“Terör meselesi 76 milyonun meselesidir”

3
AK Parti Şanlıurfa Milletvekili Doç Dr. Zeynep Karahan Uslu Kırklareli’de Çözüm sürecini anlattı. 
* “Terör örgütünün ele başısı Abdullah Öcalan’ın serbest bırakılması ile ilgili bir anlaşma yapıldı mı?” sorusuna, Karahan Uslu; “Biz Terör örgütünün eski ele başısıyla herhangi bir kişisel, geleceğini ilgilendiren hiçbir anlaşma içerisine girmedik.”
HABER MERKEZİ
Adalet ve Kalkınma Partisi (AK Parti) Halkla İlişkiler Genel Başkan Yardımcısı, Şanlıurfa Milletvekili Doç. Dr. Zeynep Karahan Uslu, AK Parti Kırklareli İl Başkanlığı tarafından 02 Mayıs 2013 Perşembe günü saat 16.30’da Kırklareli  Ticaret Borsası Konferans Salonu’nda düzenlenen toplantıda yaptığı konuşmada, Türkiye’deki terör meselesinin 76 milyonun meselesi olduğunu söyledi.
Toplantının açılış konuşmasını yapan AK Parti Kırklareli İl Başkanı Av. Ahmet Zeki Kılavuz, Çözüm Süreci’nin muhalifler tarafından baltalandığına dikkat çekerek;
“Şimdi sizlere okuyacağım bu bölümü dikkatlice dinlemenizi istiyorum. Kimimizin Güneydoğu, kimimizin Kürt, kimimizin Terör Sorunu dediğimiz olay maalesef Türkiye’nin bir gerçeğidir. Partimiz bu sorunun toplum hayatımızda neden olduğu huzursuzlukları, bölge halkının mutluluğunu, refahını, hak ve özgürlüklerini görerek Türkiye’nin bütünlüğü ve üniter devlet yapısı ile birlikte bölgeyi tehdit eden terörün önlenmesinde zaaf yaratmayacak bir şekilde kalıcı Türk toplumunun duyarlılıklarına saygılı etkili ve sorunları kökünden çözmeye yönelik bir politika izleyeceğiz. Bu bölgemizdeki kültürel farklılıklar partimiz tarafından zenginlik kabul edilmektedir. Resmi dil ve eğitim dili Türkçe olmak şartıyla Türkiye dışındaki dillerde yayın dahil kültürel faaliyetlerin yapılabilmesine, partimiz Ülkemizdeki birlik ve bütünlüğü zedeleyen değil, güçlendiren ve pekiştiren bir zenginlik olarak görmektedir. Bölgenin geri kalmışlığından kaynaklanan olumsuzlukları giderilmesine, bölgeye dönük özel düzenlemeler yoluyla değil genel değil, genel demokratikleşme projesi bağlamında düşünmektedir. Sadece ekonomik kalkınma politikalarıyla tam bir çözüme kavuşturulamayacağı gerçeği yanında bütün bunların üstünde kültürel farklıkları demokratik hukuk devleti çerçevesinde tanıyan yaklaşımların etkili olması sorunun çözümünde önemli bir adımdır. Diğer taraftan kültürel farklılıklar bölge halkıyla olan müştereklerin arka planda bırakılmasını gerektirmez. Aslın Türkiye Cumhuriyet Vatandaşı olma bilinci toplumumuzun birlik ve beraberliğinin çimentosudur.  Bu okumuş olduğum satırlar 14 Ağustos 2001 tarihinde kurulan partimizin parti programından alınmıştır. Çözüm süreci adı altında yapılan düzenlemeler bu yıla münhasır olmayıp, Partimizin programında yer alan kurulduğu aşamadan bu güne kadar yapılan programlar olup dünden bu güne olan bir süreç değildir. AK Parti’nin istikrarlı adımlarla hayata geçirdiği ve devam ettirdiği bir süreçtir. Bu sürecin daha iyi anlaşılması için, özellikle bizim İlimiz gibi hassasiyetleri olan bölgemizde konunun daha iyi anlaşılması amacıyla, bizleri kırmayarak davetimizi kabul eden Şanlıurfa milletvekilimiz Sayın Zeynep Karahan Uslu hanımefendiye iştiraklerinden dolayı, sizlere de davetimize icabet edip teşriflerinizden dolayı teşekkür ediyoruz” dedi. 
