Tarım sorunları tekrar tekrar masada ‘Sorunları ve Çözümleriyle Kırklareli’de Tarım’ konferansı yapıldı

8
Kırklareli Tarım İl Müdürlüğü, Kırklareli İl Özel İdaresi ve Kırklareli Ticaret Borsası tarafından 08 Mart 2011 Salı günü saat 09.30’da Kırklareli Ticaret Borsası’nda ‘Sorunları ve Çözümleriyle Kırklareli’de Tarım’ Konferansı yapıldı.

HABER MERKEZİ

Kırklareli Valisi Ali Haydar Öner; “Biz zannediyoruz ki Kırklareli’de tarım mükemmel, fazla bir sorunu yok, toprak bereketli, çiftçi alın terinin karşılığını alıyor. Biraz çevre kirliliği biraz ilaçlamadan olan sorunlarla muhteşem yaratıklar arılar bizlere bal vermeye çalışıyorlar. Ama biz onların, güzelim çevrelerini kirlettiğimiz için bazen ballarımız yurt dışından geri dönüyor” dedi.
Vali Öner, Kırklareli’de tarım alanlarının doğru kullanılmadığını, yeterli bakım ve sulama yapılmadığını belirterek;
“Bugün çok önemli konuklarımız var. Isparta Süleyman Demirel Üniversitesi Ziraat Fakültesi eski dekanı Prof. Dr. Mehmet Atilla Aşkın’ın başkanlığında seçkin akademisyen grubu Kırklareli’de tarımın sorunlarını bizimle paylaşacaklar. Bilgilerinden bizleri yararlandıracaklar. Toprağın bereketinin artmasına, çiftçilerimizin alın terlerinin karşılığını bulmasına önemli katkılarda bulunacaklar. Kendilerine hepiniz adına hoş geldiniz diyoruz. Biraz önce tarım müdürümüz bazı bilgiler sundu ve Kırklareli’nin tarımda ne kadar fazla sorunu olduğunu bizlere hissettirdi. Gerçektende biz zannediyoruz ki Kırklareli’de tarım mükemmel, fazla bir sorunu yok, toprak bereketli, çiftçi alın terinin karşılığını alıyor.
40 bin kovan arımız, 100 bin kovanlık kapasitemiz var. Çiftçi 40 bin kovana karşın 50 bin kovan geliyor Kırklareli’ne her sezon. Bir de atıl kapasiteyi düşünelim. Arılar hangi ortamda çiçeklerden bal, polen topluyorlar. Biraz çevre kirliliği biraz ilaçlamadan olan sorunlarla muhteşem yaratıklar bizlere bal vermeye çalışıyorlar. Ama biz onların, güzelim çevrelerini kirlettiğimiz için bazen ballarımız yurt dışından geri dönüyor. Satılan mal eskiden geri alınmaz diye eskiden bir prensip vardı şimdi artık esnaf satılan mal geri alınır diye yazmak zorunda. Çünkü tüketici hakları ileri boyuta ulaştı. Ektiğimiz buğdayı da, ayçiçeğini de satamaz duruma düşebiliriz. Çünkü ergene gidi bir güzel akarsu evsel atıklarla, sanayi atıklarıyla kirletiliyor. Taşkınlarla kirletilen alanlar çoğalıyor. Kirletilen alanlara ekilen ürünler zehirleniyor. Kim kirletti bu ergeneyi. Yani ergeneyi kirletmek o sözde uyumlu bir davranış. Çünkü hem doğal güzelliği çevreyi koruma sorumluluğumuz var, hem de çiftçinin hakkını gasp etmeme gibi bir duyarlılığımız olmalı. Ne sanayicimiz uyuyor, ne Trakya bölgesinde yer alan Tekirdağ, Kırklareli ve Edirne buna uyuyor. Hani memlekete hizmet boynumuzun borcuydu, okullarda ‘Varlığım Türk Varlığına Armağan Olsun’ diye yetişmiştik. Türk varlığı bize armağan olsun meselesine mi dönüştü. Buğday ekiyoruz yer yer 350 kilonun altında hasat elde ediyoruz. 350 kilonun altında buğday alıyoruz ama bir yandan da kaba yem bitkisi açığımız çok fazla. Konya’dan ve Hatay’dan ot getiriyoruz. Otun bize olan maliyeti ne, taşıma maliyeti ne? Kırklareli’nin her tarafını dolaştım. Sadece iki ilçesine resmi ziyarette bulundum ama gayri resmi olarak her yeri dolaştım.
Ne yazık ki piknik ve mesire alanlarının hepsi kirletilmiş. Temiz terk edilmemiş ve insana yakışmayan bir davranış. Aslan yattığı yerden insan da terk ettiği yerden belli olur. Kullandığı yeri temiz terk etmeyen yaratık insan vasfından uzaklaşıyor demektir. Bazen ağır konuyorum belki iz bırakır diye.
Demirköy’de ormanın içinde küçücük alanlar biraz orman tahrip edilerek yaratılan alanlar hemen köy içinde de kocaman iş makineleri. 30 dönüm tarla ya var ya yok. Kocaman bir biçerdöver var. Genç nüfus makineli tarım yapmak istiyor ama üretim maliyeti ne kadar yüksek. Ya da taksi gibi kullandığımız traktörler var. Orman alanın içindeki o küçük tarlalar bahçe olarak mı daha verimli olarak kullanılabilir, bağ olarak mı daha verimli kullanılabilir kaba yem bitkisi mi daha yararlı olur yoksa buğday ekerek mi daha fazla gelir elde edebiliriz emeğimizin karşılığını alabiliriz buna uzmanlar karar verecek tavsiyelerde bulunacak çiftçimizde sağduyusuyla tartıp değerlendirecek. Ama daha fazla bekle gör politikası içinde de olmamamız lazım. Çünkü artık anlamış olmalıyız ki toprak tahlili yaptırmadan kullandığımız gübrelerde bazen toprağın ihtiyacı olmayan gübreyi saçıyoruz boşa harcıyoruz. Bazen ihtiyacı olan gübreyi saçmıyoruz, aldığımız ürünün miktarı kalitesi düşüyor. Bazen kullandığımız tohum nitelikli tohum değil. Az ürün elde ediyoruz. Bazen bakımını iyi yapmıyoruz, bazen mevsiminde hasat etmiyoruz hepsi birer sorun.
