AK Parti Kırklareli Kadın Kolları’ndan muhteşem gece Gece’ye katılanlar Hüner Coşkuner ile coştular

15
* “8 Mart Dünya Kadınlar Günü” dolayısıyla Adalet ve Kalkınma Partisi (AK Parti) Kırklareli Kadın Kolları İl Başkanı Hazel Yolgiden ve Yönetim Kurulu Üyeleri tarafından hazırlanan gece muhteşem oldu. Gece’de sahne alan Türk Sanat Müziği Sanatçısı Hüner Coşkuner söylediği şarkılarla inleyenleri mesh etti.

HABER MERKEZİ 
Adalet ve Kalkınma Partisi (AK Parti) Kırklareli Kadın Kolları İl Başkanı Hazel Yolgiden ve Yönetim Kurulu Üyeleri tarafından “8 Mart Dünya Kadınlar Günü” dolayısıyla 05 Mart 2011 Cumartesi Günü saat 19.00’da Kırklareli Esnaf ve Sanatkarlar Odaları birliği Çok Amaçlı Eğitim Salonu’nda düzenlenen gece muhteşem oldu.
AK Parti Kırklareli Kadın Kolları Başkanlığı tarafından başarı ile organize edilen geceye; AK Parti Kırklareli Milletvekili Ahmet Gökhan Sarıçam, AK Parti Kırklareli İl Başkanı, Emin Tunç, AK Parti Kırklareli Gençlik Kolları Başkanı Erbil Doğan, Milletvekili Aday Adayı Şenol Gürşan, bayan Belediye Meclis Üyeleri ile bayan parti mensupları katıldı.
* “Kadın Hakları konusunda 70 yıldır bekleyen ve biriken sorunları tek tek gündeme aldık”
Gecenin açılış konuşmasını yapan AK Parti Kırklareli Kadın Kolları İl Başkanı Hazel Yolgiden, AK Parti’nin, Kadın Hakları konusunda 70 yıldır bekleyen ve biriken sorunları tek tek gündemine aldığını ve çözüme kavuşturduğunu belirterek şunları kaydetti:
“Emekçi kadınların hak mücadelesiyle bu günlere gelen “8 Mart Dünya Kadınlar Günü”nde sözde değil eylemde kadın hakları savunuculuğu yapmaktayız. Muhazafakar demokrat bir parti olan AK Parti, Kadın Hakları konusunda 70 yıldır bekleyen ve biriken sorunları tek tek gündemine aldı.
Anayasa’da; İş Kanunu’nda, TCKA’da, Sosyal Yardım Uygulamaları’nda yapılan düzenlemeler ile özürlü çocuklar ve annelerinin yaşam şartlarının kolaylaştıran ve anne bebek ölümlerinin azaltılmasına yönelik onlarca düzenleme ve uygulama art arda yapıldı. Töre Cinayetleri kişiye bağlı suç kapsamına alındı, cezalar ağırlaştırıldı. Aile İçi Tecavüz suç olarak tanımlandı. Kadına yönelik şiddetin önlenmesi için Başbakanlık Genelgesi yayınlandı ve kurumlardan periyodik olarak raporlar talep edildi.
Sayın Başbakanımız 3 çocuk tavsiyesiyle görmezden gelinen eşit işe eşit ücret düzenlenmesi özürlü çocuğu olan anneye Erken Emeklilik, Doğum İzinleri’nin artırılması, 2 çocuğa kadar anneye Doğum Borçlanması ve 25 Mayıs 2010 tarihinde Kadın İstihdamı Genelgesi ve iş hayatına dair daha nice düzenleme AK Parti İktidarı’nda hayat buldu. Anayasa’ya kadın-erkek eşittir ve pozitif ayrımcılık ilkeleri kondu. Sosyal Devlet Uygulamaları’nın yüzde 70 yararlanıcıları kadınlardır. Kız çocuklarının okutulması özel uygulamalarda ayrıca desteklendi.
