohumlarının yeşermesine neden olmaktadır. Bu durum bir an önce engellenmelidir.
Geleceğin rekabet yarışının hazırlıklarına bugünden başlanmalıdır.
Küresel krizden sonra zayıf seyredecek dış talep ve yoğunlaşacak olan ülkelerarası rekabet, finansman, pazarlama, ulaştırma, üretim zincirleri, inovasyon merkezleri gibi birçok alanda değişimleri zorunlu kılacaktır. KOBİ’lerin de gerekli değişimleri gerçekleştirebilmesi için, eğitim ve Ar-Ge başta olmak üzere birçok alanda önemli desteklere ihtiyacı vardır.
Hükümet şirketlerimizi bu yeni dünyaya hazır hale getirecek adımları bugünden başlatmalıdır."
Bildirgenin siyasi değerlendirmeler kısmında, en geniş uzlaşma tabanının sağlanması gerektiğine dikkat çekildi.


Yapıcı muhalefet ihtiyacı
Türkiye için tarihi önemi olan ancak başarılı olmamasının kritik sonuçlar doğuracağı siyasi açılımlar için ülke çapında mümkün olan en geniş uzlaşma tabanının sağlanması ve bunun iletişiminin doğru yapılması gerektiğine vurgu yapılan bildirgede, "Bu sorumluluk hükümetindir" denildi.
"Yapıcı muhalefet gereklidir" başlığı altında ise muhalefetin tarihe karşı sorumluluğunu unutmadan daha yapıcı bir üslup kullanması gerektiği belirtilerek, şunlar kaydedildi:
"Yeni Anayasa’nın bir an önce yapılması gereklidir.
Parti kapatmak, Türkiye;yi çağdaş demokratik ilkeler ve evrensel standartlardan uzaklaştırmaktadır. Parti kapatarak, hem sorunu çözmüyor, hem de bugün bastırdığımız sıkıntıların yarın daha güçlenerek ortaya çıkmalarına yol açıyoruz. Bu konuda asıl sorumluluk, mevcut kanunlara göre karar vermesi gereken Anayasa Mahkemesi’nin değil, çağdaş kanun yapması gereken yasama organınındır. Hukukun sağlıklı işleyebilmesi ve hukuki yapıların siyasi karar almakla suçlanmalarına mahal verilmemesi için, hazırlanacak olan yeni Anayasa’da ve bağlı yasalardaki gerekli düzenlemeler yapılmalıdır. Bunun yanı sıra siyasi partilerin de toplumsal hassasiyetler konusunda dikkatli olmaları gerekmektedir.
Türkiye’nin içinde bulunduğu kritik sürecin sağlıklı ve huzurlu bir biçimde aşılabilmesi için hükümet, siyasi partiler ve sivil toplum kuruluşlarına kadar toplumun tüm kesimlerine çok önemli sorumluluklar düşmektedir. Ekonomik krizin de tetiklemiş olduğu siyasi krizler geri dönüp yine ekonomiyi olumsuz etkilemektedir. Bu kısır döngünün kırılması gerekmektedir. Bu konuda kaybedecek zaman kalmamıştır."
Bildirgede, 1 milyon kişiye istihdam sağlayan, 200 milyar dolarlık iş hacmi gerçekleştiren ve on bin iş insanını temsil eden bağımsız bir kuruluş olarak TÜRKONFED’in bu konuların sonuna kadar takipçisi olacağı ve üstüne düşen sorumlulukları yerine getirmek için tüm gücüyle çalışacağı belirtildi.
Beysel: Tarihten ders almayanları tarih de millet de affetmeyecektir
Zirvede söz alan TÜRKONFED Yönetim Kurulu Başkanı Celal Beysel, ekonomik kriz yetmezmiş gibi, siyasi açıdan da zor bir yıl geçirildiğini, ekonomik ve siyasi krizlerin bu denli birbirinin içine geçmiş olduğu pek az dönem görüldüğünü dile getirdi.
Türkiye’nin bu tarihi dönemeci ekonomik ve demokratik anlamda sınıf atlayarak aşması için içte ve dışta önemli adımların atılması gerektiğini ifade eden Beysel, şunları söyledi:
"Bu bağlamda hükümet, bazı değişim çabalarını başlattı. Üzülerek söylemek gerekir ki bu çabalar henüz yeterince başarılı olamadı. Siyasi açıdan bakılınca çok uzun yıllardan beri sürmekte olan ve binlerce insanımızın canına mal olan, büyük ekonomik kayıplara yol açan Kürt sorununu çözmek için bir açılım süreci başlatıldı. Bu andan itibaren Türkiye;de daha önce tabu olan birçok konu kamuoyunda tartışılmaya, beyinlerdeki sansürlemeler de yavaş yavaş ortadan kalkmaya başladı. Analitik düşünme becerimiz gelişiyor ümidi doğdu bende. Sadece bu bile, açılımların kendisi kadar önemli bir adımdır. Demokratikleşme çabaları başarıya ulaşırsa AB’ye üye adayı ülkemizin önünde geniş ufukların açılacağından şüphemiz yoktur.
