Akil İnsanlar Heyeti Kırklarelililerle bir araya geldi

16
“Kürt meselesi büyük güçlerin, bölgesel devletlerin kullandığı bir araç”
* Akil İnsanlar Heyeti Marmara Bölgesi Grubu 23 Mayıs 2013 Perşembe günü Kırklareli’de yaptığı toplantıda ülke sorunları konuşularak vatandaşların sorunlarına da değinildi.
HABER MERKEZİ
Akil İnsanlar Heyeti Marmara Bölgesi Grubu Kırklareli’de Sivil Toplum Örgütleri ile bir araya geldi.
23 Mayıs 2013 Perşembe günü saat 15.30’da Kırklareli Ticaret Borsası’ndaki toplantı Prof. Dr. Deniz Ülke Arıboğan Başkanlığı’nda gerçekleştirilirken, Akil İnsanlar Heyeti Marmara Bölgesi Grubu’nun sekreteri Yrd. Doç. Dr. Levent Korkut ve üye Hülya Koçyiğit katıldı.
Akil İnsanlar Heyeti Marmara Bölgesi Grubu Başkanı Prof. Dr. Deniz Ülke Arıboğan, toplantıya belirtilen saatte başlayamayıp geç kaldıkları için özür dileyerek öncelikli olarak Akil İnsanlar Heyeti’ni anlattı.
“30 yıldır devam eden çatışmalarda ülke halkı bir birine düşmediyse, halen kardeşliğini sürdürüyorsa, halkımız halen ‘biz kardeşiz’ diyebiliyorsa bizler değil ülkemiz halkı akildir” diyen Arıboğan, Akil İnsanlar heyetinin oluşturulmasından bu yana çeşitli söylentiler olduğunu bunlara rağmen insanlar ile buluşmaya devam ettiklerini söyledi.
Arıboğan; “Halkımız akil insanlar heyetinin ne yaptığını neden oluşturulduğunu tam olarak bilmiyor. Öncelikli olarak toplantılarımıza heyetin ne işe yaradığını anlatmakla başlıyoruz. Akil insanlar heyetinin dünyada da örnekleri var. Sayın Başbakan bize bu görevi verdiğinde ve adımızı ‘Akil Adamlar’ olarak koyduğunda bizden kısmi itirazlar oldu. Öncelikle adımızın ‘Akil Adamlar’ olmasını hiçbirimiz sevmedik. Bunun iki sebebi vardı. Birincisi, dünyada bu barışma ve çatışma sonrası çözümleme aşamalarında böyle heyetler kanuni değişiklikler yapmak için kuruluyor. Bizler böyle teknik heyetlerden değiliz. Onun için uluslararası anlamda kabul edilen teknik akil adamlar standardına uygun değiliz. İkincisi, bu ‘Akil Adamlar’ lafı koyulunca üzerimize, bizleri akıllı, kalan kısımdakileri daha farklı olarak konumlandırır gibi oldu. Bu son derece yanlış. Her gittiğimiz yerde, 30 yıldır süren bir çatışma sürecinde hala bu ülkenin halkı birbirine düşmediyse, ‘hala kardeşiz’ diyebiliyorsa bu ülkenin halkı akildir diyoruz.
* “Toplumun farklı kesimleri kendilerini rahat hissetmiyor”
Yaptığımız toplantılarda şunları gördük; ülkemizde aleviler kendilerini rahat hissetmiyorlar, Sünnilerin de birçoğu rahatsız. Çocuklarını başörtüsüyle okula yollayamadıkları için. Bir bakıyorsunuz sol sendikalar sıkıntı çektiklerini iddia ediyor, romanlar bizlerinde hakları var diyor. Hatta Kibariye’nin de heyetimizde olmasını istediler. Çokta haklı buldum.
* “Şiddet görerek kadınların öldürüldüğü bir ülkedeyiz”
Ülkemizde 1,5 milyon roman var. Daha sonrasında toplantılarda kadın dernekleri kadınlara yönelik şiddete değindiler. Teröre kaybettiğimiz insan sayısından çok daha fazla erkek şiddeti sonucu kadınların hayatını kaybettiği bir ülkede yaşıyoruz. 
