“Tarım ülkemizin en önemli sektörlerindendir”

14
Kırklareli Tarım İl Müdürü Erdinç Yazıcı, Tarım Sektörünün 2009 yılında istihdam içindeki % 24’lük ve gayri safi milli hasıla içindeki % 9,7’lik payı) ile ülkemizde en önemli sektörlerden birisi olduğunu belirterek şunları kaydetti:

HABER MERKEZİ
“Tarım sektörünün, temel besin maddelerinin karşılanması, sanayi sektörüne hammadde sağlanması, sanayi ürünlerine talep oluşturması, ulusal gelir ve dış ticaret hacmine katkıları da bu sektörün ülkemiz için önemini artırmaktadır. Ülkemizde 21,2 milyon ha. orman alanı, 16,4 milyon ha. ekili alan, 4,2 milyon ha. nadas alanı ve yaklaşık 3,8 milyon ha. da sebze ve meyve alanı mevcuttur. Tarım yapılan alanlarda, yaklaşık % 67 oranında hububat, %15 meyve ve sebze, kalan kısmında ise endüstri bitkileri, yağlı tohumlar, baklagiller ve yumru bitkiler yetiştirilmektedir.  Ülkemizde 33,6 milyon ton tahıl, 17,5 milyon ton endüstri bitkileri, 3,1 milyon ton yağlı tohumlar, 5,5 milyon ton yumru bitkiler, 26,8 milyon ton sebze, 16,6 milyon ton meyve üretilmektedir.
İlimizin toplam yüzölçümü 655.000 ha.’dır. Bu alanın 264.532 ha.  tarım arazisi, 260.079 ha. orman arazisi ve 35.526 ha. çayır-mera arazisidir. Tarım dışı alan ise 94.863 ha.’dır.  Bu alanın; 48.819 ha.’ında sulu tarım, geriye kalan 215.713 ha.’ında ise kuru tarım yapılmaktadır.  İlimizde 2009 yılında; 133.141 ha. alanda Buğday ekilmiş olup, 585.863 ton üretim gerçekleştirilmiştir. 72.130 ha. alanda Ayçiçeği ekilmiş olup, 172.425 ton üretim gerçekleştirilmiştir. 3.723 ha. alanda Dane Mısır ekilmiş olup, 35.452 ton üretim gerçekleştirilmiştir. 3.618 ha. alanda Silajlık ve Hasıl Mısır ekilmiş olup, 157.955 ton üretim gerçekleştirilmiştir. Tarımsal üretimde su gıda güvencesinin kaynağıdır. Küresel Isınma ile birlikte yaşanması olası tarımsal kuraklık sonucunda; tarımsal üretimde düşüklük ve ekonomik kayıpların yanı sıra, ekolojik dengenin bozulması ve sosyal yaşantının etkilenmesi de kaçınılmaz olacaktır.
Ülkemiz; küresel ısınmanın etkileri açısından risk grubu ülkeler arasında yer almaktadır. Küresel ısınmanın etkisiyle, özellikle su kaynaklarının azalması, orman yangınları, kuraklık, bunlara bağlı olarak da ekolojik bozulmalar ve çölleşme gibi olumsuz etkiler görülmektedir. Böylelikle, orta kuşak iklim bölgesinde bulunan buğday yetiştirme alanları kutuplara doğru kayacaktır. Bu durum diğer ürünler için de geçerlidir. Yağışların, kaydedilen normal seviyelerin önemli ölçüde altına düşmesi sonucu arazi ve su kaynaklarının olumsuz etkilenmesi ve hidrolojik dengede bozulmalara neden olan doğal olay olarak tanımlanabilir.
Kuraklığın 3 çeşidi vardır;
Meteorolojik Kuraklık: Ortalama yağış miktarında meydana gelen azalmayı ifade eden bir kavramdır.
Hidrolojik Kuraklık: Aküferler (YAS), göller ve rezervuarlar gibi hazır su kaynaklarının istatistiksel ortalamanın altına düşmesiyle olur. Bu şartlar ortalama yağış zamanlarında bile su kullanımının artmasıyla, su rezervlerinde azalma olarak karşımıza çıkabilir.
Tarımsal Kuraklık: Toprakta bitkinin ihtiyacını karşılayacak miktarda suyun bulunmaması olarak tarif edilebilir.
Her tarımsal kuraklıkta meteorolojik kuraklık meydana gelmekle birlikte,   her meteorolojik kuraklıkta tarımsal kuraklık yaşanmayabilir.
