“Torba Yasa geri çekilsin”

12
Türk Tabipleri Birliği Kırklareli Tabip Odası’nda 27 Temmuz 2010 Salı günü düzenlenen basın toplantısında Oda Başkanı Dr. Halil Muhacir “İşçi sağlığı, iş güvenliği hizmetleri, taşeron firmaların kâr hırsına kurban edilmesin.” dedi.

HABER MERKEZİ
Başkan Muhacir, Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Genel Kurulu’nda, içinde İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği ile ilgili çok önemli maddelerin de yer aldığı bir "Torba Yasa" Tasarısı’nın görüşmeye başlandığını belirterek şunları kaydetti:
“Söz konusu Tasarıda yapılan düzenlemelerle;
İşyeri hekimi ve iş güvenliği uzmanı, ortak sağlık ve güvenlik birimi ile eğitim kurumlarının tanımlarının İş Yasasına eklenmesi, bu tanımlara göre anılan mesleki formasyonlar, taşeron hizmet sunum kuruluşları ile eğitim kuruluşlarının Bakanlık tarafından yetkilendirilmesi.
İşçi sağlığı ve iş güvenliği hizmeti sunmak üzere işyeri dışında kurulacak kuruluşların nitelikleri, altyapı ve personel standartları ile işyerlerinin bunlardan hizmet almaları; işyeri hekimi ve iş güvenliği uzmanlarının da içinde bulunduğu çalışanların görev yetki ve sorumlulukları, işyeri hekimliği ve iş güvenliği uzmanlığı eğitimleri ile belgelendirilmeleri bu eğitimlerde görev alacak eğiticilerin nitelikleri ve eğitim sonunda  yaptırılacak sınav ile ilgili olarak Çalışma Bakanlığı tarafından ilgili tarafların görüşü alınarak yönetmelik çıkartılması.
İşyeri sağlık ve güvenlik birimi ile işyeri ortak sağlık ve güvenlik biriminde görev yapacak işyeri hekimlerinin işyerinde yapacakları görevler için diğer kanunların kısıtlayıcı hükümlerinin uygulanmaması,
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı Teşkilat Yasa’sına ek yapılarak yukarıda belirtilen yetki ve görevlerin yasaya, iş Sağlığı ve Güvenliği Genel Müdürlüğü’nün görevleri arasına eklenmesi öngörülmektedir.
Bütün bu değişiklik önerilerinin ortak noktası işçi sağlığı ve iş güvenliği hizmetlerinde görev yapacak olan işyeri hekimliği ve iş güvenliği uzmanlığı yetkisinin kazanılması, bu yetkinin kazanılabilmesi için gerekli eğitimi verecek kuruluşların saptanması ve anılan mesleklerin hizmet sunum yöntemlerinin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından belirlenmesine yöneliktir.
İş kazası ve meslek hastalıklarına ilişkin sayısal veriler göstermektedir ki, personel ve altyapı eksikliklerinin de etkisiyle, anılan Bakanlık ilgili yasa ile kendisine verilen görevleri bile yerine getirememektedir.
Nitekim Türkiye Cumhuriyeti Ulusal iş Sağlığı ve Güvenliği Politika Belgesi (2009-2013) başlıklı Raporda "Bir ülkede meslek hastalıklarının görülme sıklığı çalışan nüfusun binde 4-12’si arasında değişmektedir. Buna göre Türkiye’de 30.000-100.000 arasında meslek hastalığı beklenmektedir. Ancak Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) istatistiklerine göre 2007 yılında 1.208 meslek hastalığı vakası tespit edilebilmiştir" saptaması yapılarak belirlenemeyen, dolayısıyla uygun tedavisi yapılarak sahip olduğu özlük hakları kendisine verilmeyen on binlerce işçinin varlığı itiraf edilmiştir.
Öte yandan, yine kayıt dışı istihdam ve eksik verilerle oluşturulmuş SGK istatistiklerine göre, 2007 yılında toplam 80.602 iş kazası ve 1208 meslek hastalığı sonucu 1044 kişi yaşamını yitirmiş, 1956 kişi ise sakat kalmıştır. Ülkemizde günde ortalama üç işçi yaşamını yitirmekte, beş işçi sürekli iş göremez duruma gelmektedir.