* “Toplumun yüzde 80’in üzerinde barışa ve kardeşliğe destek veriyor”
Toplumda dillendirilmesi gereken çok büyük sıkıntılar var. Biz bu konuyu sadece PKK’ya endeksler ve barışı buradan sağlayacağımızı zannedersek çok büyük bir hata yaparız. Bir tarafın fay hatlarına beton döküp sağlamlaştırmaya çalışırken, öbür tarafın fay hatlarında enerji birikimine yol açarız. Ya bu ülke toplam bir demokratikleşme hamlesine girecek yada ayrı ayrı tartışacak. Bu birleşmeye değil ayrışmaya teşvik eden bir durumdur. Toplumun yüzde 80’in üzerinde barışa ve kardeşliğe destek veriyor. Ama bütün bu desteğe rağmen ben barışa karşıyım demiyor. İnsanlar; “bu ülkede barış olsun ama” diyorlar. Bir takım amalar var. 
* “Kimin yumruğu değil fikri güçlüyse o kazansın”
Bizim raporlarımız sadece iktidar partisine değil, mecliste grubu bulunan ve bulunmayan bütün partilere gönderilecek. Toplumun herhangi bir noktasına kapalı hiçbir şey yok. Bütün verilerimizi, yazdığımız notları basınla paylaşıyoruz. Bizleri siyaset yönetmiyor. Bizler; “ne konuşulacaksa konuşulsun kimin fikri daha güçlüyse o kazansın kimin yumruğu güçlüyse değil” diyoruz. 
* “Siyasetin dili çok ağır. Çok şiddet içeriyor”
Ortadoğu’dan Türkiye’ye sıçrayan kıvılcımlar var. Bu kıvılcımları yangına dönmeden söndürecek önlemleri almamız gerekiyor. Türkiye’deki bu iç dinamikler dış dünyanın kullandığı malzemelere dönüşebiliyor. Çok akıllı bir devlet yapılması şart. Toplumdaki akilliğin siyasete yüklenmesi gerekiyor. Toplantılarımızda yüksek sesli tartışmalar görüşmeler olabiliyor. Hiçbir zaman siyasetin kendi arasındaki tartışmalar kadar seviyesiz ortama girmedik. Toplumun dili siyasetin dili kadar şiddet taşımıyor. Siyasetin dili çok ağır. Çok şiddet içeriyor. Buda toplumu gerginleştiriyor. Bizlere söylenen ilk cümle şu; “önce siyasetçiler dillerine dikkat etsinler.” 
* “Siyasetçiler kamerayı gördükleri anda coşuyorlar”
Siyasetçiler seçimden önce oy sandığında propaganda yapıyorlar, sonra seçilince Ankara’da bambaşka bir psikolojiye dalıyorlar. Dünyanın en basit konusunda bile iktidar ve muhalefet ikiye ayrılıyor, mutlaka karşı karşıya geliyorlar. İnsanlarla siyasetin bağlantısı kopuyor. Siyasetçiler çok farklı bir ruh hali içindeler. Salı günleri grup toplantılarında kamera karşısına çıkan siyasetçiler bir birlerine en ağır lafları söyleyerek, hakaretler ediyor. Kamera karşısına çıkınca kendilerinden geçiyorlar. Grup toplantılarında kamera karşısında bir birlerine hakaret eden en ağır lafları söyleyen siyasetçiler, toplantının bitmesinin ardından aynı masada oturup çay içiyor hoş sohbetler ediyorlar. Yaklaşık iki aydır toplantılarımıza devam ediyoruz ve şunu gördük akil heyetin yapabileceği en doğru şey, siyasete bir baskı uygulamak maksadıyla toplumun duygularını alıp, siyaset dışı bir platformdan siyasete ulaştırmak. 
* “Bu ülkede 4 aydır silahlar atılmıyor”
Heyetimizi siyasetin yönlendirdiğine dair söylentiler var. Öyle bir durum yok. Yıllardır aynı şeyi söylüyoruz. ‘Bu silahlar sussun, ne konuşulacaksa konuşmaya hazırız’ diyoruz. İnsanların konuşarak çözemeyeceği hiçbir sorun yok. Bu bizim projemiz, hükümet arkamıza düştüyse ne ala, muhalefet de arkamıza düşerse ne ala. Yıllardır sanatçısıyla, yazarıyla, çizeriyle yazdığımız yazılarda barıştan, haktan, hukuktan, adaletten, eşitlikten bahsederken; ‘bu silahlar sussun’ diyoruz. PKK Terör Örgütünün geri çekilmesi ülkede barışın sağlanması için başlatılan çözüm sürecinin sonuçlarını almaya başladık. Yıllardır silahların susmadığı bu ülkede 4 aydır silahlar atılmıyor, şehit haberleri gelmiyor, analarımız, babalarımız, kadınlarımız, çocuklarımız, vatanımız şehit haberlerini almıyor, ağlamıyor.” 
