Ülkemizin cari açık sorunu

65
Av. Necmi Özden

GÖRÜNEN KÖY

Sevgili okurlar. Ekonomi ile az – çok yakından ilgilenen her kez cari açık konusunda bilgi sahibidir. Nedir bu cari açık? Ne işe yarar – ne işe yaramaz , ekonomide niye bu kadar önem atfedilir? Gelin dilimiz döndüğünce konuyu inceleyelim.
Cari açık, bir ülkenin ürettiğinden fazlasını harcaması anlamına gelir. Şayet bir ülkede gayri safi milli gelirin üzerinde bir tüketim var ise ve o ülkenin yatırım harcamaları fazlaca yapılıyor ise bu fazla harcama miktarına cari açık denmektedir. Peki, cari fazla nedir? Bu durumda, bir ülkede milli gelirinden daha az bir harcama yapıyorsa ortaya cari fazla çıkar. Yani tam ters bir durum.
Ülkemize indirgersek Türkiye’de ki cari açık durumu nedir? Türkiye çok uzun yıllardan buyana bütçe açığı veren bir ülke durumunda oldu. Türkiye’de cari açığın ana nedeni uzunca bir süre kamu bütçe açığı oldu. Sürekli olarak ülkemiz kendi bütçesini dengeleyebilmek için dışarıdan borç alarak açığını kapatma yoluna gitti. Akabinde yılların birikimi ile bütçe açıkları ve cari açıkların birleşmesi ile enflasyonist ortamlar ve devalüasyonlar yaşandı. Ancak son dönemlerde Türkiye’nin makuz talihi değişmek üzere. Eskisine göre devlet bütçesi cari açık konusunda daha iyi durumda. Bunun ana nedeni de bütçe açıklarının dış borçla kapatılmasına bir son verilmesidir.
Peki ülkemizde cari açık sorunu bitmiş midir? Hayır bitmemiştir. Azalmıştır. Ama bitmemiştir. Şu an için ülkemizde görülmekte olan cari açığın ana nedeni özel sektörümüzün dışarıdan borçlanıp bunu tüketim ve yatırım harcaması olarak kullanmasıdır. Bu duruma baktığımızda özel sektörlerin, özel şirketlerin neden oldukları bu cari açığın finansmanında kullandıkları borçların bir kısmı kendi şirketlerine verdikleri borçlardan oluşmaktadır. Yani bu durumda şirketin patronu parasını kendi şirketine sermaye olarak koymakta, kendi şirketine borç vermektedir. Peki bir patron kendi şirketine niye borç verir.? Hesap açık. Vergi avantajı. Şirket borçlu olduğu için vergiden kurtuluyor ve şirket patronu bir de şirketine vermiş olduğu borcun faizini tahsil ediyor. Anlayacağınız çifte kavrulmuş. Patron hem faiz geliri sağlıyor hem de vergi ödemiyor. Bu durumda ne oluyor? Patron şirket sahibi olarak aşırı yabancı kaynak kullanarak daha fazla kar peşinde koşuyor. Olması gereken makul durum ise; bir sanayi şirketinin öz sermayesinin – maddi duran varlıklara olan değerinin eşit olmasıdır. Ama ülkemizde bunu uygulayan yok. Ülkemizde şirketlere alınan krediler şirketin patronları tarafından, şirkete yurtdışından verildiğinde bu durum ülke dış borç hanesine yazılmakta ve bu durumda ülkemizin dış borç tutarını gerçekte olmadığı kadar yüksek göstermektedir. İşte ülkemizde yaşanan fiili durum bundan ibadettir. Gerçekte olmadığı kadar yüksek çıkan bir cari açık durumu söz konusu olmaktadır.
Sorunun çözüm noktası şu aşamada; faizin gider sayılmasında getirilecek sınırlamadadır. Devletimizin ekonomi yönetimi bu sorunu yakinen bilmektedir. Artık şirket patronlarının bu türden işlemlerine bir çeki düzen getirilmek istenmektedir. Amaç burada şirket patronlarının kendi şirketlerine daha çok öz sermaye koymasına sağlamaktır. Makul olanı da budur. Ayrıca ülkemiz bir yasa ile şirketlerin finansman giderlerinin indirimine yeni bir sınırlama getirmek istemektedir. Bu amaçla TBMM Genel Kurulunda görüşülmeye başlanan “ Amme Alacaklarının Tahsili Usulü Hakkında Kanun Tasarısında ” faiz giderlerine sınırlama getirilmek istenmektedir. Yasa kabul edilirse bundan böyle şirketler faiz giderlerinin % 10’unu aşmamak üzere Bakanlar Kurulunca kararlaştırılan kısmı ancak gider olarak vergilerinden düşebilecekler.
Olay şu an için patronların ve şirket yönetimlerinin şeffaflaşmasına geldi. Ama şu an için patronlar şeffaflaşmaktan kaçınıyorlar. Patronların yeni Türk Ticaret Kanununu değiştirmek için hükümete baskı yaptığı bilinmektedir. Patronlar şirketlerin internet sitesi kurup buradan şirketin mali yapısı ile ilgili bilgi vermesini istemiyorlar. Patronlar şirketinin halka açık olmasına rağmen eskisi gibi kendi şirketlerinden dilediği kadar para çekmeye devam etmek istiyorlar.
Şu an için şeffaflıktan kaçan patronlar geçmiş yıllarda sürekli olarak Hazine Müsteşarlığı’nın ve Merkez Bankası’nın şeffaflaşmasını istemişlerdir. Şu an için bu kurumlar her türlü mali tablolarını internet ortamında paylaşıma açmış durumdadırlar. Dünya’nın her yerinden internet ortamında bu kurumların mali yapıları görülebilmektedir. Şimdi sıra patronların ve şirketlerinin şeffaflaşmasında dır. Bu bağlamda yeni yasanın amacı; patronların kendi şirketlerine daha çok öz sermaye koymasında ve patronların kendi şirketlerine borç vererek hem faiz alıp hem de düşük vergi ödemelerine mani olmaktır. Bu itibarla yeni Amme Alacaklarının Tahsili Usulü Hakkında ki kanun yeni Türk Ticaret Kununu’ndan daha radikal kararlar getirmektedir. Dünyada hiç bir sermaye piyasası, bir patronun kendi şirketini acımasızca borçlandırarak öz kaynak yapısını eritmesine ve faiz giderlerinin vergiden düşülmesin izin vermez. Ülkemizde de yapılmak istemem tam olarak budur.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here