Tearos’un Sular?
Tearos’un Sular?
KAYNARCA, ?yi bir tan?t?m ile dünya markas? olmaya aday…
HABER MERKEZ?
Tarih boyunca bu bölge önemli olagelmi?tir. Yörenin antik dönmelerdeki ilk sahipleri yöreye ad?n? veren Traklar’d?r. Trakya Kral? Tearos’un, bu bölgedeki kaynaklar? sayfiye yeri olarak ziyaret etti?inden, tarihin babas? kabul edilen Heredot vas?tas?yla haberdar oluyoruz. Tearos Irma?? ya da Tearos p?narlar? olarak bilinen bu bölgede s?cak ve so?uk su kaynaklar?n?n oldu?u, bu sebeple soylular?n bu bölgeyi sayfiye ve ar?nma yeri olarak kulland???n? biliyoruz.
Heredot tarihinden aktar?lan bir di?er bilgi ise yöreyi adeta taçland?r?r. M.Ö. 513 y?l?nda Pers hükümdar? Darius bu bölgeden geçmi?, ordular?yla 3 gün bu su kaynaklar?nda konaklay?p, rivayet edilen o me?hur sözü söylemi?tir:
Tearos Kaynaklar?, bir ?rma??n verebilece?i suyun en üstününü ve en güzelini vermektedir. Perslerin ve anakaran?n kral?, insanlar?n en üstünü ve en güzeli, Hystastpes o?lu Darius da, ordular?yla ?skit üzerine yürürken bu kayna??n yan?ndan geçti.
Tearos kaynaklar? diye bahsedilen bu bölgede, ?imdi gerçekli?i hakk?nda Heredot tarihinde yaz?lanlar haricinde herhangi bir emare bulunmayan bir de dikilita? diktirerek, ni?an?n? b?rakt??? anlat?l?r.
“Ben dünyaya sahibim, Tearos dünyan?n en güzel sular?na…”
Yene Suyu; “Bir su ki, Kevser ?arab?…”
Kaynarca’y? besleyen kaynaklar?n Tuna Nehri’nden beslendi?ine dair rivayetler muhteliftir. Hatta bir tanesi 1658 y?l?nda bölgeyi ziyaret eden ve önceki dönemlerden anlat?mlara yer verilen bir hikayeyle, Evliya Çelebi’nin Seyahatnamesi’nden dayanak bulur.
Derler ki, saman ve kömür yüklü bir araba Çelebi Sultan Mehmet (1413-1421) zaman?nda Tuna'ya dü?er. Bir süre sonra, Tuna'dan çoook çok uzaklarda, Yene ( Kaynarca'n?n eski ad? ) suyunun günlerce saman ve kömür karas? akt??? görülür.
Sadrazam Melek Ahmet Pa?a’n?n, Silistre bölgesindeki Özü Kalesi’ni fethinin müjdesini, ulak olarak padi?aha götürmekle görevlendirilen Evliya Çelebi’nin yolu Kaynarca’dan geçer. Üstelik bu fetihte bu bölgeden, P?narhisar ve Vize beyleri emrinde 48 bin civar? asker yararl?l?k göstermi?, Özü Kalesi'nin fethi sonras? bu beylere hilaf giydirilerek padi?ahça gönülleri al?nm??t?r.
Dilerseniz, Evliya Çelebi’nin i?te bu yolculuk esnas?ndaki Kaynarca izlenimleri ?????nda yukar?da anlatt???m?z rivayete kulak kabartal?m:
“Bin yüz adet ba?l? bahçeli kiremitli evleri vard?r. ?ki han?, bir küçük hamam?, cami ve dükkanlar? var. Burada melek Ahmet Pa?a’ya yeti?ip, Vize Pa?as?’na mektuplar?n? verdim. Burada kayalar aras?ndan bir su kaynar ki; sanki Kevser ?arab?d?r. Bu suyun Tuna’dan kaynakland??? gerçektir. Çelebi Sultan Mehmet zaman?nda Tuna’ya saman ve kömür dökülünce bu p?narlardan samanl? ve kömürlü su ç?km??t?r. “
Bir ba?ka rivayet ise daha masals? bir anlat?ma sahiptir:
Tuna boyunda sürüsünü otlatan çoban?n kendi elleriyle yapt??? bastonu -kaval? diyen rivayetler de yok de?ildir hani- Tuna'ya dü?er. Suyun yüzeyden batarak gözden kayboldu?u bir kovukta, göz nuru i?lemeli baston da yitip gider. Seneler sonra, yolu çok uzaklardaki Yene'ye dü?en çoban, kahve duvar?nda as?l? bastonunu ( kaval?n? ) görünce ?a?akal?r. ??lemeler bezemeler kendi elleriyle yapt??? baston oldu?unun ispat?d?r. Sorup ö?renir ki, bastonu suyun göz göz p?narlarla yüzeye ç?kt??? Yene'de bulan ki?i, Buralardan birine aittir, görür al?r...dü?üncesiyle kahvenin duvar?na asm??t?r.