* “Kürt meselesi büyük güçlerin, bölgesel devletlerin kullandığı bir araç”
Kürt meselesi yada terör meselesi var. Dünya çapında baktığımızda İran, Irak, Suriye’yi kapsayan bir nüfus var. Bu mesele Ortadoğu’daki dengelerin korunabilmesi için büyük güçlerin, bölgesel devletlerin de bir birlerine karşı kullandığı bir araç aslında. Farklı isimlerde Kürt meselesi farklı aktiviteler içerisine girdi. George Bush döneminde özellikle Irak ve Kuzey Irak bölgesinde Kürdistan Otonom Bölgesi ilan edilmişti. Anayasal anlamında federal yapı içerisinde tescil edildi. Bu bir Kürt siyasi yapısı oluşturdu. Bunun yayılması endişesi bütün ülkelerde var. Obama’nın politikasındaki değişiklik, Kuzey Irak’a gönderdiği askerini geri çekmesi bölgedeki Kürt hareketleri açısında çok depresif bir döneme geçilmesine neden oldu” şeklinde konuştu.
* Koçyiğit; “Ülke hepimizin kutsalı, bayrağımız hepimizin değeri”
Akil İnsanlar Heyeti Marmara Grubu üyesi Hülya Koçyiğit, konuşularak çözülmeyecek hiçbir sorun olmadığını ifade ederek, akil insanların hak, eşitlik ve adaletten yana olduklarını belirtti.
İlk kez çeşitli kesimlerle bir araya gelerek Türkiye’nin geleceğini inşa etmek için konuştuklarını anlatan Koçyiğit; “Akil insanların ismi ne olursa olsun, barıştan, haktan, hukuktan yana, adaletten, eşitlikten yana olduğumuz bir gerçek. Bu nedenle belki de Türkiye’’de ilk defa çeşitli görüşlerden olan insanlar bir araya gelerek, geleceği inşa etmek için konuşuyor. Hepimiz ülkemizi çok seviyoruz. Bizlerin kutsalları var. Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarının kurduğu ülke hepimizin kutsalı, bayrağımız hepimizin değeri. Bunlardan asla ödün vermeyi düşünmüyoruz ama bu konularda endişeler olması bir vatandaş olarak benim içimi acıtıyor” dedi. 
* Korkut; “Türkiye’nin sorunlarının dışında artık toplumun da sorunları konuşuluyor”
Grup sekreteri Yrd. Doç. Dr. Levent Korkut da, Türkiye’deki sorunların yanı sıra bugüne kadar yapılan 50’ye yakın toplantılarda toplum dile getirdiği sorunların da konuşulmaya başlandığını ifade etti.
Türkiye’nin sorununun tespitinde iki ayrı çerçeve olduğunu gördüklerini anlatan Korkut, toplantıda yaptığı konuşmasında şunları söyledi; “Biz yıllarca süren şiddetin önlenmesi, huzurun ve barışın sağlanması üzerine yola çıkmıştık ama toplumda şiddetin dışında başka sorunlar da olduğunu gördük. Nerede toplantı yaptıysak insanlar bu sorunlarını dile getirdiler, anlattılar, sorunlarına çözüm aranmasını istediler. Bunları da dinleyerek raporlarımıza yazmaya başladık. Türkiye’nin sorununun tespitinde iki ayrı çerçeve olduğunu gördük. Bunlardan ilki, gerçekten şiddetle ve onun meydana getirdiği tahribat, şehitler, ölenlerin yakınlarının içinde olduğu acılar gibi. Ama bunun dışında bir de ülkenin geleceğine bakan bir halkla da karşılaştık.” 
* “Dindar bir Türk olarak mağdur ve devlete karşı kendimi güçsüz hissediyorum”
Heyet konuşmalarının ardından toplantıya katılanların sorularını yanıtladı. İlk olarak Kırklareli Üniversitesi öğrencilerinden Bünyamin Taş heyete yaşadığı bir sorunu dile getirdi.
Eşinin başörtülü olduğuna dikkat çeken Taş, eşi ve eşi gibi kapalı insanların kamu kurumlarında başörtülü olduklarını için çalıştıramadıklarını vurguladı.
