“TEMA yargıya başvurarak Trakya için gerekli olanı yaptı”

12
“TEMA yargıya başvurarak Trakya için gerekli olanı yaptı”

TRAKAB tarafından Istanbul Büyükşehir Belediyesi’nin bir alt şirketi olan Istanbul Metropoliten Planlama Bürosu’na yaptırılan 1/100.000 ölçekli Trakya Alt Bölgesi Ergene Havzası Revizyon Çevre Düzeni Planı’nı mercek altına alan Türkiye Erozyonla Mücadele Ağaçlandırma ve Doğal Varlıkları Koruma Vakfı (TEMA) planın iptali için mahkemeye başvurdu.

TEMA Lüleburgaz Gönüllü Temsilcisi Hakan Dedeoğlu, Trakya Alt Bölgesi Ergene Havzası Revizyon Çevre Düzeni Planı’nda yönetmeliklere göre çevre düzeni planlarının içermesi gereken birçok noktada eksiklikler, kendi içinde çelişkiler ve planlama ilkelerine tümüyle aykırı kararlar olduğunun tespit edildiğine dikkat çekerek “TEMA yargıya başvurarak Trakya için gerekli olanı yaptı” diye konuştu.

TEMA, söz konusu planın iptali için yaptığı başvuruda, “Mevzuata göre, karar ve hükümleriyle alt ölçekli planları yönlendiren çevre düzeni planlarında olması gereken detayları içermediği tespit edilen 1/100000 ölçekli Trakya Alt Bölgesi Ergene Havzası Revizyon Çevre Düzeni Planı son derece yetersizdir ve alt ölçekli planları, planlama ilkeleri doğrultusunda yönlendirecek nitelikte değildir” dedi. TEMA’nın sayfalarca başvuru dilekçesinden bazı ayrıntılar şöyle:

“Mera Kanunu kapsamında korunması gereken, hayvancılık açısından da önemli, mera alanlarının Plan üzerinde gösterilmediği tespit edilmiştir. Sürdürülebilir çevre açısından son derece önemli bu tip alanların plan üzerine işlenmeden korunması imkansızdır.

Çayır-mera alanlarının Plan üzerine işlenmesi gerekmektedir. Planda sit alanları türlerine göre ayrılmadan “sit alanı” lejandı altında gösterilmektedir. Planda, sit alanlarının türlerine göre ayrılarak gösterilmesi ve bu alanlara yönelik koruma kararlarının alınması gerekmektedir.”

“Planda, turizm tesis alanı, günü birlik turizm alanı, mesire alanları gibi turizm ve rekreatif amaçlı kullanımlar gösterilmemektedir. Kontrolsüz gelişmeleri durumunda doğal çevre üzerinde geri dönüşü olmayan zararlara sebep olabilecek bu tür arazi kullanımlarının, koruma kullanma dengesi içinde gelişmesini sağlayacak kararların Plan üzerinde gösterilmesi gerekmektedir.”

“Trakya’da planlı, plansız, tek tek veya belli bir alanda toplanmış sanayilerin neden olduğu çevre kirliliği, kontrolsüz yer altı su tüketimi, tarım alanlarında yapılaşma baskısı, özellikle Tekirdağ’da yoğunlaşan sanayi alanların çevresel etkileri gibi son derece ciddi tehditler bilinmesine rağmen Planda tam tersi bir yaklaşımla yeni sanayi alanlarının açıldığı, kaçak sanayilerin yasallaşmasını sağlayacak önerilerin getirildiği, çevresel kirlilik kaynağı sanayilere karşı yeterli önlemlerin alınmadığı görülmektedir. Insan ve çevre sağlığını doğrudan etkileyen bu tip konularda yetersiz kalan 1/100000 ölçekli Trakya Alt Bölgesi Ergene Havzası Revizyon Çevre Düzeni Planı, Çevre Düzeni Planlarına Dair Yönetmelik’in 1. maddesinde de belirtildiği üzere, “çevre kirliliğini önlemek amacıyla nazım ve uygulama imar planlarına esas teşkil etme” özelliğine sahip değildir.”

