Ölü do?mu? çocuklar!
Ölü do?mu? çocuklar!
Kurulu bir saat gibi ilerliyordu ya?am
Akrep ve Yelkovan’?n aksamadan birbirini takip etmesi gibi mekanik
Kurma dü?mesi çevrilmi?ti bir kere zaman?n. ?steseniz de durduramazs?n?z art?k çok geç(!)
Sistemi kurulur, alg? operasyonuyla yava? yava? kontrollü bi ?ekilde önce, kurallar, cezalar, sonsuz özgürlüklerle çark dönmeye ba?lar ve hizmet etmeye ba?lad???n?z düzen, çal??an, tüketen, itaat eden, sorgulamayan, dü?ünmeyen, törpülenen “Tek Tip ?nsan”? yaratm?? olur. Bu kal?ba uymayan, sistemin di?lerinin aras?nda can çeki?ir... Amaç kontrol etmek(!) Üstelikte kontrol etti?iniz bu insanlar yani “ça??m?z?n köleleri” kendilerine s?k?lan “dünyan?n en mutlu insan?” palavras?n? yiyerek hayatlar?n? sürdürürler. ??te bu duruma gelmeden, ?imdi direnmek zaman?…
Her sabah bisikletleriyle i?e gidiyor bu insanlar
Her ak?am bisikletleriyle i?ten dönüyor bu insanlar
Her ak?am yeme?inden sonra kitap okuyarak, istediklerini yaparak zaman geçirebiliyorlar.
Ya?land?klar?nda ne olaca??m endi?esi yok, cinsel özgürlükleri s?n?rs?z, isteyen istedi?inle evlenebiliyor, sevi?ebiliyor. Kad?n –kad?nla, erkek-erkekle ya da kim kiminle isterse…
%47’sinin ateist oldu?unu söylüyor rehberimiz
Gelecek kayg?s? yok
??sizlik kayg?s? yok
Okuma kayg?s? yok
Kad?nlar? ortalama ya?? 87
Erkeklerin 82
A?z?n? ?ap?rdata- ?ap?rdata anlatmaya devam ederken rehberimiz, dayanam?yorum
“Kocas?ndan dayak yiyen kad?n var m??”
“Yok”
“Kad?n cinayetleri oran? kaç”
“Yok ki”
“Çocuk tacizleri oran?”
“Oda yok!” diyor rehberimiz gülümseyerek ve ekliyor
“ ?nekleri bile özgür ve dayak yemez”. Al?nmal? m?y?m bu sözden diye dü?ünüyorum…
“O kadar yani”
“O kadar”
“Burada insanlar mutlu”
“Burada ki çocuklar dünyan?n en mutlu çocuklar?”
“Vay be…”
“Peki, Ünlü Yazar? yada ?airi var m??”
“Yok. Hümanist i var. Çok ünlü”
Neresi mi buras?? Hollanda.
Evet, rehberin verdi?i alg?yla dola??yoruz Hollanda sokaklar?n?
Hayret duygumuzu saklayam?yor “vaaay be adamlara helal olsun” söylevlerimizden geri kalamad???m?z gibi, hemen kendimizi de yarg?lamakta gecikmiyorduk. (bizde gene böyleyiz, biz gene ?öyleyiz… Yuh bize yaaaaa, Adamlar yapm??…)
“Adamlar süper!”
Adamlar süperde, benim kafamda kocaman bir soru i?aretiyle geziyorum Hollanda sokaklar?n?. Kafamdaki soru i?areti bi bakm???m dilimde terennüme dönü?mü?, kimseye çakt?rmadan oturuyorum Dam meydan?nda. Evet, biraz demlenmeliyim, bi sigara yakman?n zaman? geçmeden… Çantamdan sigar?m? ve çakma??m? bulmaya çal???yorum tela?la, sigaram?n yakacakken biri duruyor kar??mda. Oturdu?um yerden ayaklar?n? göre biliyorum sadece. Bir bayan, belli ki yoksul biri, aya??ndaki naylon siyah ipli ayakkab?lar küçük parma??n?n yan?ndan y?rt?k. Kafam? kald?rd???mda bir dilenci görece?imi dü?ünürken, ba??m? kald?rd???mda gözleri p?r?l p?r?l parlayan bir bayan görüyorum. O eliyle çakma??m? i?aret ederken, ben Ar?imet edas?nda olmasa da Buldum… Buldum... Sorumun cevab?n? bulman?n tela??yla çakma?? uzat?rken,
“Gözlerinin içi gülüyor”
“Evet, abla neden mi bi torunum oldu da ondan”
Evet, bi Türk. Bulgar as?ll? bi Türk.