2007 Seçimleri’ne hangi iktidar döneminde TBMM’de kadın oranı yüzde 42’yi geçebildi. İlk defa 2007 Seçimleri ile birlikte TBMM’de Kadın Milletvekili yüzde 9,1’e ulaştı. Kadın-Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonu AK Parti iktidarında kuruldu. Kadın Kolları olarak Kadın Politikaları’nda hükümetimiz ve parlamento üyelerimizle işbirliği ve uyum içinde çalışmaktayız. Parlamento ve hükümet çalışmaları yapılan yasal düzenlemeler ile Kadın Kolları çalışmalarımız atölye çalışmaları çıkardığımız yayınlar, düzenlediğimiz ulusal ve uluslar arası toplantılar internet sistemimizde düzenli olarak yayınlanmaktadır.
Elbette daha yapacak çok işimiz gidecek çok yolumuz var. Her yıl yaptıklarımızın üzerine yenilerini ekleyerek nice 8 Mart’lara erişmek dileğiyle.”
* “Kadınlarımızın her alanda erkeklerden bir adım önde olmasını sağladık”
Adalet ve Kalkınma Partisi (AK Parti) Kırklareli Milletvekili Ahmet Gökhan Sarıçam, AK Parti’nin toplumun her kesimini kucaklayan bir parti olduğunu ve bu sebeple ardına Türkiye’de oy rekorları kırarak iktidar olduğunu belerterek şunları kaydetti:
“Burada belki saatlerce son dokuz yıllık AK Parti İktidarı Dönemi’nde ülkemizde yapılmış olan önemli işleri ve bu işlerin hanımefendilere olan yansımalarını gerçekten anlatmakla bitiremeyiz. Zaten AK Parti’nin yapmış olduğu çalışmalar neticesinde kadınlarımızın ülke genelinde en azından parlamento çalışmaları ile yasalar nezdinde kazanmış olduğu haklar, emekçi kadınların ezilmesinin bir anısı olarak kutlanılan 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü neredeyse anlamsız hale getiriyor.
Niye böyle uzun bir cümle kurdum. Birincisi son yaz ayında yapılan Referandumla kadınlarımızın Pozitif Ayrımcılık dediğimiz erkeklere göre birçok alanda kanun önünde daha önde olmasını gerektiren değişimler Referandum’da vatandaşlarımızın oyları ile kabul edildi ve Anayasa’mıza girdi. Böylece artık ülkemizde her alanda bırakın kadınların ezilmesini onların erkeklere göre bir adım daha önde olmasını sağlayacak yasal düzenlemeler yapıldı.
* “Ne kadar yasa yaparsanız yapın, kafaların içerisini değiştirmedikçe yeterli olmuyor”
Ama dokuz yıllık parlamento çalışmalarımda ve Ankara’daki çalışmalarımda şunu gördüm ki; siz ne kadar yasa çalışması yaparsanız yapın, kafaların içerisini değiştiremediğiniz müddetçe hizmet etmesi gereken insanları mutlu etmeye maalesef yetmiyor. Çok değil dört gün önce parlamentoda İnsan Hakları Komisyonu Başkan Yardımcısı olmam sebebi ile ziyaretime gelen genç arkadaşlarımızın ilettiği konular gerçekten bizim Türk Ceza Kanunu’nda ve Ceza Usul Kanunu’nda yaptığımız önemli değişikliklere rağmen kafası hala 40-50 yıl geriden çalışan Hakim ve Savcıların yüzünden mağdur olduğunu gösterdi. Bundan büyük bir üzüntü duydum.
