Vali Öner; “Trakya olarak ciddi doğa, çevre sorunlarıyla karşı karşıyayız”

17
Kırklareli Milli Eğitim Müdürlüğü ile TEMA Vakfı temsilciliği tarafından
üç gün sürecek olan ”Erozyon ve Çevre Eğitimi Semineri” 02 Mart 2011
Çarşamba günü Kırklareli Üniversitesi Rektörlüğü Kültür Merkezi’nde
başladı.

HABER MEKREZİ

İstiklal marşımızın okunması ile başlayan ”Erozyon ve Çevre Eğitimi Semineri” Kırklareli İl Milli Eğitim Müdür Vekili Yasin Özdil’in açılış konuşmasıyla devam etti.
Özdil; “Başta Sayın Valimiz Ali Haydar Öner olmak üzere bu konuya destek ve ilgi gösteren Tema yöneticilerine ve Bakanlığımıza şükranlarımı sunuyorum. Konu son derece önemli. Erozyon, doğa, doğa varlıklarını koruma ve çevre eğitimi. Doğayı temiz, toprağı, toprak üzerindeki canlıları koruyabiliyor muyuz? Çevre bilinci var mı, çevreye gereken ilgili ve temizliği gösterebiliyor muyuz? Çünkü tabiat üzerindeki bütün canlılar güzeldir. Tabiat canlılarla esasında güzeldir” diyen Özdil Aşık Veysel’in bir sözü ile konuşmalarına son verdi.
Kültür Merkezi Salonu’nda başlayan seminerde aslanın yattığı yerden insanın ise terk ettiği yerden belli olacağını belirten Kırklareli valisi Ali Haydar Öner, ” Aslan yattığı yerden belli olur diyorlar, insan da terk ettiği yerden belli olur. Kullandığı yeri kirleterek terke edenlere nasıl insan diyebiliriz?” dedi.
Tema’nın çağrısıyla bir araya geldiklerini belirten Vali Öner, geleceği parlak olan çocuklara seminerde verilen bilgileri, duyarlılığı, dikkatle, eğitici bir şekilde, bilinçle aktarılırsa suya atılan taş misali etkili olacağını vurguladı.
Vali Öner yaptığı konuşmasında şu konulara dikkat çekti; “Temanın çağrısıyla bir aradayız. Doğaya olan borçlarımızı, sadakatimizi bu vesileyle bir yandan borç ödeme şeklinde bir yandan duyarlılık olarak gösterme sorumluluğu ile başbaşayız. Dünya var olduğundan bu yana insanların çeşitli saldırılarıyla, tahribata uğruyor. Ama insanların bir kısmı artık farkına varıyor. Bazen her şey iş işten geçtikten sonra anlaşılıyor. Ama bizim böyle bir şansımız yok. Bizim doğada iki kez kaza yapma şansımız yok. Bazen bir kaza bile her şeyi alıp götürebilir. Trakya olarak ciddi doğa, çevre sorunlarıyla karşı karşıyayız. Bunlardan bir tanesi ergene faciası. Ergene’nin güzelim suları kaynaktan berrak çıkıyor. Ama hemen akabinde insanlar tarafından kirletiliyor. Evsel atıklar yeterince arındırılmadan Ergene’nin sularıyla buluşturuluyor. Daha sonra çevreye duyarlı olmayan sanayi tesisleri kimi ruhsatsız kimi ruhsata aykırı çalıştırılarak Ergene’yi mahvediyorlar. Sadece ergene mahvolmuyor, Ergene’nin geçtiği yataklardan oluşan taşkınlarda Ergene sularının kirliliğine maruz kalan topraklar kirleniyor ve oradan elde edilen ürenler insanlara sağlıksız gıdalar olarak veriliyor. Farkına varmıyoruz. Ürettiğimiz ürün sanki sağlıklıymış gibi yiyoruz. Tıpkı naylon bidondaki turşu gibi zevkle yenen ve farkına varılmayan ürünler misali tüketiyoruz. Peki naylon bidonda bir salatalık turşusu düşünelim. Bunu alıyoruz zevkle yiyoruz ama naylon bidondaki ayrışma süreci yiyenlere zarar veriyor.