“Plan Açıklama Raporu 1.2. Bölüm sayfa 3’te yeni sanayi alanlarına izin verilmeyeceği belirtilmesine, 2.7. Bölüm sayfa 41’de “Yeni sanayi alanlarının açılması yerine öncelikle, daha önceden planlı boş olan sanayi alanlarının doldurularak tarım topraklarının kullanılmaması, yüzey ve yeraltı su kaynaklarının miktar ve kalite açısından korunması” hedeflenmesine, 2.10.29. Bölüm, sayfa 57’de “Sanayi gelişimi üst ölçek plan kararlarına uygun olan mevcut planlı sanayi alanları ile sınırlandırılacak ve yeni sanayi yatırım taleplerinin planlı boş sanayi alanlarında yer seçimleri teşvik edilecektir.” denmesine ve 2.11.6. Bölüm, sayfa 74’te yer altı suyu beslenme alanları (YAS) ile ilgili olarak “bölgenin kuzeyinin sanayi alanı olarak yapılaşmasına izin verilmeyecek” denmesine rağmen: Trakya Üniversitesi tarafından yapılan ve 2004 yılında ilgili Bakanlıkça onaylanan “1/100.000 ölçekli Trakya alt bölgesi Ergene Havzası Çevre Düzeni Planının” aksine, Edirne Belediyesi mücavir alan sınırları içerisinde E-5 karayolu, Tayakadın yolu ve devlet demiryolu ile çevrili (Pafta E-17; Havsa: doğu 472446 – kuzey 4605455, Trenyolu: doğu 473893 – kuzey 4603580, Trenyolu kavşak: doğu 470442 – kuzey 4606672 coğrafi koordinatlarına sahip alan) 2511 dekar mutlak tarım alanının sanayi alanı olarak belirlendiği görülmektedir. Alan aynı zamanda yer altı suyu beslenme alanıdır.”

“Plan Açıklama Raporu, 1.2.2.2-c Bölüm, 24. sayfa, birinci paragrafta “…ve plansız-kaçak sanayilerin koşullu taşınma şartları (planlı alana taşınmaları ya da mevcut kullandıkları alan büyüklükleri kadar bir alanı tarımsal toprağa kazandırmaları koşulları) ile sanayi alanlarının rehabilitesi sağlanacaktır.” denmektedir. Tarım toprakları, sürdürülebilir yaşam açısından korunması son derece önemli topraklardır.”

“1/100000 ölçekli Trakya Alt Bölgesi Ergene Havzası Revizyon Çevre Düzeni Planı Plan Açıklama Raporu, 1.2. Bölüm, 3. sayfada belirtildiği üzere, Planın temel ilkelerinden biri “tarımsal kalkınma ve nüfus kaybının önlenmesi” olarak belirlenmesine rağmen, Planda tam tersi kararlar alındığı görülmektedir. Tarım alanları korunmadan tarımsal kalkınmanın mümkün olamayacağı unutulmamalıdır.”

“Plan Açıklama Raporu, 2.11.3.9. Bölüm, sayfa 65’te Tarımsal Organize Bölgeleri (TOB) ile ilgili olarak, “Tarımsal Organize Bölgeler (TOB) içerisinde tarım ve hayvancılığa dayalı sanayi alanlarından oluşacak Tarımsal Ihtisas OSB alanları toplam TOB alanının en fazla %10’unu oluşturacak ve TOB alanı içerisindeki Tarımsal Niteliği II. Öncelikli Korunacak Alanlar ve Tarımsal Niteliği Sınırlı Alanlar üzerinde yer alabileceklerdir. %10luk alan içindeki yapılaşma esasları alt ölçekli planlarda belirlenecektir.” denmektedir.

Bu madde tarım alanlarının zamanla sanayi amaçlı yapılaşmasına neden olabilecektir. Tarım topraklarının korunması, yapılaşma baskısı altında kalmaması için bu maddenin iptal edilmesi gerekmektedir.

Bu tip alanlarda, tarım alanlarının zarar görmemesi açısından, uygulamaya yönelik kararlar, kısıtlamalar net bir şekilde belirtilmelidir.”

“Katı atıkların bertarafı Trakya’nın doğal çevresini tehdit eden bir diğer ciddi sorundur. Bölgede düzenli depolamaya geçilmemiş olması, katı atıkların vahşi depolama yöntemi ile bertaraf ediliyor olması insan ve çevre sağlığını tehdit etmektedir.

Bu yüzden, Türkiye genelinde olduğu gibi, Bölgedeki illerde katı atık birlikleri kurularak düzenli depolama alanlarının oluşturulması amaçlanmıştır. Insan ve çevre sağlığını korumak için kurulacak olan düzenli depolama alanlarının yer seçimi ve atık bertaraf yöntemleri, yanlış kararlar yüzünden, yine insan ve çevre sağlığını tehdit edecek sonuçlar doğurabilmektedir.

