Yoksul kadar kazanıp, zengin gibi harcıyoruz

14

 

Üretmeden tüketen toplumsal alışkanlıklarımızla tutumlu değil savurgan bir ülke görünümü veriyoruz.
Çöpe attığımız ekmekler, Konya Ovası’nın ürettiği Buğday kadar.
Savurganca tükettiğimiz elektrik, Bulgaristan’ın üretimi kadar.
Araba yıkamaya ve bahçe sulamaya harcadığımız su, bölgemizde yaz aylarında üretilen içme suyunun %70’ine ulaşıyor.
Su, çok pahalıya üretilen hayati gıdamızdır.
Bahçe sulamaya ve araba yıkamaya, gelişmiş ülkeler, evlerinin bodrumlarına koydukları depolara yağmurda topladıkları suyu kullanıyorlar.
Gelişmiş ülkeler çatıdan süzülen yağmur sularını tahliye etmiyorlar, çatıdan gelen tahliye borularını depoya bağlamışlar ve evlerinin bodrumunda su tanklarında topluyorlar, İçme suyu ile araba yıkamıyorlar, bahçe sulamıyorlar.
Hem yağmur suyu bitkiye daha faydalıdır.
İçme suyundaki klor bitkiye de zararlıdır.
Su deyip geçmeyin. Çeşmenizden ne şartlarla akıyor o su dediğiniz.
Çünkü içme suyunu yerel yönetimler çok pahalıya üretebiliyor.
Leblebi gibi tükettiğimiz ilaçlar, milyar dolarları aşıyor.
Sağlık sektöründe henüz daha gelişmiş ülkelerdeki gibi ilaçlar tane şeklinde verilmiyor.
Herhangi bir ameliyatta lazım olmadan yazılan ilaçlar, hasta taburcu olduktan sonra bazı kişilerce toplanarak düşük fiyatlarla pazarlanıyor iddiaları araştırılıyor mu?
Modası geçti diye kullanmayıp kenara attığımız cep telefonları, büyükçe nüfuslu bir ülkenin insanlarına yetecek kadar.
İşsizlikten kahve köşelerinde vakit öldüren gençlerin boşa giden enerjisiyle bir ülke kalkınır.
Bilinçsizlikten ve tembellikten yatan çiftçilerimizin üretmediği ürün çeşitliliği kaç ülkeyi besler bilinmez.
Her meslek dalının diploması var da çiftçiliğin neden diploması yok?
Ehliyetsiz bisikletin bile kullanılmadığı gelişmiş ülkelerde, karnımızı doyuran ürünleri üreten çiftçilerimizin neden diploması olmasın? Neden sertifikası olmasın?
Bilmeden yapılan çiftçilik hem tarla sahibine zarardır ve hem de ülke ekonomisine zarardır.
Avrupa’nın zengin ülkeleri, ülkemizden fazla yağış aldığı halde, tarlalarındaki depolara yağmur suyunu toplayıp pompalarla ürünlerini suluyorlar.
Bizim çiftçilerimiz ise; Kurda kuşa diye tohum atıyorlar ve buluta bakıp yağmur duasından medet bekliyorlar.
Bizim çitçimiz resmen kumar oynuyor.
Ya tutarsa diye.
Hangi bilinçsizliğimizi sayayım.
Geleneklerimizin getirdiği adetlerin başında bayanların taktığı altın takıların sürtünmeden dolayı tonlarca kayıpları acaba bütçemizin yüz de kaçıdır?
Kamu kurumlarının İsabetsiz yatırımlara harcanan paralar hepimizin ödediği vergiler değil mi?
Yerel yönetimlerin konserlere ve eğlencelere döktüğü paralar ile kaç km yol yapılır ve kaç km kanalizasyon inşa edilir hesaplayan var mı?
Başkasının cebinden cömertlik yapmak kolay.
Devletin resmi araçlarını kendi özel ihtiyaçları için kullananlar yakıtlarını ceplerinden mi koyuyorlar?
Ülkemizin devlet kurumlarından tutun da halkımızın savurganca anlayışından harcamalarımızın toplamıyla bir Türkiye daha bakarız.
Siz okuyucuların da aklına gelen savurganlıkları toplasak bir kitap oluşuverir.
Biz toplum olarak yoksul kadar kazanırız, zengin gibi de harcarız.

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here