Değiştirdiğimiz binlerce kanunla ülkemizin yasaları Hukuk anlamında, hukuk eşitliği anlamında ve İnsan Hakları anlamında Avrupa’daki gelişmiş ve modern ülkelerinin yasalarının çok daha üstüne çıktı. Ama gelin görün ki bunları uygulama noktasında görevlendirilmiş polisinden tutun, hakimine savcısına kadar sizin getirdiğiniz çağdaş kanunları uygulayacak ve algılayacak kapasiteye sahip değilseler bunların çok bir anlam ifade etmediğini, yine insanların hayatlarında bir takım olumsuz yansımalara sebep olduklarını üzülerek görüyoruz. Onun için korkum o dur ki biz her ne kadar Anayasa’da kadınlarımız için birçok hakkı Anayasal güvenceye bağlamış olsak dahi uygulamadaki kafa açılımı yeterli olmamışsa bunun bir anlamı olmuyor.
* “Başörtüsü takan bir kız çocuğu Üniversite kapısına geldiğinde içeriye giremiyor”
Mesela neredeyse Cumhuriyetin kuruluşundan bugüne kadar Anayasamızda Türkiye Cumhuriyeti’nin Laik, Demokratik ve Sosyal bir Hukuk Devleti olduğu yazılıdır. Laiklik unsuru ile ülkemizde herkesin inandığı gibi yaşamasının ve devletin yaptığı uygulamalarda da her hangi bir dini referans alarak vatandaşlar arasında ayrım yapmaması sağlanmak istenir. Laikliğin amacı budur. İnsanlar arasında bir ayrım yapılmasın, hiçbir insanda belli bir dini konudan dolayı günlük hayatında veyahutta devletten alacağı hizmetler konusunda baskı yapılmasın. Bu yaklaşık 80 yıldır Anayasası’nda yazan Türkiye Cumhuriyeti’nde maalesef algılamalardaki eksikliklerden dolayı bir takım insanların haklarının kısıtlanmasına sebep olundu. 
Eğitim hakkı gibi tüm dünyanın kabul etmiş olduğu bir hakkı, getiriyorsunuz aynı anlayıştaki aynı evden yetişmiş aynı dünya görüşüne sahip aynı siyasi görüşe sahip  bir erkek bir kız çocuğa Üniversite kapısına geldiğinde, birisi sadece başörtüsü taktığından dolayı eğitim hakkından mahrum ediliyor, aynı erkekte aynı düşünce olmasına rağmen başında örtüsü olmadığı için o Üniversitenin kapısından içeriye girebiliyor. Bunlar maalesef belirttiğim gibi Anayasa’da yapılan bir takım doğru düzenlemeler ve uygulamalara rağmen, uygulamadaki insanların bunu anlayamamasından kaynaklanan veyahutta kanunları başka hayat tarzlarına müdahale etmek şeklinde kullanmalarından kaynaklanan sıkıntılardır.   
* “Her kesimi kucaklayan bir parti olduğumuz için rekorlar kırarak iktidar oluyoruz”
Şu anda aklımda konuşmama konu yapacağım birçok konu varken şu kalabalığı gördüğümde ve bu kalabalıktaki çeşitliliği gördüğümde söyleyecek bir söz bulamıyorum. AK Parti İktidarı Dönemi’nde; sağlık hizmetlerinden ekonomiye, sosyal hayata, eğitime kadar birçok alanda çok önemli gelişmeler kaydettik. Ama her biri bir tarafa en önemli kaydettiğimiz değişiklik ve AK Parti Hükümeti’nin 72 milyonluk Türkiye içerisinde yaşayan vatandaşlarımıza yansıttığı husus; belki değişik dünya görüşündeki ve kimliğindeki insanların bir arada yaşayabileceğini gösterebilmek ve bu konuda da önayak olan bir siyasi parti olmasıdır. Bakın şu anda burada oturan hanımefendiler kendi inançlarına, kimliklerine ve dünya görüşlerine göre değişik değişik giyim-kuşam arzlarını görüyorsunuz. Tesettürlüsü de var, açığı da var, az açığı da var çok açığı da var, eğitimlisi de var, eğitimsizi de var, iş kadını da var, ev kadını da var. Çoluklu çocuklu olmayıp 40 yaşında 50 yaşında hayatını yaşamak üzere kendine bir hayat çizdiği gibi 18 yaşında evlenip çoluk çocuğa karışmış insanlarımızda var. Bunlar bu ülkenin zenginlikleri. Bizim herkesi aynı tip ve aynı model yapmak gibi bir derdimiz olmadığı için partimizin bünyesine de her kesimden insanı toplayabilecek bir güce sahip oluyoruz ve bunun içinde ardı ardına Türkiye’de oy rekorları kırarak iktidar oluyoruz. Bunun da yolu buradan geçiyor. Çünkü biz herkesi olduğu gibi kabul ediyoruz. Herkesi önce insan olarak daha sonrada Türkiye Cumhuriyeti’nin hak sahibi vatandaşları olarak kabul ediyoruz. Bütün uygulamalarımızı da parti olarak ve iktidar olarak da buna göre yapıyoruz. Şu güzel toplulukta bunu gösteriyor.