Toplumsal değişim sürecinin zorluğu, herkes için malumdur. Bu süreçte sadece son bir iki haftada girdiğimiz türbülansın zaten siyasi kutuplaşmalarla gerilmiş olan toplumun moralini iyice bozduğu da açıktır. Ancak bu yaşananları, yepyeni bir anlayışla, birbirini anlayan, birbirinin hak ve hürriyetlerine saygı gösteren insanlardan oluşan bir toplum için yaşanması gereken doğum sancıları olarak görmeliyiz ve ümitsizliğe kapılmamalıyız. DTP’nin kapatılması sonucu çıkan olaylarla birlikte demokratikleşme hedefimize ulaşmak için gerekli adımlar devam edebilecek mi sorusunun yanıtını ise, tabii ki parlamentomuz verecektir.  Eğer siyasi partilerimiz 70’lerin sonunda gördüğümüz gerilim sahnelerini ve acılarını bize yeniden yaşatırlarsa, yani tarihten ders almamış iseler, tarih de millet de onları af etmeyecektir hiç şüphesiz."
Muhalefetin de ülkenin yarınları hususunda en az hükümet kadar sorumlu olduğunu hiç unutmaması gerektiğini belirten Beysel, "Bu konuda mecliste bugünlerde gördüğümüz kavga ortamı, içimizi karartıyor, moralimizi bozuyor doğrusu. Vekillerimizin işlerini yaparken kullandıkları usul ve üslubun yanlış olduğunu bir kez daha vurgulamak istiyorum. Unutmayın: Mecliste birbirleriyle kavga eden, birbirlerine hakaretler yağdıran vekillerin halka itidal, sağduyu çağrısı yapması hiç de etkili olmuyor." diye konuştu.
"Oy ve seçim gailelerini bir kenara bıraksınlar"
Celal Beysel, tüm partileri oy ve seçim gailelerini bir kenara koyup, demokrasi tarihi boyunca bir kez olsun analitik düşünmeye, ortak aklı oluşturmaya, toplumu bölmekten vazgeçmeye davet etmenin, TÜRKONFED olarak görevleri olduğunu kaydetti.
Türkiye’nin, siyaseten böylesi kritik bir dönemeci yaşarken, bir yandan da ekonomik açıdan küresel krizle boğuştuğunu, Türkiye’nin küresel krizle yapısal güçlü sayılabileceği bir aşamada karşılaştığını belirten Beysel, "Buna rağmen krizden, güçlü yapımızın ima ettiğinden daha fazla etkilendik. Bunun başlıca nedeni, içeride hakim olan olumsuz psikolojiydi. Geçmişten gelen kriz hatıralarının hafızalarda çok güçlü olduğu Türkiye;de oluşan korku atmosferi, krizin etkilerinin katlanarak yaşanmasına neden oldu" dedi.
Yapısal reformların yavaş ilerlediğini, vergi sisteminde reform yapılması gerektiğini bildiren Beysel, "Teşbihte hata olmaz maliyenin sadece kafesteki kazların tüylerini, hem de öldüresiye yolmaktan vazgeçmesi gerekmektedir" diye konuştu.
Ekonomide reform sürecinin daha uzun zaman alacağından endişe edildiğini, reformları yapacak olanın siyasi irade olduğunu dile getiren Celal Beysel, şunları kaydetti:
"Burada bir konuya açıklık getirmek ve bazı bilgi eksikliklerini gidermek istiyorum. TÜRKONFED olarak yıllardır mesleki eğitim konusunda çalışmalar yapıyor, konuyu öğreniyor, bu konuda fikir üretme becerimizi geliştiriyoruz.
Gördüğümüz gerçeği bilmeyenleriniz olabilir: Bu gün imam hatip liseleri, genel liselerle eşdeğer bir eğitim vermektedir. Tek farkları, din eğitiminin ağırlaştırılmış olmasıdır. Bu bizim tercihimiz değildir, yıllar içinde konu buraya gelmiştir. Bu gün ülke, imam hatip yanlıları ve karşıtları olarak ikiye bölünmüş durumdadır. Bu konunun kavgası, imam hatipleri meslek lisesi kabul eden bir Hülle usulü ile yapılmaktadır. Açıkça tartışılmayan bu konu, sonunda gençlerimize, sanayimize zarar vermektedir ancak kavga eden tarafların umurunda değildir bu durum. Oysa sanayici ve iş adamı olarak bizim umurumuzdadır, doğrularımızı ifade etmeye devam edeceğiz. İmam Hatip Liseleri, derhal meslek eğitim lisesi statüsünden çıkartılmalıdır.
Hangi statüye gireceği hususunda şahsen, veli olarak düşüncemiz vardır, elbette.
TÜRKONFED olarak statü konusunda ortak bir beyan geliştirmek, bizim işimiz değildir. Konuyu analitik olarak incelemeyenlerin, yanlışlarla dolu beyanlarına yanıt vermeye gerek görmüyorum."
Özyeğin: Türk girişimcisine herkesin güvenmesi gerekir
FİBA Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Hüsnü Özyeğin, “Türk insanının içinde girişimci ruhu olduğuna inanıyorum. Girimcilik biraz Allah vergisi. Dünyanın hiçbir ülkesinde 5 yıldızlı otelleri yapanların tekstilci, müteahhit olduğunu göremezsiniz” dedi. Özyeğin, şöyle konuştu: “Biz ‘ne olacak bizim memleketin hali’ diyoruz; halbuki yabancılar bize daha fazla saygı duyuyor. Avrupa’da hazırlanan bir rapora göre Türkiye; İtalya ve İspanya’yı geçecek. Türkiye, petrol-enerji üretmeyen gelişmekte olan ülkeler içinde, krizde çok nadir notu artan ülkelenden oldu. Türk girişimcilere hepimizin güvenmesi lazım. KOBİ’lerin kendini bankaya tanıtması, şeffaf olması çok önemli.”

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here