Belde merkezine var?nca o rivayetlerdeki Yene Suyu’na da varm?? oluyoruz.
Yene Rumca “Su Kayna??”, “P?nar” gibi anlamlar ta??r. ?ivesel olarak Yani, Yano gibi de dillendirildi?i olmu?tur.
Mübadele öncesinde beldede hat?r? say?l?r ölçüde Rum nüfus, Bulgar ve Türk nüfusla birlikte ya?amaktayd?. Hatta Rum nüfusun hepsinden fazla oldu?unu söylersek yanl?? söylemez olmay?z.
O dönemdeki Yene isimi Kaynarca ad?yla günümüzde kar??l?k bulsa da, eski mübadiller ve onu takip eden ku?aklarca Kaynarca’n?n p?narlar?ndan bahsederken “Yene Suyu” denmesini kimseler yad?rgamaz.
Cami ile Yen Ailesi’ne ait, yak?n dönem tarihi kültür varl??? say?lan evin aras?nda, belde merkezine do?ru uzanan yolun ba??ndan birden toprak yüzüne ç?kar Yene Suyu. Kanallarla Kaynarca’n?n ana sokaklar? boyunca gezdirilen bu ana kayna??n yan? s?ra, 3 tane daha ana kaynak ve 8 tane de küçük p?nar bulunur. Birle?en bu sular Kaynarca Deresi'ni olu?turup, 7 köyden geçerek Ergene Nehri’ne kadar ula??r.
Ana kayna??n ba??nda her zaman birilerini görmeniz mümkündür. Kayna?? çevreleyen kanal?n etraf?na yap?lm?? oturma yerlerinde sohbet eden, damacalar?na testilerine su dolduran birilerine, muhakkak ki bu buz gibi, ???lt?l? sularda oynayan çocuklar e?lik eder. Çocuklar?n en büyük e?lencesi p?r?lt?l? sularda, art?k neredeyse insanlarla birlikte ya?amaya al??m?? alabal?klar?n pe?inde dolanmakt?r.
Yene Suyu’nun ana kayna??n?n ba??nda hala dimdik ayakta duran, yörenin köklü ailelerinden bir olan Yen Ailesi’ne ait ev, yukar?da bahsetti?imiz mübadele öncesi Rum mimarisinden günümüze izler ta??r. S?r bir foto?raftan gülümseyen Yen Ailesi’nin evi, hala Kaynarca'n?n hatta tümden bir K?rklareli'nin kent belle?ine ev sahipli?i yapmaktad?r.
?mar çal??malar?yla her ne kadar izleri yok edilmi?se de, Yen Ailesi’nin evi gibi, Rum Mimarisi’nin izlerini ta??yan evlere hala sokak aralar?nda rastlaman?z mümkündür.
Yen Ailesi, Selanik'ten göç eden köklü ve varl?kl? bir ailedir. Atatürk'ün k?z karde?i Makbule Atadan'?n ziyareti sonras? u?urland??? bahçeden soka?a aç?lan bu kap? hala ayn? haliyle ayaktad?r.
Makbule Atadan’?n bu evi ziyareti ile ilgili öyküyü sayfalar?m?zda yay?nlad???m?z “S?r Foto?raf?n Hikâyesi” isimli yaz?m?zdan okuyabilirsiniz.
Makbule Han?m’?n yan? s?ra, 1950'lerde Celal Bayar'?n da bu eve misafir oldu?unu biliyoruz.
K?rklareli'nin peynircilikteki ?öhretinin menba?? Hamit Yen'in üretti?i ka?kaval peynirleri H.Y. bask?l? markas?yla ?stanbul sosyetesinin sofralar?n?n aranan peynirlerindendi. ?sveç en akala gelenidir ki, Avrupa'n?n pek çok kö?esinde peynirleri sat?lm??t?r.
Nazif Karaçam’?n 2009 y?l?nda yerel bir gazetede yay?mlad??? yaz?s?ndan edindi?imiz bir rivayet ki; elinde bulundurdu?u Hamit Yen markal? Ka?ar Peynirleri’ni satan bir firma, takasla Vabis marka bir otobüs alabilmi?tir.
Hala peynirine marka tescili konusunda hevessiz K?rklareli, Hamit Yen'in çoktan bir marka yaratt???n? ne yaz?k ki unutmu? gibidir.