Devletin özel hayattan, insanların kılık ve kıyafetinden elini çekmesini isteyen Taş; “Türkiye’de sorunları olan insanlar sadece Kürtler değil. Devletin yapısından kaynaklanan diğer vatandaşlar da rahatsızlık yaşıyor. Bunun için anayasanın değişmesi gerekiyor. Halka ve devlete yönelik tanımların değişmesi gerekiyor. Dindar bir Türk olarak kendimi mağdur ve devlete karşı kendimi güçsüz hissediyorum. Devlet ben ve benim gibi insanları mağdur ediyor. Eşim başörtülü olarak kamu kuruluşlarında çalışamıyor. Bir kılık kıyafet çerçevesi çizilmiş ve o çerçevenin dışına kimse çıkamıyor.
Devlet lütfen özel hayattan ellerini çeksin ve siyasette anayasanın değişmemesi konusunda direniş göstermesin.
Bunu sadece muhalefet için söylemiyorum. İktidar partisi içinde söylüyorum. Sayın Başbakan Aleviliğin bir kültür olduğunu söylüyor. Buna Sayın Başbakan yada siyasiler buna karar vermesin. Aleviler kendilerini ne olarak tanıdıysalar odur. Siyasiler; İslam’da başörtüsü yoktur siz kendiniz uyduruyorsunuz demesinler” dedi.
Toplantıda söz alan katılımcılardan bir diğeri ise Kırklareli Üniversitesi’nden Mevlüt Tatlıyer, medyanın, heyetlerin ziyaretlerinden sadece tartışmalı bölümleri gösterdiğini ifade etti. Tatlıyer’in bunun sebebini sorması üzerine Hülya Koçyiğit, medyanın şiddeti reyting gerekçesiyle ön plana çıkardığını söyledi.
Arıboğan ise medyanın bir bölümünün özelilikle kendilerini protesto eden grupları ekranlara getirdiğini kaydetti.
Arıboğan, toplantılardan bir anısını şu şekilde anlattı; “Bir kentte vatandaşın biri, elindeki kağıdı okuyarak hakaret etti. Bizleri protesto etti, tepki gösterdi. Toplantı sonrasında polis bizi salonun arka kapısından çıkarırken, içeride bize tepki gösteren kişi bana doğru koşmaya başladı. Hala tepki gösterecek sandım ve bir anda korkarak kendimi siper aldım. Ama bir baktık ki yanıma gelerek polis memuruna telefonunu verdi ve ‘Hocamla benim fotoğrafımı çeker misin?’ diye sordu. Böyle şeyler de oluyor. Salonda toplantı sırasında bana tepki gösteren kişi talimat almış ve elindeki yazıyı okuyarak bizlere hakaret eden kişi dışarıda bir başka davranıyor” dedi.
* “Eğitim ve adalet her hükümete değil devlete göre ayarlanmalı”
Yapılan konuşmaların ardından soruları da yanıtlayan heyete Gazetemiz İmtiyaz Sahibi Elmas Cankurt da eğitim sistemine ve ülkemizdeki adalet sistemine yönelik öneride bulundu.
Cankurt, akil insanlar heyetine bulunduğu öneride şunları söyledi; “Ülkenin kalkınması eğitim ve adaletten geçer. Her bakan geldiğinde eğitim sistemimiz değişiyor. Her bakan değişince de adalet değişiyor. Biz nasıl kalkınacağız. Hedefimiz batı toplumlarını geçmek. Atatürk’ümüzün de dediği gibi o noktaya varmak. Bunların hükümet noktasından devlet noktasına getirilmelidir diye düşünüyorum. Eğitimle çok sorunun üstesinden gelineceği inancındayım. Ama Milli Eğitim Bakanlığı ile Adalet Bakanlığı bu konuyu dikkate alır diye düşünüyorum.”
Grup Başkanı Prof. Dr. Deniz Ülke Arıboğan, Gazetemiz İmtiyaz Sahibi Elmas Cankurt’un önerisi üzerine yaptığı konuşmasına; “beni can evimden vurdunuz” diyerek başladı.
Arıboğan; “Eğitimdeki hızlı değişimler benim çok kafaya taktığım ve üzerinde çok yazılar yazdığım bir konu. Böyle bir eğitim olmaz. Her gelen bakanın kendi sistemini kurduğu bir eğitim sistemi olmaz” dedi.
* Korkut; “Ciddi bir eğitim reformuna ihtiyaç var”
Gazetemiz İmtiyaz Sahibi Elmas Cankurt’un eğitim sistemi ve adalet sistemine ilişkin önerisi üzerine bir konuşma yapan Akil İnsanlar Heyeti Marmara Bölgesi Grubu’nun sekreteri Yrd. Doç. Dr. Levent Korkut, eğitim kurumlarının modern eğitim anlayışını yansıtmadığını ifade ederek, eğitim konusunda ciddi bir reformuna ihtiyacın var olduğuna dikkat çekti.
