ORTAK AKIL – Çare; Sol’dur, Çare; Sosyal Demokrasi’dir

7
Özkan Başaran
Uzun bir Bayram tatilinin ardından yeni bir haftaya giriyoruz. Pazartesi stresini atlattınız mı? Bilemem ama hayat devam ettiği için çalışmak zorunda olduğumuzu biliyorum.
Sonbahar ayağımızın altından yavaş yavaş kayarken günler kısalıyor, havalar giderek soğuyor. Masraflar da artıyor.
Herkesin kendine göre bir dünyası var. Ancak, geçim mücadelesi toplumun ortak derdi. Bizim gibi ülkelerde para kazanmak çok zor. Çalışacak bir iş bulabilmek de ayrı bir maharet.
Bayramdan çıkan gariban vatandaşın elinde avucunda pek bir şey kalmaz.
Hele aylığını erkenden aldığı için bir dahaki aylığına varmak, büyük bir hüner.
Yoksulluğa alışmış insanımız çetin hayat koşullarına karşı direne direne çelikleştiği için, azla yetinmesini bilir.
Yaşamak; yemek, içmek ve dışkılamaktan ibaret değildir. 
Bizim insanımız bu kadarıyla mutlu olur. Bunları bile bulamayanların olduğunu düşünerek, haline şükreder.
Birçok insanımız en yakın şehrini bile görmeden bu dünyadan göç eder gider.
Gezmek, görmek ve eğlenmek de yaşamın doğal bir parçasıdır. 
Gelişmiş ülkelerin yurttaşları yurdumuzun güzelliklerini gelip görmeyi hak ederler de, kendi ülkesinin cennet köşelerini bilmeden görmeden bir hayat bitiren halkımız da yaşadığını sanarak kendini avutur.
Olması gereken çağdaş yaşam nedir?
En azından Avrupa Standartları’dır.
Parasız Sağlık’tır. Parasız Eğitim’dir. Başını sokacak bir evi olmak demektir.
Gönlünce eğlenip gezecek bir ay tatil yapabilmektir. 
Bizim insanımızın ne kadarı bu koşullarda yaşamaktadır?
Toplumumuzun büyük çoğunluğu geçim mücadelesi ile boğuşurken, mutlu bir azınlık da olağanüstü bir şekilde yaşıyor.
Yoksullarla zenginler arasındaki uçurum giderek artmakta, Milli Gelir’in büyük kısmını bir avuç azınlık paylaşırken, küçük kısmını da mutsuz çoğunluk paylaşmaktadır.
Adaletsiz gelir dağılımı toplumdaki huzursuzluğu arttıracağına, azla yetinen bir toplum oluşturulduğu için çoğunluk hayatından memnun bir hal içindedir.
Gelişmiş Ülke insanı bizim toplumumuzu incelediğinde bu duruma çok şaşırmaktadır. 
Kendisini ülkem insanının yerine koyan batı toplumu, bu tepkisizliği bir türlü anlayamadığı için “Acaba bizler mi yanlış düşünüyoruz”? sarmalına girmektedir.
“Bir Lokma, Bir Hırka” düsturundan feyz alan bir toplumun fertleriyiz biz.
Yaşama sanatına Örneklerin bolca bulunduğu Ülkemiz İnsanındaki dayanma gücü, rekorlar kitabına geçecek niteliktedir.
Kültür yapımız, Avrupa toplumlarından çok farklıdır. 
Çalışmayı sevmeyen evlatlarımız, yastığının altına bırakılan harçlıklarla desteklenir.
Avrupa insanı ise 18 yaşını doldurduğunda başının çaresine bakmayı öğrenmek durumundadır.
Bizim kültür yapımız buna elverişli olmadığı için, bir kişi çalışır diğerleri de yer.
Bu durum giderek değişse de, Aile düzeni genelde böyle işler.
İleri toplumlarda Yaşama sanatı insan onuru korunarak düzenlenmiştir.
Demokrasi, en güzel yönetim biçimidir. 
Özgürlükler;  insanlar için su kadar,ekmek kadar önemlidir. 
Örgütlenme, ezilen toplum katmanlarının koruyucu kalkanıdır.
Dayanışma; Ortak paydada buluşup kaynaşmanın tek yoludur.
Gelişmemiş toplumların derdi, Eğitimsiz bıraktırılmış insan kitlesidir.
İnsanca yaşamın formülü de, Sol düşüncenin içindedir. Ezilenlerin ilacı, Sosyalist öğretidedir. Sosyal Demokrasi, ruhunu Sosyalizmden alır.
Çünkü; Vahşi Kapitalizm sermayeyi önceler, Sosyal Demokrasi ise, İnsanı Merkeze alır. Sermaye daha çok ama, daha çok kazanmayı sever, insana acımaz.
Bizim toplumumuzun da büyük bölümü eziliyorsa;  Çare nedir?
Onurlu yaşam bir sanat ise, bütün yollar, Sol’a ve Sosyal Demokrasi’ye çıkar.
Çare; Soldur, Çare; Sosyal Demokrasi’dir.
Çünkü, mutlu bir toplumu oluşturan siyaset; Sosyal Demokrasi’nin merhametindedir. 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here