Bütün bu tablonun değiştirilebilmesi, işçi sağlığının korunup, iş güvenliğinin sağlanması için bu alanda gerekli önlemlerin alınması; bu kapsamda nitelikli işyeri hekimliği ve iş güvenliği uzmanlığı hizmetlerinin işyerlerinde bulunmasının sağlanması gerekmektedir. Oysa bugün söz konusu kurumsal yapıların zayıflatılması ve bu hizmetlerin kağıt üzerinde bırakılmasına yönelik bir girişimle karşı karşıyayız.
Yükseköğretim alanında hiçbir yetkisi bulunmayan ve örgütlenmesinde de buna uygun olarak herhangi bir kadrosu mevcut olmayan Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, TBMM’de görüşülmekte olan Torba Yasa ile hekimlerin işyeri hekimi olabilmesi ya da mühendislerin iş güvenliği uzmanı olabilmesi için almaları gereken  eğitimi belirleyen, bu eğitimleri verecek kuruluşları yetkilendiren ve eğitimler sonunda sınavları yaparak ya da yaptırarak hekim ve mühendisleri işyeri hekimi/iş güvenliği uzmanı olarak çalışabilmesi için belgelendiren kurum haline gelmektedir.
Daha önce yapılan yasa ve yönetmelik düzenlemeleri ile istediği sonucu elde edemeyen ve bu alanda yetkisi bulunmadığı yargı kararlarıyla tespit edilen Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı bu kez Torba Yasa ile söz konusu yetkileri kazanmaya çalışmaktadır.
Bu noktada, anılan Bakanlığın hukuka aykırı düzenlemelerine güvenerek işyeri hekimliği ve iş güvenliği uzmanlığı eğitimi ve taşeronluk hizmetlerinde faaliyet göstermek üzere kurulan şirketlerin mağduriyet belirterek yasal düzenleme talep etmeleri hiçbir biçimde kabul edilemez.
Bu alanda yapılacak bütün düzenlemelerin insan yaşam ve sağlığı ile doğrudan bağı dikkate alınarak yaşam ve sağlık hakkını geliştirecek şekilde düzenlenmesi zorunludur. Aksine düzenlemeler. Anayasanın yaşam hakkını koruyan 17. maddesi başta olmak üzere temel hakları düzenleyen birçok hükmüne aykırı olacaktır.
Tasarı’da yer alan düzenlemeye göre işyeri hekimlerinin bu görevlerini yapmaları sırasında "diğer kanunların kısıtlayıcı hükümleri uygulanmaz" denilmekle aslında 6023 sayılı Türk Tabipleri Birliği Yasasının  5. maddesindeki "işyeri tabipleri çalıştıkları yerlerin sağlık hizmetlerinin başka bir yerde ikinci bir görev yapmalarına elverişli bulunduğu tabip odaları idare heyetince kabul edilmedikçe her ne suretle olursa olsun, diğer bir kurum ve işyerinin tabipliğini alamazlar." Hükmü devre dışı bırakılmaya, Türk Tabipleri Birliği’nin işyeri hekimliği alanındaki yetkileri kısıtlanmaya çalışılmaktadır.
Tasarı ile Yargının daha önce verdiği iptal kararlarına rağmen "iş güvenliği uzmanı" kavramı getirilmeye çalışılmaktadır.
İş güvenliği konusunda bir yeterlilik tanımlaması yapılacaksa "iş güvenliği mühendisi" kavramı dışında bir kavram yaratmaya gerek yoktur. Mühendisler yaptıkları işin bilime, teknolojiye ve hukuka uygunluğu konusunda meslek odaları vasıtası ile ve yargı yolu ile denetlenirler. Aldıkları akademik eğitimin kazandırdığı bilginin ve değerlerin korunması da odaları aracılığı ile yaşam boyu meslek içi eğitim ve meslekte gelişim çalışmaları ile sağlanmaktadır.