Bugün bir yandan kar kış Demirköy, Kofçaz, yoğun kar alan bölgelerden intikaller azaldı ama yinede şükranla karşılıyoruz. Yeter ki ilgiler devam etsin eğitim çalışmaları sürecek. Tarım çalışanlarına da rica ediyorum dairede kalma süresini asgariye indirip alanda çalışma süresini azamiye çıkartmamız lazım. Niye daireye gelmedin diye ne müdür bey nede ben sormam. Tarlaya, bostana, bağ-bahçeye, ahıra gitmeli arkadaşlarımız. Kravat niye takmadın diye de sormayız. İkiden fazla teknisyen dairede olmayacak. Tarlada, bostanda, bağda, bahçede, çiftçinin, üreticinin, besicinin yanında olacak. Hava kapalı yağışlı olursa köy kahvesinde köylülerde mesai saatinde köylülerle domino oynamak serbest belki donimo oynarken bir iki kelime tarım veya hayvancılıktan konuşulurda bilgi akışı olur” dedi.
Kırklareli Tarım İl müdürü Hasan Çebi, Medeni hukuktan kaynaklanan miras yoluyla tarımsal araziler her geçen gün parçalanmakta olduğunu belirterek işletmelerin yeterli büyüklüğe sahip olmadığından dolayı girdi maliyetlerinin yüksek olduğunu ifade etti.
Çebi; ”Yeterli girdi sağlanamadığından verim düşük olmaktadır. Mevcut hayvan varlığımızın kaliteli kaba yem ihtiyacını karşılamak için mera alanlarımız ve yem bitkisi ekilişimiz yeterli değildir. Kaliteli kaba yem açığımız yüzde 60’lar seviyesindedir.
Sulu tarım arazilerimiz yeterli değildir. Mevcut sulama suyumuz vahşi sulama şeklinde kullanılmakta, sifon yapılarak kullanılan suyun kontrolü yapılamamakta dolayısıyla boşa akan su toprağın çoraklaşmasından, yolların bozulmasına hatta erozyona neden olmaktadır. Gübre kullanımı 77 bin ton/yıl olup, yaptığımız çiftçi toplantılarında edindiğimiz izlenim yapılan toprak analizleri dikkate alınmadan uygulanmaktadır.
Bitkisel üretimde pestisit kullanımından kaçınarak organik üretime geçerek Trakya bölgesini organik tarım üssü haline getirmek mümkündür. Ayrıca hayvancılıkta şap hastalığından ari olan bölgemiz, brucella ve tüberküloz yönünden de ari hale getirmeliyiz.
İlimizde ıhman iklim kuşağında yetiştirilen ürünler hariç her türlü bitkisel ürünlerin yetiştirilmesi mümkündür. Yetiştirilen ürünlerin verimleri Türkiye ortalamasının üzerinde veya ortalama seviyesindedir. Buna karşın tarım arazilerinde % 78 oranında buğday ayçiçeği münavebesi yapılmaktadır. Kuru alanlarda bu iki ürün arasına yem bitkisi eklenebilir. Sulu alanlarda hububat hasadından sonra silajlık mısır, fasulye ve lahana gibi bitkiler yetiştirilebilir. Bu hem toprağın ıslahı hem de yem bitkisi açığını azaltmanın en kolay yoludur.
Sertifikalı tohum kullanımı yetersizdir. Tarım sigortalan yeterince yaygınlaşıp gelişmemiştir, işletme başına düşen hayvan sayısı düşüktür. Profesyonel hayvancılık İşletmeleri yeteri sayıya henüz ulaşamamıştır. Hayvansal ürünlerde bakteri sayısı ve ilaç kalıntıları tüketici ve sanayici açısından problem oluşturmaktadır. Hayvansal ürün tüketimi ise toplumuzun sosyo ekonomik gerçekleri nedeniyle gelişmiş ülkelerin çok altındadır.
Yetiştirici örgütleri kooperatif ve birlikler üretim ve satış gibi konularda yeterli etkinliğe ulaşamamıştır. Gibi birçok konuyu burada zikredebiliriz” dedi.
Daha sonrasın Panel Başkanı Prof. Dr. Mehmet Atilla Aşkın meyve yetiştirme ve ıslahı, panalistler Prof. Dr. Turhan Toker çiftlik hayvanlarının yetiştirilmesi beslenmeleri ve pratik ıslahları, Doç Dr. Hakan Aktaş meyve, sebze, bağ ve süs bitkileri üretimi, ıslahı, genetik, fizyoloji, muhafaza, depolama ve pazara hazırlanması, Yrd. Doç Dr. Mehmet Polat meyve yetiştirme ve ıslahı, organik tarım meyve çoğaltma teknikleri, Yrd. Doç. Dr. Ozan Demirözer ise entemoloji, zararlılar ile biyolojik mücadele zararlılar ile entegre mücadele hakkında katılımcılara bilgiler verdi. (ue)

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here