Tarihi ve Doğal Güzellikler gezildi

8
Kırklareli Üniversitesi Öğrencileri, Kırklareli’nin Tarihi’ni ve Kültürü’nü öğrendiler
Kırklareli Kültür ve Turizm Müdürlüğü “Turizm Haftası”  Etkinlikleri kapsamında, Turizm Gezisi düzenledi. Düzenlenen gezide Kırklareli’nin Doğal ve Tarihi Güzellikleri gezildi.
HABER MERKEZİ
Kırklareli Kültür ve Turizm Müdürlüğü’nün Düzenlediği, Turizm Gezisi’ne Kırklareli Üniversitesi Turizm Fakültesi öğrencileri katıldı. 
Kırklareli Turizm Gezisi programı kapsamında, 18 Nisan 2015 Cumartesi günü, Poyralı Köyü Kültür Evi, Vize Antik Tiyatro, Vize Kalesi, Vize Gazi Süleyman Paşa Camii (Küçük Ayasofya),  Kıyıköy Beldesi, Ayanikola Manastırı ve Dupnisa Mağarası gezildi.
Kırklareli’nin Eski Kültür ve Turizm Müdürü İsmet Kaya öğrencilere rehberlik yaparak Kırklareli’nin tarihini anlattı. Rehber Kaya, öğrencilere Trakya ve Istranca Dağları hakkında bilgiler verirken, Trakya’ya 1 milyon yıl önce insan geldiğini ve dini Kültürler ile inançları anlattı.
* Poyralı Kültür Evi
Gezinin ilk durağı Poyralı Köyü Kültür Eviydi. Öğrenciler Kırklareli’nin Giyimini, Yemeklerini ve Yaşam Tarzlarını yerinde görerek incelediler. Kültür evinde, Bölgemizin geçmişten günümüze kullanılan ev ve tarım, aletlerini inceleme fırsatı buldular. Rehber İsmet Kaya öğrencilere, Trakya Bölgesi’nde geçmişten günümüze kadar kullanılan ev aletlerini tarım aletlerini, geleneksel hale gelen Gelin Alma, Halay ve Giyim Tarzları hakkında öğrencilere detaylı bilgiler verdi.
* Antik Tiyatro (ODEON)
Gezinin İkinci durağı Vize Antik Tiyatro oldu. Vize’nin içinde Yerleşim terlerinin arasında bulunan ve küçük bir alanda yapılan kazıda meydana çıkan Antik Tiyatro hakkında Rehber kaya öğrencileri bilgilendirdi. Vize’nin Bölgenin en eski yerleşim yerlerinden biri olduğunu dile getiren Kaya;
“Trakya’nın tek antik tiyatrosu önemli oranda açığa çıkarılmıştır. M.S. II. Yüzyıl’a tarihlenen Geç Roma Dönemi eseri yapının sahne kısmının Bizans döneminde ciddi bir tahribata uğradığı, sahnenin doğu kısmında bir Bizans yapısına rastlanılması batı kısmında ise bir fırın bakiyesinin elde edilmesi dikkat çekici olmuştur. Tiyatronun oturma kademeleri (cavea), bunların arasındaki yollar (parados), sahne binası (skene) ve orkestra bölümleri günümüze ulaşabilmiştir. Kazılar sırasında çok sayıda Roma Bizans ve Osmanlı keramikleri, cam ve metal buluntular ile ele geçirilen heykel sahne rölyefleri türlerinin en iyi örnekleri olmuştur” dedi.
* Vize Kalesi
Gezinin bir diğer adresi Vize Kalesiydi, Rehber kaya Öğrencilere vize kalesi ve coğrafi konumundan bahsederek Şunları kaydetti; “ İlk inşasının M.Ö. 72-76 yıllarında olduğu tahmin edilmektedir. Daha sonra Bizans döneminde Jüstinyen (527-565 yıllarında) tarafından tekrar ihya edilmiştir. Muntazam kesme iri taşların üst üste yerleştirilmesi ve aralarına sağlam bir harçla bağlanması suretiyle yapılmıştır. Temeldeki iri kitleler 50*80 ile 100*150 cm. arasındadır. Şehrin kuzeyindeki sur bedenlerinde muntazam kesilmiş mavimtırak taşlar da kullanılmıştır. Bu yapının Geç Bizans döneminde (Paleoglar Devri) yeniden yapıldığı anlaşılmaktadır. Kale iç ve dış kale olmak üzere iki kısımdan meydana gelmiştir. Yüksek burç ile güneybatısında dere kenarında bulunan burcun yapımına XII. yüzyıl sonu Commenler devrinde başlanmış, Paleoglar devrinde tamamlanmıştır. Halen eski Vize şehri surlarının batı ve güney kısmı ayaktadır. Güney surları 3-4 metre yüksekliğine kadar korunabilmiş büyük taş bloklarla yapılmıştır. Yapı şekilleri birbirinin aynı olup kapı uzunluğu dört metredir.”
* Küçük Ayasofya
Vize Kalesi gezisinden sonra Gazi Süleyman Paşa Camii (Küçük Ayasofya) gezildi. Rehber Kaya Küçük Ayasofya Hakkında öğrencilere bilgiler verirken, İstanbul Ayasofya Camiine benzemesi sebebi ile isminin böyle olduğunu dile getirdi.
