Tuhaflıklarımız

9

 

Toplumsal vurdumduymazlığımız en önemli hastalığımızdır.
Sorgulamayan, neden demeyen, toplumsal kuralları bilerek çiğneyen kör ve sağırlardan oluşan toplum kitleleri genişliyor.
Öyle bir hale geldik ki, körlerden, sağırlardan ve duyarsızlardan oluşan halk yığınları tesadüfen yaşıyorlar.
Görüyoruz görmemezlikten geliyoruz.
Duyuyoruz duyamazlıktan geliyoruz.
Öyle olunca da tuhaflıklar alıp başını gidiyor.
Görünce de hayret diyerek şaşıyoruz.
Tuhaflıkları saysam bana ayrılan yer yetmeyecek ama son günlerde gördüğüm birkaç gariplikten bahsetmeden geçemeyeceğim.
15 yaşında bir çocuğu yüklü bir kamyonu şımarıkça kullandığını görünce sokaktaki herkes hayretle bakıştık.
Çarşının ortasını pisleyen at arabacısının duyarsızlığını görenlerin nasıl homurdandığını tahmin edersiniz.
Ehliyeti ve ruhsatı olmadan yollarda cirit atan patpat dediğimiz uyduruk taşıma araçlarının çıkardığı sese mi kızacaksınız, yapacağı bir kazadan sonra kimden hesap soracağınızı mı düşüneceksiniz?
Yerleşim alanlarına kurulan GSM irtibat direklerinin çevre sakinlerine zararlarının olup olmadığını kime nasıl soracağız?
Yaz geldi, şımarık gençler motosikletlerinin egzozlarını bağırtarak aldıkları zevkin verdiği rahatsızlığı halkımız sinirlenerek içine sindirmek zorunda.
Lise diploması alan gençlerin çarpım cetvelini bile öğrenemediğini rastladığınız bir gence sorarak test edin isterseniz.
Hemen aklıma gelenleri yazdım, bir kampanya açsak, siz okuyucuların da gazetemize gördüğünüz tuhaflıkları ulaştırsanız, bayağı kalın bir kitap oluşur.
Ülkemizin tuhaflıklarından meydana gelen bu kitabı da gelişmiş ülkelerin okuyucularına sunsak şaşarak gülmekten katılabilirler.
Nereye dokunsanız bin bir tane yanlışlık ve tuhaflıkla karşılaşıyorsunuz.
Bozuk düzende sağlam çark olur mu?
Tesadüfen yaşıyoruz işte.
Gelişmiş ülkelerde insanlar tesadüfen ölüyor, ülkemizde ise tesadüfen yaşıyorlar.
Neyle ne zaman nasıl karışılacağımız belli değil.
Vatandaşlık kavramı gelişmemiş bir toplumuz.
Kurallara uymayanları şikâyet etmeyen, kabahatleri görmezlikten gelen, şahit olmaktan korkan sorumsuz bir duyarsız toplumuz biz.
Sorgulamayı yük sayan, şikâyet etmeyi gammaz anlayan, bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın diyen bir toplumuz biz.
Tepeden tırnağa eğitime ihtiyacımız var.
Toplumsal kişiliğimizin oluşması şart.
Kısacası önce kendimiz sorgulamalıyız, sonra da toplum olarak kendimizle yüzleşmeliyiz.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here