Üstelik hikaye bu kadarla da kalmam??; yeti?tirdi?i bir ba?ka büyük usta olan o?lu Hayri Yen, Hollanda’n?n me?hur Karper Peynirleri’nin ustas? olmak üzere daha sonraki y?llarda yurtd???na götürülmü?tür.
Hamit Yen'in Milli Mücadele'nin K?rklareli ve civar?ndaki gözüpek çetecilerinden oldu?u ise, bamba?ka bir ara?t?rman?n konusu olabilecek bir ayr?nt?d?r.
* Kaynarca Hakk?nda…
Kaynarca’n?n ana kayna??ndan akan suyun sal?nd??? kanala paralel ilerleyen yolu takip ederek, caminin hemen alt ba??ndaki belde park?n?n yan?na geliyoruz. Park, Belediye binas? ile kar??l?kl? bak??t??? bir dört yol a?z?nda yer al?yor. Buras? Kaynarca’n?n merkezi konumunda
Park?n oldu?u bölümde fokur fokur kaynayan ba?ka bir ana kaynak daha var. Kanallarla sular park?n içindeki havuzcuklarda gezdiriliyor. Dinlenmek, soluklanmak için, a?açl?klar alt?nda ?irin bir park buras?.
Kaynarca, 1954 tarihinde belediye olmu?tur. Bu durum, genel olarak tar?m ve hayvanc?l?k ile geçinen beldede, ticaret hayat?n?n ve sosyal canl?l???n devam?na da fayda sa?lam??t?r. Di?er Trakya yerle?imleri gibi genç nüfusta belli bir oranda göç ya?ansa da, sosyo-ekonomik hayat?n di?erlerine göre bir parça ayr??t???na dair hakk?n? da teslim etmek gerekir.
Trakya’ya özgü hububat, ayçiçe?i, pancar ve m?s?r tar?m? bölgede yayg?nd?r. 1960’l? y?llar?n sonlar?na de?in bölgede hat?r? say?l?r bir çeltik üretimi oldu?una bugün inanmam bile mucize kabilinden gelebilir.
Oysa bir dönem imarlar için dinamitle yap?lan patlatmalar sebebiyle kaynaklar?n sular? bir süre zarar görmü?, hatta baz? kaynaklar?n sular?n?n özel mülkler içinde olmas? sebebiyle kanallar?n yap?m?nda hukuki sorunlar ba? gösterince, bol su isteyen bu tar?m yöntemi yap?lmaz olmu?tur. Yine de daha çok Ergene ve Meriç havzalar? dü?ünüldü?ünde, böylesi bir mikro sahada üretim yap?lm?? olmas? ilginçtir.
Son y?llarda sebze üretimindeki art??a, modern meyvecilik e?lik eder. Trakya’daki semt pazarlar?nda Kaynarca’dan gelen sebze ve bakliyat ürünlerine ra?betin fazla olu?u, sular? kirlenmemi? bir bölgede yap?lan üretime duyulan güven sebebiyledir. Örne?in, Kaynarca Fasulyesi neredeyse ismiyle müsemma bir marka gibi alg?lanmaktad?r.
Tar?m faaliyetlerinden bahsetmi?ken, Trakya’daki tar?m kooperatiflerinin medar? iftihar? say?lan Köy-Koop.’un kurucular?n?n önde gelen isimlerinden Erdo?an Kantürer’in bu beldeden oldu?unu da eklemek gerekir. Kantürer, e?itimci kimli?inin de verdi?i bir hassasiyetle, son y?llarda bölgedeki çevre duyarl?l??? ta??yan faaliyetlerde liderlik edenlerin ba??nda yer almaktad?r.
* ?öhretini arayan bal?k restaurantlar?
Meydan?n çe?itli kö?elerinde hizmet veren, özellikle alabal?k menüleriyle restaurantlar da Kaynarca kadar me?hurdur. Kaynarca Çiftlik Alabal?k Restaurant içlerinde en me?hur olan?. Di?erleri ise, Asmaalt? ve Havuzba?? isimli mekanlar.
Çeyrek as?rdan uzun bir mazisi olan Kaynarca Çiftlik Alabal?k Restaurant’?n eski görkemli günlerini anlatanlar, hele hele ?stanbul’dan hafta sonu gelenlerin oldu?u günlerde yer bulman?n mümkün olmad???n?, gelenlerin araçlar?n? meydanda parkedecek yer bulamad???n? bahsederler. Kaynaklardan ak?t?lan sularla buz gibi havuzlar?nda yeti?en alabal?klar? kendiniz seçebilir, arzunuza göre haz?rlat?p, bu
mütevazi mekan?n ho? atmosferinde tadabilirsiniz. B?ld?rc?n kebab? ve güveçte pantar ise denemeniz gereken di?er lezzetler…
Bu mekan ile ilgili daha önce yay?nlad???m?z “Kaynarca Çiftlik Alabal?k Restaurant” isimli yaz?m?za göz atabilirsiniz. Meydan? turlay?p, halk aras?nda ma?ra kilise olarak bilinen mekana bizi ula?t?racak yola sap?yoruz.
