“Teşekkür etmeyi bilmeyenler, şükretmesini de bilmezler”

19
Kırklareli İnsani Değerleri Yaşatma Derneği (KİD-YAD) tarafından “Kutlu Doğum Haftası” Programı düzenlendi.
HABER MERKEZİ
14-20 Nisan tarihleri arasında Kainatın Sevgilisi Güllerin Efendisi Hz. Muhammed’in (SAV) Doğumu dolayısıyla kutlanan “Kutlu Doğum Haftası” etkinlikleri kapsamında; 11 Nisan 2012 Çarşamba günü saat 20.30’da Kırklareli Üniversitesi Rektörlüğü Kültür Merkezi Konferans Salonu’nda geniş katılım ile “Kutlu Doğum Haftası” Programı düzenlendi.
İlahiyatçı-Yazar Ömer Döngeloğlu’nun katıldığı program, Kur’an-ı Kerim Tilaveti başladı. KİD-YAD Başkanı Hüseyin Kasap, güzeller güzeli Allahü Teala’nın resulünü iyi tanıdığını, Peygamber Efendimizin rabbinden getirdiği öğretileri insanların kendi hayatların iyi uygular, kendisine laik ümmet olma yolunda samimi gayret sarf eder ise peygamber efendimizin biz kardeşlerini şimdiye kadar yalnız bırakmadığını ve bırakmayacağını ifade etti.
Kasap; “Cennet yurdumuzun Balkanlara açılan noktasında sınır boyundaki ilimiz Kırklareli’mizde güllerin efendisi, tüm varlık aleminin yegane yaradılış sebebi olan sevgili peygamberimiz (SAV) efendimizin ağırlamanın, misafir etmenin onur ve gururunu yaşıyoruz” dedi.
Daha sonrasında sahneye çıkan Büşra Koç ve Halime Yücel, ‘Efendimize karşı’ adlı şiiri okumasının ardından konferansa geçildi.
İlahiyatçı-Yazar Ömer Döngeloğlu; “Anladım ki benim ülkemin her tarafındaki insan, Peygamber Efendimiz Hz. Muhammet’e kalbiyle bakıyor” dedi.
KİD-YAD’ın düzenlediği programda değerli insanlar ile bu güzel günde bir araya gelmekten mutluluk duyduğunu söyleyen Dögeloğlu, Peygamber Efendimizin hayatından bazı kesitleri katılımcılar ile paylaştı.
Dedelerimizin Peygamber Efendimizi ve asabını Türk Bayrağı üzerine koyduğunu anlatan
Döngeloğlu;
“Kırklareli, ülkemizin batı kesiminde gelmediğim bir il. Bizi her yerde birleştiren ve kardeş kılan bir hakikati gördüm, Hz. Peygamber Efendimiz.
Biz bu dünyada ne çektiysek, ne çekiyorsak sözü karşımızdakine söylemekten çekiyoruz. Aklımızda şekillerle, kalıplarla bir din anlayışımız var. İnsanları dış görünüşü ile yaşadıkları şehirler ile yargılıyoruz. Önyargımızı kafamızdan atmalıyız. Ön yargılarımızdan utanıyorum. Anladım ki herkese anlatırken kendime anlatamamışım Allah resulünü. Ben kendi önyargılarımdan içimdeki utanç duygularımdan herkesten özür diliyorum. 
Bayrağımız bize ecdadımızdan miras kalan ortak değerimizdir. Hiç bilmiyoruz bize ecdadımızdan miras kalan bayrağımızdaki Ay ve Yıldız’ın ne anlama geldiğini. Öyle bir duruma geldik ki memleketimizin her yanı zerduşlarla doldu. Biz, bize miras kalan ortak değerimiz olan bayrağımızı bile doğru okuyamazsak zerduşlar, Hz. Ömer ile eski putları çıkartır ve çocuklarımıza sevdirirler.
Bayrağımızdaki hilal ve yıldız, Peygamber Efendimiz’den geliyor. Peygamber efendimize kullar, siz bizim hilalimizsiniz, Peygamber Efendimiz ise kullara ise sizde benim ayımsınız demesiyle Türk Bayrağı’ndaki ay ve yıldız şekilleniyor ve aziz şehitlerimizin kanıyla rengi kırmızı oldu.
Biz askerlerimize, Mehmetçik deriz. Mehmet aslında küçük Muhammet demektir. Ordusuna peygamberin ismini veren tek milletiz. 
İnsanlara teşekkür etmeyi bilmeyen bir kimse, Allaha şükür etmeyi de bilmez. Allahü Teala’nın kendisine teşekkür eden kulları olmasından çok hoşlanıyor. Peygamber efendimizin eşlerine ve tüm asabına teşekkür ederdi ve teşekkür etmeyi asabına ve ailesine öğretti. Dünya üzerinde yaşayan herkesin birbirine ve sonrada Allah’a teşekkür ederek şükretmesini öğrenmesi gerekir” dedi.
Peygamber Efendimizin, eşine hiçbir zaman bağırmadığını ve elini kaldırıp vurmadığını anlatan Dögeloğlu; “öyle bir zaman geldik ki, Peygamber Efendimizin el üzerinde tuttuğu kadınları, sokak ortasında döverek öldürüyoruz” şeklinde konuştu. (ue)

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here