İl Başkanı Kılavuz’un konuşmasından sonra Doç. Dr. Karahan Uslu Çözüm Süreci’nin sadece toplumun bir kesimini değil, tamamını ilgilendirdiğini söyleyerek, Türk Milleti’nin Tarihin en köklü ve en büyük medeniyetlerinden biri olduğuna vurgu yaptı. 
Karahan Uslu sözlerine şöyle devam etti; “Türkiye tarihinin en kapsamlı sivilleşme ve demokratikleşme hamlesini gerçekleştiriyor. Adına çözüm süreci dediğimiz bu inisiyatif alma sürecide Tarih sayfasında belirleyici ve büyük bir güç olmak üzere 200 yıldır sürdürdüğümüz bir mücadelenin belki de son ve tamamlayıcı hamlesi olarak karşımıza çıktı. Bu Millet İmparatorluk zamanında,  2.Abdülhamit Dönemi’ni hatırlayalım. 30 yıl verilen bir mücadele. Tek karış toprak kaybetmeden ve yeniden ayağa kalkabilmek adına verilen bir mücadele. Daha sonra Milli mücadeleyi hatırlayalım. Kurucu önderimiz Mustafa Kemal Atatürk’ü ve onunla birlikte yeni bir genç Cumhuriyet ve küllerinden bir kez daha doğan ve ayağa kalkarak, belirleyici bir güç olarak ben varım diyen bir Milleti düşünün işte onun devamı olarak 1946 Demokrat Parti hareketi, Özal’lı yıllar ve işte bu gün Cumhuriyet Tarihinin kesintisiz olarak en uzun süre iktidarda kalabilen partisi olarak ve onun büyük lider, büyük usta Recep Tayip Erdoğan’ın ortaya çıkışı ve Tarihe damga vuran hamleleriyle birlikte aslında bizim tarihi genlerimizde var olan  ufkunu genişletme iç ve dış oyunlarla çöktürülmüş olan medeniyetini bir kez daha ayağa kaldırmanın çabasıdır. 
Artık Türkiye büyük bir Dünya gücü. Dünyanın 16. gücü. İstikrara kavuşmuş bir siyaseti var. Demokrasisi derinleşen bir Türkiye var. Artık koalisyon sarmalında, durmadan yıkılan hükümetler, zayıf iktidarlar, karar alamayan, toplumuna hizmet üretmekten aciz bir iktidar yapılanması yok. 
100 yıllık prangalarını kendi içinde çözen bir Türkiye var. Diyoruz ki bütün prangalarımızı kıralım. Biz bunu yapabiliriz. Bu güce sahibiz. İşte bu 100 yıllık prangalarımızın kırılmasının adı çözüm sürecidir. Bu 76 milyonu ilgilendiren bir meseledir.. Şimdi sizlere sormak istiyorum. Bu Ülkenin en kıymetli varlığı nedir? İnsandan daha kıymetli bir şey olabilir mi? İnsan yaratılanları en şereflisidir. 1984 yılından bu yana 30 bin canımızı toprağa verdik. Ödediğimiz bilanço 30 bin insanımızdır. İnsanlarımızın ölmesini sonlandırmak, prangaları kırmaktır. Bu topraklar 1000 yıldır bizimdir. Bizim yurdumuzdur. Biz bu yurdu Türklerle birlikte, Kürtlerle, Zazalarla, Çerkezlerle, Araplarla, Lazlarla birlikte kurduk. Birlikte kardeşçe yaşadık. Sonra yanlış politikalarla red, inkar ve asimilasyon, yani farklılıkları yok saymak.  Herkes Türk’tür. Ancak insanların kendi kültür ve kimliklerini özgürce yaşayabilen bir gelenekten, Tarihten gelen bir milletin bu gün artık Demokrasiye yakışmayan her ne varsa silerek ve güçlenerek yoluna devam etmesi için çözüm süreci. Çünkü buna mecburuz. Milleti güçlendirmek dediğiniz zaman değil 30 bin, 40 bin hayat bir insanın hayatı bile çok değerlidir. Ama birde bunun diğer boyutu var. Terörle mücadelenin bize olan maliyeti var. Hepimizin cebine, bu gününe, yarınına mal olan 400 milyar dolar terörle mücadelede harcadığımız ortalama rakam bu. 400 milyar doları teröre değil de Ülkemiz için harcamamış olsaydık Türkiye’nin bu günkü milli geliri kişi başına 20 bin dolardı.”