Başka bir siyasi partinin düzenlemiş olduğu gecede bu çeşitliliği Türkiye’nin gerçeği olan bu tabloyu görmeniz mümkün değildir. Ya aynı seviyedeki aynı tipteki aynı yaşam şeklindeki insanları görürsünüz ya da aynı yaş grubundaki insanları görürsünüz. Onlar çünkü çeşitliliği azmedemiyorlar. Onlar Türkiye’nin çeşitliliğini kabul edemiyorlar. Onun içinde durmadan aynı yerde patinaj çekip aynı yerde kalıyorlar. Ondan sonra “AK Parti niye iktidar olduğu veyahutta onun önünü nasıl keseriz diye televizyonlardan, radyolardan, gazetelerden izlediğiniz gibi Darbe Planları ile halkın genel yapısının ve isteklerinin karşısındaki bir oluşumu iktidar edebilmek için çeşitli entrikalar çeviriyorlar.
Buz bunların hepsine dur diyebilmek niyetiyle tamamen sizden aldığımız cesaretle siyaset yapıyoruz. Bugüne kadar vatandaşlarımızdan başka hiçbir yerden destek almadık. Aldığımızı iddia eden uluslararası güvenilirliği olan gazetelerde tazminat ödediler, Mahkemeler önünde rezil oldular. Onların borazanlığını yapıp onlar üzerinden siyaset yapmak isteyenlerin de boyunları önlerine eğildi. Ne ülke içindeki ne ülke dışındaki hiçbir yerden destek ve siyasi olarak itici bir güç istemiyoruz. Bizim tek güvendiğimiz insanlarımızdır. Bunu da sonuna kadar yanımıza alacağımıza inanıyoruz. Çünkü insanlarımıza saygılıyız. Hepsi adına aralarında hiçbir ayrım yapmadan siyaset yapıyoruz.”
* Hüner Çoşkuner bayanları coşturdu
Konuşmaların ardından ilk olarak Gamze Göçmen sahne aldı. Seslendirdiği birbirinden hareketli şarkılarla bayanları fıkır fıkır oynattı. Ardından sahne alan Rumelili Kardeşler Orhan ve Kemal de neşeli şarkıları ile ortamı hareketlendirdiler.
En son alarak sahneye Türk Sanat Müziği Sanatçısı Hüner Coşkuner çıktı. Çoşkuner sahneye çıkar çıkmaz yaptığı esprili konuşmaları ile katılımcıların fönlünü fethetti. Tüm bayanların Kadınlar Günü’nü kutlayan Coşkuner, gecenin geç saatlerine kadar seslendirdiği birbirinden güzel parçalarla zaman zaman duygusal anlar yaşatırken, çoğunlukla da seslendirdiği hareketli parçalar ile bayanları neşelendirdi. (s) 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here