Düzenli depolama alanı için yer seçimi yaparken tarım toprakları, yer altı suyu beslenme alanları gibi hassas alanlara dikkat edilmelidir. Atık bertaraf yönteminin seçiminde de doğal çevreyi en az etkileyecek yöntemler seçilmelidir. Örneğin yakarak atık bertaraf yöntemi, doğal çevre üzerindeki olumsuz etkileri yüzünden pek tercih edilmeyen bir yöntemdir.”

“Lüleburgaz’da, otoyol yapımında dolgu malzemesi temini için açılan çukurluk alanda önerilen teknik altyapı alanı, gerek Tatarköy Göletine yakın oluşu, gerekse de Çorlu-Çerkezköy’de yoğunlaşan sanayi tesislerinin tehlikeli atıklarının Bölgeye yönlendirilmemesi konusunda gerekli plan hükümlerinin olmayışı insan ve çevre sağlığını tehdit edecek sonuçlara yol açacaktır. Her ne kadar plan notlarında gözükmese de, arazide fiili çalışma başlatıldığından burada iptal konusu edilmiştir.”

“Önerilen “teknik altyapı alanları” tarım alanları ile DSI’den alınan verilerine rağmen yer altı suyu besleme alanında yer aldığından ve Plan Açıklama Raporunda atık bertaraf yöntemleri ile katı atık türlerine ilişkin belirsizlikler bulunması bu alanlarda sanayi atığı bertaraf tesisi, atık yakma tesisi gibi kullanımların yer almasının önünü açtığından: Plan Açıklama Raporu, 2.9. Bölüm, sayfa 52’de “teknik altyapı tesisleri” tanımındaki “atık bertaraf ve depolama alanları ile transfer alanları” bölümü, Plan    Açıklama Raporu, 2.9. Bölüm, sayfa 53’te, “kentsel ve bölgesel donatı alanı” tanımındaki “atık depolama” bölümü, Planda, Çorlu, Uzunköprü, Lalapaşa ve Kırklareli Merkezde tarım alanları ve YAS’da teknik altyapı alanı önerilen bölümü ve Plan Açıklama Raporu, 2.10.18. Bölüm sayfa 56’da “endüstriyel” kelimesinin iptal edilmesi gerekmektedir. Ayrıca, Plan Açıklama Raporunun atık bertaraf ve depolama alanları ile ilgili bölümüne, Bölgede, insan ve çevre sağlığı açısından son derece zararlı, sanayi atıkları bertaraf tesislerinin yapılmasına engel olacak açıklamaların eklenmesi ve Plan üzerinde de teknik altyapı, atıklar ve donatı alanları ile ilgili kullanımların ayrı ayrı gösterilmesi gerekmektedir.”

Plan Açıklama Raporu, 2.11.2.2. Bölüm, sayfa 61’de, orman alanlarını yangınlardan korumak için “koruma bantlarının” oluşturularak bu alanlarda yapılaşmaya izin verilmeyeceği belirtilmektedir. Orman alanlarındaki yangın emniyet şerit ve yolları Orman Genel Müdürlüklerinin çalışma kapsamında yapılamakta ve sahalar ile ilgili harita ve planlarda gösterilmektedir. Maddede sözü geçen “Koruma Bandı” kavramının, sıçrama riskinin olduğu durumlarda sınırın orman alanı olan tarafından mı yoksa yerleşim alanlarından mı ayrılacağı açıkça belirtilmemiştir.

Her ne kadar, orman alanlarında yapılaşmaya zaten müsade edilmediği gibi orman alanlarındaki koruma bandı çalışmalarının Orman Genel Müdürlükleri tarafından yapılıyor olması dolayısı ile bu koruma bantlarının orman sınırına bitişik olan yerleşim alanlarından ayrılacağı anlaşılıyor olsa da, ifadeyi kuvvetlendirmek ve orman alanlarının bütünlüğünü korumak adına söz konusu maddenin aşağıdaki şekilde düzeltilmesi gerekmektedir: 

“Orman alanlarında olabilecek yangınların yerleşim alanlarına ve yerleşim alanlarında olabilecek yangınların orman alanlarına sıçrama risklerine karşı alt ölçekli planlarda, orman sınırına bitişik alanlardaki yerleşim alanlarında “Koruma Bandı” oluşturulacak ve oluşturulan bu bant içerisinde yapılaşmaya izin verilmeyecektir.” Dolayısıyla, bu konuda net hükümler içermeyen plan, planlama hukuk ve ilkelerine aykırıdır.”