Eğitim sistemi içerisinde toplumun farklı kesimleri kendi özlerini, kendisini yansıtan kimlikleri göremediği, dolayısıyla insanların yabancılaştığını anlatan Korkut; “Eğitim sistemi zaman zaman gündeme geliyor. Bugünkü hükümette dahil olmak üzere Türkiye’deki son yönetimlerin en başarısız olduğu alan eğitimdir. Eğitimde eşitlik ve karşılıklı olarak eğitimden faydalanmada eşitlik dahil olmak üzere eğitim kurumlarımız modern eğitim anlayışını yansıtmıyor. Demokrasi öğretilmiyor bu eğitim sisteminde. Demokratik eğitim yönetimi değil. Toplumun farklı renklerini yine bu eğitimde görmüyoruz. Eğitim sistemi içerisinde toplumun farklı kesimlerinin değer verdiği kişilerin sanat eserleri yer almıyor. Alevileri temsil eden birkaç halk şairinin şiirlerinden koyabilirsiniz. Kürtlerden de kimse yok. İnsanlar bu durumdan alınıyor. Bunlar o belki ‘biz’ duygunuzu yıpratan faktörler. Herkes kendisini görmek istiyor o kitaplarda, eğitim sisteminde. Herkes kendisini, özünü, görüşlerini hissetmek istiyor. Bu hissetme yaşanmayınca da bu sefer insanlar yabancılaşıyor. Haklılar. Toplumun önemli noktalarında kendinizi görmezseniz, hissedemezseniz uzaklaşır ve yabancılaşırsınız. Bunu tersine döndürmemiz gerekiyor. Bunun en önemli noktalarından birisi de eğitimdir. Halen tarih kitaplarında çok yanlış, çatışmalar oluşturacak bilgiler var. Uzun bir süredir bunların temizlenmesi için uğraşıldı. Bir kısmı temizlendi fakat tamamlanamadı. Ciddi bir eğitim reformuna ihtiyaç var” dedi.
Heyet toplantıya katılan vatandaşların sorularını yanıtlayarak notlarına aldı.
* Toplantıdan 1 gün önce güvenlik önemleri alındı
Akil İnsanlar Heyeti Marmara Bölgesi Grubu’nun Kırklareli’ne geleceği 1 gün öncesinden toplantının yapılacağı Kırklareli Ticaret Borsası yakınlarında geniş güvenlik önemleri aldı.
Kırklareli-İstanbul karayolunun bir bölümü araç trafiğine kapatılarak ulaşım tek yönden verildi. Güvenlik önlemleri çerçevesinde yaklaşık 500 polis görev alırken, vatandaşlar toplantıya günler öncesinden akredite yaptırarak girme fırsatı buldu. Vatandaşlar toplantının yapılacağı Ticaret Borsası’na ulaşmak için yaklaşık 3 ila 5 barikatı aşmak ve üst aramasından geçmek zorunda kaldı. Vatandaşların üzerinden çıkan bozuk para, çakmak, kalem, parfüm, şeker gibi eşyalara el konularak emanete alındı.
* Toplantıda aynı görüşteki insanlar iddiası
Akil İnsanlar Heyeti’nin Kırklareli Ticaret Borsası’nda yaptığı toplantıda, heyete bir soru soran Kırklareli Belediyesi CHP’li Meclisi üyesi Şenol Can, toplantıda sadece aynı görüşte insanların alındığı, diğer siyasi parti görüşünü savunan insanların barikatlardan ya da kapıdan geri çevrilerek içeri alınmadığını söyledi.
* Eylemciler ilk barikatta takıldı açıklamasını orada yaptı
Akil İnsanlar Heyeti’ne yönelik eylem yapmak isteyen ve toplantının yapılacağı Kırklareli Ticaret Borsası’na giderek seslerini duyurmak isteyen eylemciler, borsaya yaklaşık 1 kilometre uzaklıkta kurulan barikata takıldı.
Yaklaşık 100 kişilik çevik kuvvet ekibinin ve panzerin herhangi bir olaya karşı hazır bulunduğu barikatta eylemciler güvenlik güçlerine zorluk çıkartmayarak basın açıklamalarını barikatın olduğu yerde yapmak zorunda kaldı. Yapılan basın açıklamasının ardından grup olaysız şekilde dağıldı. (Ufuk Ertop)

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here