“Bir izleyicinin çözüm sürecinde PKK’nın silah bırakıp çekilmesi için ne verildi? Terör örgütünün ele başısı Abdullah Öcalan’ın serbest bırakılması ile ilgili bir anlaşma yapıldı mı?” şeklindeki soruya, Şanlıurfa Milletvekili Doç. Dr. Zeynep Karahan Uslu şöyle cevap verdi;
“Biz Terör örgütünün eski ele başısıyla herhangi bir kişisel, geleceğini ilgilendiren hiçbir anlaşma içerisine girmedik. Bunu bizde ifade ediyoruz aynı zamanda muhatabımız olan kişide bunu böyle bir anlaşması nın, böyle bir müzakere ilişkisinde inisiyatif sergilemediğini kendisi de ifade ediyor. Hani niye yapıyor diyeceksin. Düşün 65 yaşında bir adam bu adam 10 küsur yıldır cezaevinde kaç yıl yaşayacağı belli değil. Bizim gördüğümüzü örgütün görmediğini mi sanıyorsunuz? Yani nereye kadar? Bir yere varılamadığını açıkça gördüler. Daha önce ayrı federatif yönetim, özerk yönetim talepleri vardı bunlardan vaz geçtiklerini seneler önce teklif ettiler. Niye? Böyle bir şeyin zemini yok. Aynı zamanda da Türkiye artık daha fazla büyümelerine imkan sağlayacak bir Ülke olmaktan çıktı. Beslenebilecek yeni acı üretmiyoruz. Yani evet geçmişimiz çok acı Diyarbakır cezaevinden sağ çıkan insanların neredeyse tamamı psikolojik tedavi gördü. Bazıları hiç iyileşemedi. Böyle bir gerçek var.  Yani dedim ta çocuğunuzu bir gün beyaz bir toros arabası alsın gitsin bakalım. Çocuğunuz ne yapmış olursa olsun. Bir daha hiç görme o evladı. Ne hissedersiniz? Ya da müzik dinledin Kürtçe diye alsınlar seni mahkemede cezalandırsınlar. Ne hissedersin? Çocuğuna Leyla ismi koymak istiyorsun, hayır koyamazsın. Ne hissedersin? Bunları yaşadık biz. En küçükten en büyüğüne. Dolayısıyla oradan yaşanan tepkiyle de büyüyen bir zemin vardı. Dedik ya hani baskı ve terör birbirini büyütüyor. Bir sarmal gibi büyüyor. Ama şimdi artık böyle bir sarmal yok. Tam tersine büyüyen, güçlenen, ekonomisi düzelen, insan hakları gelişen, kültürel haklara saygılı, inançlara saygılı, insanların rahat nefes aldığı bir Türkiye var. Ya orada nasıl beslenir. Dolayısıyla siyasi platforma geçebilmek onlar açısında da bir zorunluluk halini alıyor. Diğer taraftan iki tarafta sadece ölüyor. Yani bizim güvenlik güçlerimizi kaybediyoruz. Sivil vatandaşlarımızı kaybediyoruz. Terörist dediğimiz insanları da. Dolayısıyla aklın yolu bir. Bu akıl yolunda her iki taraf   içinde doğru olan bu. 12 senedir ben Türkiye’yi daha özgür, daha güçlü, daha müreffeh, daha demokratik ülke haline getirmeye çalışıyorum, başarıyorum ama bunu sadece İç Anadolu’da, Karadeniz’de Trakya’da başarmıyorum, Doğu Anadolu ve Güney Doğu Anadolu’da da başarıyorum. Yeni acı hikâyeleri üretmiyorum. Üretmeyeceğim. Dolayısıyla öyle bir zemini ben ellerinden alıyorum. Doğru olan da budur” diyerek cevap verdi. (Faruk Ceylan)

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here