Bir yandan uygun olmayan ortanda ürün yetiştiriyoruz. Diğer bir yandan da GDO sorumsuzluğuyla insanları olumsuz etkilerle maruz bırakıyoruz. Şahsi kazanç hırsı toprak anayı olumsuz etkiliyor. GDO’lu ürünler, kirletilmiş toprakta üretilmiş ürünler sadece insan yaşamını değil, doğadaki diğer canlıları olumsuz etkiliyor. Türkiye’de Erozyonla mücadele ve ağaçlandırma vakfı adlı bir sivil toplum örgütü seçkin bir kuruluşla olumlu çalışmalar başladı. Bu çalışmalar sürdürülebilir kılındı. Bir yandan da sivil toplum örgütünün saygınlığını diğer bir yandan da halkımızın duyarlılığını bu güne getirdi. Kırklareli olarak bugünkü seminerden çokça yararlanabileceğimizi düşünüyoruz. Çünkü Kırklareli’de çevre duyarlılığı ne yazık ki yeterli değil. Çevremize çıkalım bütün çalılara naylon torbalar takılmış. Bütün piknik alanlarında teneke kutular, kırılmış cam şişeler, naylon poşetler var. Ne hakkımız var doğayı bu kadar kirletmeye. Aslan yattığı yerden belli olur diyorlar, insan da terk ettiği yerden belli olur. Kullandığı yeri kirleterek terke edenlere nasıl insan diyebiliriz. Geleceksin arkadaşlarınla bir güzel çeşme başlında yiyip içip eğleneceksin ve pisleterek terk edeceksin. Gelecek nesillere iyi örnek olmayacaksın. Çevremize çıktığımızda bir bakalım, naylon torba asılı olmayan alan, ağaç var mı?
Göreve başladığımızdan bu yana nerdeyse bütün piknik alanlarını gördük. Hepsi kirli, hepsi pis. Bir naylon torba kaç yılda dönüşme uğruyor. Ayrıştırarak çöp toplamayı ne zaman öğreneceğiz. Bu sorumluluğu ne zaman davranış haline getirebileceğiz. Dünya 30 yıl önce bundan daha mı güzeldi, şimdi mi daha güzel. Türkiye sanayi devriminde geç kaldı, bir faydası çevre bilinci duyarlılığı geliştikten sonra biz sanayileşme sürecine girdik. Ama yinede yeterince ders alabilmiş değiliz. Kamu kuruluşları üzerine düşeni yapıyor. Bir kısmı da üzerine düşenleri yapmakta çok geç kaldı. Ama günümüz sivil toplum örgütleri dönemi. Bu sürece tema çok büyük katkılar sağlıyor. Geleceği parlak olan çocuklarımıza bu bilgileri duyarlılığı dikkatle eğitici bir şekilde bilinçle aktarılırsa suya atılan taş misali etkili olur”.
“Erozyonun Ülkemizde en önemli çevre sorunu niteliğinde olan ve insanımızı açlığa, yoksulluğa, susuzluğa ve göçe zorlayan toprak erozyonu çok önemli bir ekolojik sorun” diyen Tema Vakfı Genel Müdürü Prof. Dr. Orhan Doğan’ın konuşmacı olarak katıldığı seminerde, Türkiye’de saniyede 24 ton verimli toprağın erozyonla kaybedildiğini vurgulandı.
Her yıl ortalama kaybolan 743 milyon tona yakın verimli topraklarla birlikte yaklaşık 9 milyon ton bitki besin maddeleri de yitirilmekte olduğunu ifade eden Doğan, erozyonun Ülkemizde en önemli çevre sorunu niteliğinde olan ve insanımızı açlığa, yoksulluğa, susuzluğa ve göçe zorlayan toprak erozyonu çok önemli bir ekolojik sorun olduğunu söyledi.
Erozyon, ekosistemin ve suların kirletilmesinde en büyük etken olmaktadır diyen doğan konuşmasını şu şekilde sürdürdü:
”Ülkemizde erozyonla, yılda 743 milyon ton, günde 2 milyon  ton, 1 saatte  8 bin ton , dakikada 2 bin ton, saniyede 24 ton verimli toprağımızı erozyonla kaybediyoruz. Yanlış Arazi Kullanımı sonucu ise dünya arazilerinin yüzde 26’sı (1.230 milyar hektar) tahrip olmaktadır. Toprakların bilinçli kullanılması, kişinin doğduğu yerde mutlu edilmesi ,kırsal ve kentsel yaşam arasında ki seviye farkının en aza indirilmesi için sosyal barışın topraktan geleceği gerçeği de düşünülerek toprak degradasyonu ve erozyon ile mücadeleye çok önem verilmesi zorunludur.”
Konuşmaların ardından Doğan ilk olarak öğretmenlere erozyonla ilgili bilgiler verdi.
Seminer programı, 5 Mart Cumartesi günü sona erecek. (ue)

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here