“1/100000 ölçekli Trakya Alt Bölgesi Ergene Havzası Revizyon Çevre Düzeni Plan Raporu’nda madencilik faaliyetleri ile ilgili olarak, yeni maden sahaları için ruhsat alımını kısıtlayacak hiçbir açıklama bulunmamaktadır. Oysa, TEMA Vakfı tarafından Çevre ve Orman Bakanlığı aleyhine 1/100.000 ölçekli Trakya Alt Bölgesi Ergene Havzası Çevre Düzeni Planı Plan Raporunun maden ruhsatları ile ilgili bölümünün iptali için açmış olduğu davanın sonucunda, Danıştay 6. Daire E. 2007/9561 Esas no.lu davada önce yürütme durdurulmuş bilahare de iptal kararı verilmiştir.

1/100000 ölçekli Trakya Alt Bölgesi Ergene Havzası Revizyon Çevre Düzeni Planı ve Plan Raporunun madencilik faaliyetleri ile ilgili bölümünün Danıştay kararı doğrultusunda düzeltilmesi gerekmektedir. Bu nedenle, madencilik faaliyetleri ile ilgili düzenlemeler planlama ilkelerine ve Mahkeme kararlarına aykırıdır.”

“Bölgedeki önemli doğa alanlarından biri de Meriç Deltasıdır. Delta, Yunanistan-Türkiye sınırındaki geniş sazlıklar, mevsimsel bataklıklar, tatlı ve tuzlu göller ile tarım alanlarından oluşan bir sulak alan sistemidir.”

“Görüldüğü üzere, ekolojik açıdan son derece hassas olan Meriç Deltası için gerekli koruma kullanma kararlarının alınması gerekirken, Plan Açıklama Raporu, 1.2.2.2-f Bölüm, 33. sayfa, ikinci paragrafta Enez’de yat turizminin geliştirileceği belirtilmesi ve Plan paftasında yat limanı önerilmesi mevzuata, taraf olunan uluslar arası sözleşmelere (Ramsar Sözleşmesi) ve planlama ilkelerine aykırıdır.”

“Doğal çevre üzerinde geri dönüşü olmayan zararlara sebep olacak bu tip kararların iptal edilmesi gerekmektedir. Ayrıca, Büyük ve Küçük Gala Göllerinin de plana işlenmesi gerekmektedir. “

“Bulgaristan sınırı yakınında, Karadeniz sahil şeridinde yer alan Iğneada Ormanları, yüksek biyolojik çeşitlilik potansiyeli nedeniyle “Önemli Bitki Alanı” (ÖBA) ve “Önemli Kuş Alanı” (ÖKA) ilan edilmiştir.                     

Ayrıca, Türkiye’de az sayıda bulunan subasar ormanlarının (longoz ormanları) en iyi korunmuş örnekleri bu alanda yer almaktadır. Bu alanlar aynı zamanda, Bern Sözleşmesi’ne göre tehlike altında olan habitat tipi olarak tanımlanmaktadır. 

Iğneada, longoz ormanları ile birlikte sulak alanlar ve kıyı kumullarının oluşturduğu zengin ekosistemleri barındıran ve Avrupa ölçeğinde doğal özelliklerini halen koruyan sınırlı sayıdaki örneklerden biri olduğundan ve alanda görülen endemik ve nadir bitki türlerinden 3’ü küresel ölçekte, 4’ü Avrupa ölçeğinde tehdit altında bulunduğu tespit edilip, diğer türler nadir ve tehdit altına girebilir kategorilerinde değerlendirildiğinden, alana yönelik son derece ciddi koruma kararlarının alınması gerekmektedir.”

“Ayrıca, alanı besleyen derelerin suyunu Istanbul’a aktarmak amacıyla ISKI tarafından Istranca Dağları’nda planlanan barajlar alan üzerindeki en ciddi tehdittir.”

“Plan Açıklama Raporu 1.2.2.2-f Bölüm, 33. sayfada Demirköy’de yat turizminin geliştirileceğinin belirtilmesi, Planda Iğneada’da yat limanı önerilmesi ve ISKI Barajlarının Plana işlenmesi mevzuata, uluslar arası sözleşmelere ve planlama ilkelerine aykırıdır. Balıkçılık ve turizm için, doğal çevreye zarar vermeden, mevcut limanın iyileştirilmesi önerilebilir ama ekolojik açıdan bu kadar hassas bir alanda yat turizminin geliştirilmesi adına marina önerilmesi kesinlikle kabul edilemez.”

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here