Sulama; bitkinin ihtiyaç duyduğu ve yağışlarla karşılanamayan suyun, toprakta, bitkinin kök bölgesine gereken yer ve zamanda verilmesidir. Sulamada esas ilke tarla başına kadar getirilmiş suyun, en az kayıpla bütün tarlaya üniform bir şekilde yayılmasıdır.
Bitkinin gelişmesine etki eden etmenler şunlardır: Sulama %40, Bitki koruma %20, Gübreleme %20, Tohumluk %10, Arazi işlemleri %10
Ülkemizde kişi başına düşen kullanılabilir su potansiyeli 1500 m³/yıl civarındadır. Bir ülkenin su zengini sayılabilmesi için kişi başına düşen su potansiyelinin 10.000 m³/yıl olması gerekir. Görüldüğü gibi ülkemiz su zengini değil; su azlığı yaşayan bir ülkedir. Türkiye İstatistik Kurumu 2030 yılı için nüfusumuzun 100 milyon olacağını tahmin etmektedir. Bu durumda 2030 yılı için kişi başına düşen kullanılabilir su miktarının 1.000 m³/yıl civarında olacağı söylenebilir.
Tarımsal Kuraklığın baskısı altında, tarımsal üretimin düşmesi, gelecekteki nüfus artışlarıyla daha da etkin hale gelecek olan gıda ihtiyacının artması, tarımsal üretimde sulama yöntemlerini önemli kılmaktadır.
Tarımsal kuraklıkta, kuru tarım alanlarında yağışın toprakta daha fazla tutulması ana hedef olduğundan, toprak işleme teknikleri de önem arz etmektedir.
Ekimin kontur (düzeç eğrilerine paralel) yapılması ile yakıt tasarrufunun yanında ortalama da. 20 kg daha fazla ürün alınacağı ve bir yılda ülke topraklarında 76 milyar m3 su depo edilebileceği ve bu değerin 150 Kemer, 12 Hirfanlı ve 5000 Çubuk Barajı’na eşdeğer olduğunu düşündüğümüzde, toprak işlemenin önemi daha iyi anlaşılmış olacaktır.
Tarımsal kuraklıkla mücadelede suyun toprakta depolanması, yerüstü ve yeraltı sularının tasarruflu ve akılcı kullanılması, yerüstü sularının denizlere boşalımını minimum seviyeye indirecek şekilde, yerüstü su rezervlerini sağlayan baraj, gölet ve yeraltı su akiferlerinin beslenmesi ile modern sulama tesislerinin inşası, damlama ve yağmurlama sulama sistemlerinin geliştirilmesi ana hedefimiz olmalıdır.
Bu nedenle mevcut sudan en iyi şekilde yararlanılmalıdır. Yüzey sulama gibi su verimi düşük sulama yöntemleri yerine, verimleri yüksek yağmurlama, damla ve mini yağmurlama sulama gibi basınçlı sulama yöntemlerinin uygulanması zorunludur.
* Sulama Yöntemlerine Göre Su Uygulama Verimi
Yüzey Sulama 30-60, Yağmurlama Sulama 70-80, Damla sulama 90-95. Özellikle son yıllarda giderek yaygınlaşan sulama şekli damlama sistemidir. Bu sistem sulama sistemleri içinde en uygun olanıdır. Damlama sisteminde, sulanacak bölgeye döşenen borular yardımı ile sulanacak bitkilerin diplerine damla damla su verilmektedir. Böylece verilen su buharlaşmadan doğrudan toprağa geçmekte ve en az su ile en iyi verim alınmaktadır. Yapılan bir araştırma sonucu damla sulama sistemi ile sulamada yağmurlama sulama sistemine göre yaklaşık % 23, yüzey sulama sistemine göre de % 58 su tasarruf edilebildiği görülmektedir.
Isparta şartlarında yapılan bir araştırma çalışmasında ise 1 m2 alanda salma sulama ile 59,2 mm su tüketimi gerçekleşmiş iken damla sulama sisteminde tüketim 8,3 mm’ ye düşmüştür. Yani bu parselde damla sulama sisteminde diğer yöntemin yaklaşık 1/7 ‘si kadar su kullanılmaktadır.” (s)

 

 

 

 

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.