Dolayısıyla, meslek odaları bu yapının vazgeçilmez örgütlü yapılarıdır. Siyasal iktidar bunu algılamak zorundadır.
Siyasal iktidar, bu düzenlemeyle işçi sağlığı ve iş güvenliği alanının vazgeçilmez yapıları olan Türk Tabipler Birliği ile Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği’nin rolünü dışlamaya, sıradanlaştırmaya çalışmaktadır. Eğitim dahil olmak üzere işçi sağlığı ve güvenliği bir pazar haline getirilmekte ve can pazarına dönüştürülmektedir.
Bu düzenlemelerin amacı; işçi sağlığı ve güvenliği alanını tümüyle piyasaya açmak, bu alandaki taşeron firmalara rant ve kâr alanı sağlamaktır” dedi.
Türk Tabipleri Birliği Kırklareli Tabip Odası’nda yapılan basın toplantısına Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Kırklareli Milletvekili Av. Turgut Dibek ve İşyeri Hekimleri katıldı.
* “Anayasa Mahkemesi’ne giden parti olarak suçlanıyoruz.
Cumhuriyet halk Partisi (CHP)  Milletvekili Av. Turgut Dibek Torba Yasa’nın terim olduğunu belirterek;
“’Torba Yasa’ açıkçası bir ambiyane bir şey içine her şeyi kattıkları bir terim. Yaklaşık 60 maddelik bir konu belki 30 tane 40 tane ayrı konuyu düzenliyor. Her bir konuyla ilgili olarak uzmanların incelemesi lazım. Mecliste Dr. Salih Arslan Çıktı, Sağlık, Gençlik ve Aile Komisyonuna gelmesi gerektiğini söyledi. Ama sordum Komisyon Başkanı AKP’li bilmiyor benim haberim yok diyor. Kimsenin haberi sadece plan ve bütçenin haberi var. Para ile ilgili olduğu için bu işler plan ve bütçeden geçiyor ama sağlık komisyonunun hiçbir haberi yok. Kimsenin haberi yok tabi amaç bunları kaçırmak. Daha sonra uygulamaya başladığında, diyorlar böyle bir kanun geçmiş Meclis’ten” dedi.
Yapılan açıklamaların ardından Kırklareli Tabip Odası Başkanı Dr. Halil Muhacir ‘Torba Yasa’ ile ilgili hazırlanan dosyayı Milletvekili Av. Turgut Dibek’e Meclis’te gündeme getirilmesi için takdim etti.
Dibek verilen dosya ile ilgili Başkan Muhacir’in açıklamalarının her şeyi anlattığını fakat birkaç cemle eklemek istediğini belirterek;
“Bu iktidarın sorunu bizim gördüğümüz kadarıyla genel olarak yaptığı bir konudur. Geçen gün mecliste taş atan çocuklarla ilgili bir kanun vardı ve meclisten o kanun geçti. 12 temel maddeli bir kanun görüştüler. Burada 60 maddelik içinde çok farklı konulara var ve kamuoyundan, toplumdan gizlenmesi istenilen konular var. Normal yapılması gereken bunun bağımsız bir kanun olarak gelmesi gerekir.
Bu konuyu da Cumhuriyet Halk Partisi’ndeki arkadaşlar Meclis’te de tartıştılar. En büyük üzüntümüzde Meclis’ten geçerken Milletvekilleri bunu anlayarak, bilerek oy kullansınlar geçirsinler. Daha sonra tartışmalar olduğunda bizim haberimiz yoktu, biz görmedik diyorlar. Anayasa Mahkemesi’nde, Anayasa’ya aykırı olan, sizin açıklamalarınızla gittiğiniz zamanda oda Türkiye’de maalesef Anayasa olmasına rağmen iktidarın hukuk dışındaki arayışlarına biz hukuk yoluyla mücadele ederken orada da bazen Anayasa Mahkemesi’ne giden parti olarak suçlanıyoruz. Bunların hiç biri olmadan çözümlenmesi lazım ben bu notları alıyorum. İlgili arkadaşlara ileteceğim ve bende takipçisi olacağım. Sizleri de bu konuda kutluyorum” dedi. (ue)

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here