Kaya; “Hagia Sofya: Bilge, Bilim Merkezi. Hem İbadet, Hem Eğitim Yeri, M.S.6 yy’a ait Küçük Ayasofya Justinyen dönemine tarihli, ilk yapımı bazilika tarzında bir Bizans mabedidir. Bizans mimarisinde az rastlanır mimari özelliklerdeki yapı taş ve tuğla duvarlara karşılık üç apsisli kilise ahşap bir çatı ile kaplıdır. Bizans Dönemi’ne ait freskler arasında Vize’li Maria’ya ait fresk başka bir önem taşır. Buna karşılık Osmanlı dönemine ait kalem işleri ve suluboya süslemelere rastlanmaktadır” dedi. Cami hakkında bilgi alan öğrenciler caminin içini de detaylı incelediler.
*Kıyıköy
Kırklareli’nin Vize İlçesi’ne bağlı Kıyıköy Beldesi ile devam eden gezide Kıyıköy, Karadeniz’e sıfır olması ve etrafının surlar ile çevrili olması öğrencilerin en çok dikkatini çeken özellikleri oldu. Rehber İsmet Kaya öğrencilere Kıyıköy hakkında detaylı bilgiler verdi. Kaya, Kıyıköy hakkında şunları kaydetti; “Kıyıköy’ün etrafında Jüstinyen döneminde (527-565) yapılan kale duvarlarından Savunma Kalesi görünümü arzeden Kıyıköy surlarında yer alan gizli tüneller, sarnıçlar, savunma hendekleri tahrip olarak günümüze gelmiştir. Bu savunma Duvarları Kıyıköy’ü tamamen sararken sadece 2 girişi bulunur. Ama gizli geçitlerde vardır” dedi.
*Aya Nikola Manastırı;
Gezi’nin Kıyıköyde’ki en önemli tarihi yapıtlarından biri olan Ayanikola Manastırı hakkında detaylı bilgi veren Rehber İsmet Kaya Manastır hakkında; “Jüstinyen dönemine tarihlenen, ayakta kalmayı başarmış ama bakımsızlıktan kendini bir türlü kurtarıp anlamını tazeleyemeyen bir başka önemli yapı ise, kayalara oyularak yapılan Aya Nikola Manastırı’dır.  Hıristiyan azizlerine ithafen isimleri verilen manastırlar içinde bu ismi almış olmasının ipucunu süren Alman Türkolog ve Osmanist Hans Joach, 4. Yüzyıl’da yaşayan Aziz Nikolaus (Noel Baba)’nın mezarının Babaeski’ de olduğu savına dayanarak, bu yörede azizin çok önem atfedilen biri olmasına bağlar. Zemin kat kilise ve ayazmadan oluşurken, üst tarafta keşiş odaları yer almaktadır. "Terleyen Heykel" diye mucize yarattığına inanılan Aziz Nikola’ ya ait önemli bir heykelciğin ve manastırın diğer değerli eşyalarının Rus ve Bulgar işgalcilerce kaçırıldığı tespit edilmiştir.  Gözlerden uzak, kendi ürettikleriyle geçinen keşişlerin yanı sıra şifa arayanların, dünya nimetlerinden uzaklaşarak çile doldurmak isteyen inanç sahiplerinin de uğradığı önemli bir sığınaktı” dedi.
* Dupnisa Mağarası
Gezinin son durağı, Demirköy İlçesi Sarpdere Köyü’nde bulunan Dupnisa mağarası oldu. Dupnisa mağarasının 15 Mayıs tarihinde turizme açıldığı öne sürülürken Üst Kısımda bulunan Kuru Mağara gezildi. Rehber Kaya, Mağaranın şuan Yarasaların üreme dönemi olması ile alt kısmının kapalı olduğu bilgisi ile dupnisa mağarasının oluşumu hakkında bilgiler verdi. Kaya; “Birbirine bağlı iki kat ve gelişim özellikleri farklı üç mağaradan oluşan Dupnisa Mağara sisteminin toplam uzunluğu 2750 metredir. 70 metrelik bir yükselti içinde gelişen bu mağaraların hidrolojik özellikleri, gelişim dönemleri, Damlataş Çökelleri birbirinden son derece faklıdır. Birbirine tezat üç mağaranın üst üste bulunması son derece ilginçtir. Üstte yer alan kuru mağara, Damlataş Birikimi yönünden son derece zengindir. Özellikle sarkıt, dikit, sütun ve duvar damlataşları büyük boyutlara ulaşmıştır. Buna karşılık altta bulanan Dupnisa mağarası, içindeki yer altı deresi ve gölleriyle saçaklar şeklinde göllerin üzerine inen duvar ve perde damlataşlarından oluşur.” Dedi
Kırklareli Kültür Gezisi Dupnisa Mağarası Gezisi ile sona erdi.
Gezi’yi üstlenen Nişikli Turizm yetkilileri de gezinin çok verimli olduğunu dile getirdiler. Rehber İsmet Kaya’da bu tür gezilerin özellikle öğrencilere yönelik olması çok verimli olduğunu bunların sık sık tekrarlanması gerektiğini dile getirdi. Öğrenciler de gezinin çok verimli olduğunu ve Yaşadıkları yerin tarihini kültürü bizzat yaşayarak görmenin çok mutlu ettiğini dile getirdiler. Öğrenciler Kültür Müdürlüğü’ne, Rehber İsmet Kaya’ya ve Nişikli Turizm’e teşekkür ettiler. (Selçuk Vurucu)

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here