Hepi topu 50 metre yürüdükten sonra, ma?ra manast?r sa??m?zda beliriyor. Solumuzda, a?açlar?n alt?nda ve suyun serinli?inde misafirlerini a??rlayan bir ba?ka park?n alt ba??nda ise halk?n “be? kurnalar” dedi?i çe?melerin sular? buz gibi ak?yor.
Halk?n Ma?ra Manast?r olarak dile getirdi?i bu yer, bölgede çokça rastlad???m?z kireç ta??ndan insan eliyle oyulmu? bir kült alan?. Kaynarca’n?n kuzeyinde yer alan “Kara Ali’nin K??la Çata??” denilen susuz vadide yer alan ta? oyma mezarlar?n da ayn? ?ekilde yap?ld??? dü?ünülebilir.
Gelgelelim, Ortaça?’da bu kült alanlar? daha da geni?letilerek dini ritüellere de hizmet eder bir i?leve sahip olmu?lar, duvarlar?nda yer alan bunu simgeleyen i?aret ve izlerden sebep de, halk aras?nda “Ma?ra Manast?r” diye an?l?r olmu?lard?r.
Oldukça bak?ms?z maalesef ki içinde yak?lan ate?ler sebebiyle duvarlar? kararm??, do?al dokusundan çok uzakla?m?? ma?ra, do?ru bir çal??ma ile turizme kazand?r?labilecek bir yap?yken, ne yaz?k ki bu konu göz ard? edilmi?tir. Oysa Kaynarca gibi geni? bir turizm portföyüne sahip beldede, bu özel bir de?erdir.
* De?irmenin mili...
Ma?ra manast?rdan ayr?l?p, yolun 50 metre a?a??s?nda yer alan su de?irmenine var?yoruz. Suyun kod fark? yarat?larak yüksekten ak?t?lmas?yla mil ta?? döndürülen de?irmen bugün hala çal???yor. Yüzy?l?n ba??nda yörede bir düzineye yak?n de?irmen oldu?unu yaz?l? kaynaklardan ö?reniyoruz.
Gitti?imiz saatte de?irmenciyi yerinde bulam?yoruz. Çünkü kendisi de bir çiftçi olan de?irmenci, belli zamanlarda burada oluyor. Yine de ona ula?mak isteyenler için, de?irmenin kap?s?na telefon numaras?n? yazd?rm??. Buray? bilenler, özellikle m?s?r ununu taze ö?ütülmü? olarak buradan al?p mutfaklar?na götürüyorlarm??.
De?irmeni alt ba??ndaki köprüden sonra, dereyi çevreleyen kavak a?açlar? boyunca Kaynarca Deresi ad?n? alan bu sular, ovay? geze geze, önce Lüleburgaz Deresi’ne oradan da Ergene’ye kavu?uyor.
Buz gibi derelerde, Kaynarca’n?n içindeki sal?nan kanallarda ördekler, kazlar sal?na sal?na yüzüyorlar.
1849 y?l?nda Vize’de dünyaya gelen ve Ça?da? Yunan Edebiyat?’n?n kurucusu kabul edilen Georginos Vizyonos, Türkçe’ye “Moskof Selim” diye çevrilen eserinde, k?sac?k ömrünün (1849-92) ola ki bir gençlik y?l?na rastgelen izlenimlerini anlatt??? Kaynarca ile ilgili sat?rlarla son verelim. Ola ki, bu güzel beldeyi ziyaret etmenize vesile olur bu sat?rlar…
“Gerçekten de Kaynarca, görenleri mest eden bir p?rlantad?r ve Türkçe ad?n? gürültüyle fokurdayan bir kazana benzemesinden alm??t?r.
Buzlu sular? öylesine berrakt?r ki, bembeyaz da? gibi kayalar?n dibinden ???l ???l erimi? elmas kayn?yor gibidir.
Sular insan? büyüleyen esrarengiz bir ??r?lt?yla durmadan oluk oluk akar.
Sanki mübarek toprak ana, bitmez tükenmez ?efkatiyle, geni? ovalardan, yaz güne?inin oklar? alt?nda halsiz kalm?? onca bitki ve çiçek kana kana içsin ve büyüsün diye, yeryüzüne dalga dalga pompalamalar? için yer alt? ruhlar?na emir vermi?tir.” (Yaz?&Foto?raflar: Dinçer Alaba?o?lu)