Eksik olan buydu i?te; gözlerinin içi gülen insan.”
Konu?mam?z sohbete dönü?üyor, ?srarla rehberden alamad???m cevaplar? o bana h?zl?ca veriyordu
“Evet, abla dünyan?n en mutlu insanlar? bunlar ama nas?l mutlu? Ot içiyorlar, internet üzerinden kafalar? güzelken formlar? dolduruyorlar. Sen bu banklar? bir de gece yar?s?ndan sonra gör, evsizler i?gal ediyor. Birde Hollanda’n?n çingene mahallesine git… Birde Hollanda’y? bizlerden dinle… Birde git psikologlara sor. Yar?s? tedavi görüyor, mutlu de?il bu insanlar.”
“Her ?eyleri var ama neden mutlu olmas?nlar ki!”
“Senin bu gördü?ün düzen var ya nas?l sa?lan?yor biliyor musun?
“Nas?l”
“Para cezalar?yla. Burada para cezalar? en kötü diktatörden bile ac?mas?z seni disipline sokuyor.”
“?nekleri bile çok mutluymu?”
“Bunlarda i?te abla sürü gibi”
Bu düzeni, bu hayat? ya?amak istiyorsan kural?na uyacaks?n. Örne?in yanl?? yere mi park etin cezas? otomobilin üçte bir fiyat?nda… Hollanda da iki tip insan vard?r, biri itaat eden çal??an her ?eye sahip ‘mutlu ‘ama nas?l mutlu? Di?eri a?a??lanan, istenmeyen, yok say?lan Hollanda’n?n di?er yüzü. Sizin gördü?ünüz sadece kendi insanlar?… Bak aya??mda ki ayakkab?ma dört yerde bula??k y?k?yorum evimin kiras?n? ödeyemiyorum. Annemde çal???yor ancak geçiniyoruz. K?z?m hamile kald? hemen Bulgaristan’a yollad?m. Yok, abla yok bur da ya?anmaz. ‘K?r dizini otur k?z?m’ dedim harcarlar burada…”
“K?z?n?n ismi ne?”
“Alev”
Bu küçük ama yüre?i kocaman kad?n bir ç?rp?da anlatt?klar?yla asl?nda bize ne çok ?ey anlatm?? olmuyor mu sizce?
Uzun söze gerek var m?? Ya da ahkâm kesmeye… O tan?m?n? yapm??t? zaten “sürü” Ünlü ?airleri ya da yazarlar? olmamas? bile anlat?yorken her ?eyi… Ne diyordu Dostoyevski y?llar öncesinde
“Her sabah nereye gitti?ini bilmeden bir i?e giden,
Her ak?am nereden ç?kt???n? bilmeden bir i?ten ç?kan,
Sevmedi?i hayat? ya?ayan,
Sevmedi?i i?i yapan,
Sevmedi?i ki?ilerle ya?ayan,
Kalabal?klar yüzünden ya?amaya kar?? ne bir sevgi,
Ne de bir sevgisizlik i?areti olmadan gelip geçen,
Her ak?am evinin dört duvar? aras?na sanki bir mezara girermi? gibi giren,
Gecelerini bir s?k?nt? yorgan?n?n alt?nda yaln?z ya da yan?ndaki yabanc? gövdeyle geçiren bütün ölü kentlerin,
Ölü do?mu? çocuklar?!
Size bu ölü ya?am? haz?rlayan sermaye sahibi egemen s?n?ft?r.
Bu ac?mas?z oyunun varl??? siz izin verdi?iniz sürece sürecektir.”
Uzun bir anlat?m oldu di mi? Ama asl?nda çok daha fazla ?eye de?inmemiz gerekmez mi? Moda, e?itim sistemi, devletlerin memnuniyeti v.s Tek Tip ?nsan? yaratma çabalar?. Hayat tan bahsederken, k?sa olmas?n? istemeyiz dimi? En kötüsü de, fark?nda olmadan tek tip insan haline getiriliyor olmam?z. Çok daha kötüsü de, bundan zevk al?yor olmam?z...
Yüre?ine güne? koy, yüre?ine bulut koy, yüre?ine y?ld?z koy(?ems) Gözlerinizdeki gülü?ün kaybolmamas? dile?iyle…