Oyuna gelmeyelim

16

Türkiye gergin, kaygılı, öfkeli, huzursuz ve tedirgin bir sürece girdi. Bu süreç içerisinde ortaya atılacak olan küçük bir kıvılcım, telafisi mümkün olmayan hadiselere neden olabilir. Bu hassas ortam tahrik ve kışkırtmalara açık ve müsait bir durumda bulunuyor. Bu nedenle önümüzdeki süreç dikkat, sağduyu ve akıl gerektiriyor.
Anayasa Mahkemesi’nin “Terör odağı” olduğu gerekçesiyle kapattığı bir partinin yönetici ve sözcülerinin, artan oranda bir inat ve tehdit politikasını sürdürme eğiliminde oldukları görülüyor.
Dillerinden “Barış” sözcüğünü düşürmezken, sokağı yaşanmaz hale getiren, yakıp yıkan, camı çerçeveyi indiren, insanlara saldıran, molotof kokteyli ile yakan, yıkan cadde ve sokakları savaş alanına çeviren şiddet eylemcilerinin arasında ne arıyorlar?
Aradıkları şiddet, tahrik ve halkı birbirine düşürmek anlamına gelmez mi?.
Yurdun özellikle Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgeleri’ndeki iller ile büyük illerde yüzlerine maske geçiren kişiler araçları, binaları taşa tutuyor, tahrip ediyor. Ardından semt sakinleri, silahlarla, baltalarla, satırlarla, döner bıçaklarıyla bunları kovalıyorlar. Sonra güvenlik güçleri geliyor ve olay yatıştırılıyor.
Düşünebiliyor musunuz? Güvenlik güçleri yetişemese neler olabilirdi?
Kışkırtıcılar, yeni oyunlar sahneleyecekler, öyle görünüyor. Binlerce yıldır Türk’ü ile Kürdü ile Laz’ı ile Çerkez’i ile kucak kucağa, sırt sırta, omuz omuza yaşamış olan halkı birbirine düşürerek, kan dökülmesini göze alarak, Türkiye’yi Yugoslavyalaştırmaya zemin hazırlamak için ellerinden geleni yapacaklar. Başta liderler olmak üzere aklı başında herkesin bu oyuna gelmemek için büyük çaba göstermesi gerekiyor.
Bunun içinde özellikle de siyasi parti liderleri yaptıkları söylemlere, gösterdikleri yol haritalarına dikkat etmeleri gerekiyor. Unutulmamalıdır ki binlerce yıl kardeşçe yaşamış olan bu halkı bölmeye kimsenin gücü yetmedi ve yetmez de.
Şu kritik eşiği aşmak için sihirli formül tek kelimedir: Sağduyu.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here