Muhtar Zafer Çevik konuştu, Kılıçdaroğlu alkışladı

10
Cumhuriyet Halk Partisi’nin (CHP) 28 Eylül 2013 Cumartesi günü Kırklareli’nin Lüleburgaz İlçesi’nde düzenlediği “Tarımı Destekleme ve Çiftçi Mitingi”nde bir konuşma yapan Babaeski’nin Taşağıl Köyü…….
 
HABER MERKEZİ
Cumhuriyet Halk Partisi’nin (CHP) 28 Eylül 2013 Cumartesi günü Kırklareli’nin Lüleburgaz İlçesi’nde düzenlediği “Tarımı Destekleme ve Çiftçi Mitingi”nde bir konuşma yapan Babaeski’nin Taşağıl Köyü  Muhtarı ve CHP Babaeski İlçe Yöneticisi Zafer Çevik, Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu’nun alkışlarıyla desteklendi.
Zafer Çevik Genel Başakanı Kılıçdaroğlu’nun yanındaki kürsüden halka seslenirken oldukça heyecanlaydı.
Zafer Çevik Lüleburgaz’da toplanan halka şöyle seslendi;
“Merhaba eli nasırlı, alın terinin hakkını, ürettiğinin değerini alamayan üretici köylüm merhaba, Tarıma ve Çiftçiye Destek Mitingi’ne hoşgeldiniz, Onur verdiniz sağolun varolun iyi ki varsınız, hepinizi saygıyla selamlıyorum.Türkiye, şu sıralarda düşük piyasa fiyatlarıyla karşı karşıya bulunmaktadır. Geçtiğimiz yıl kilosu 1 lira 50 kuruş civarında gerçekleşen fiyatlar şu sıralarda kilogramı 0,90 TL-1 TL civarında değer bulmaktadır. Sizlere soruyorum bu çiftçilere reva mıdır! Hayır! Hasat birçok yerde başladı. Hasatın hızlanmasıyla birlikte fiyatıyla 1 TL’nin altına düştüğünü görüyoruz. Yazık değil mi biz üreticilere. Yüksek rekolte beklentisi olduğu için mi fiyatlar düşük? Halbuki çiftçimiz 100 kg ile 200 kg arasında dekardan verim almaktadır. Türkiye’nin yıllık ayçiçeği üretimi 1 milyon ton civarında olup, bunu da %60’ı Trakya’da yani sizler bizler üretmekteyiz. Ülkemizin ihtiyacı ise; 2 milyon tonun üzerinde. Yani Türkiye ayçiçeğinde dışa bağımlı bir ülke konumuna geldi. Önemli bir alım ve piyasada sermaye gücü olan ortağı olduğumuz kuruluşumuz Trakya Birlik ise diğer tüccarlar gibi davranarak piyasaya müdahale edemedi, ettirilmedi. Bizlerin örgütlü gücü olan Trakya Birlik, Türkiye Ziraat Odaları Birliğine karşı biz üye olarak sorumluluklarımızı yerine getiriyoruz. Bizleri temsil eden bu kurumların asıl görevi çiftçinin yanında olmak değil mi? Sayı olarak sivil toplum örgütleri içerisinde başlarda olmamıza rağmen bizi temsil eden kurumların duyarsız kalmasından dolayı mağdur ve muzdarip durumdayız. Trakya Birlik, Ziraat Odaları, Panko Birlik, Tarım Kredi Kooperatifi gibi üreticinin yanında olan temsilcilerimiz maalesef eski heyecanlarını, görev sevdalarının azalmış olduğunu görüyoruz. 2005 yılında yapılan genel kurulda 1,5 kuruş için genel müdür değiştiren zihniyet bugün geçen yıl ki piyasa şartlarına göre; 50 kuruş olan fiyat farkı için kılını bile kıpırdatmamaktadır. Trakya Birlik Yönetim Kurulu Başkanı diğer yıllarda basına avans fiyatı açıklarken Trakya Birlik Yönetim Kurulunun amacını şöyle belirtmekteydi; ‘Üreticinin alın terinin gerçek değerini bulması, üretimin teşvik edilerek devamının sağlanması, bitkisel yağda dışa bağımlılığının azaltılması ve ithalat yapılan ülkelerin üreticilerine aktarılan kaynakların ülkemiz çiftçilerine aktarılmasının sağlanması’ nerde kaldın başkan, diğer yıllarda ki amacınızdan vazgeçtiniz mi? Ülkemizde çiftçinin kuruluşu olan Türkiye Ziraat Odaları Birliği vardır. Ziraat Odaları; çiftçinin sorunlarını basına demeç vermekle işin içinden çıktığını sanmakta; elini taşın altına koymamaktadır. Bizim örgütümüz üreticiyi, çiftçiyi hak alma mücadelesinde alanlara taşımada öncü almalıdır. Sadece tahsilat makbuzu keserek üreticinin bürokratik işlerini yapmamalıdır. Çiftçiye, üreticiye ürettiğine sahip çıkmalı, verilen taban fiyatlarında taraf olarak yetkililerle masaya oturmalıdır. Bizi temsil eden kurumların sattığı ürünlerin piyasanın üstünde olduğu bu da birliklere olan güvenimizin sarsılmasına sebep olmaktadır. Böyle mi olmalıdır? 
Bölgede yapılan çalışmalardan ayçiçeği maliyetinin 1400-1500 TL/ton olduğu bilinmektedir. 1500 TL’ye mal edilen bir ürün nasıl olurda 1000 TL’nin altında satılır. Bu politika tamamen üreticileri bitirme yok etme politikasıdır. Son 10 yıldan beri siyasi irade tarafından uygulanan tarım politikaları üretici gelirinin azalmasına neden olmuştur. Uygulanan politika üretici gelirini azaltırken, maliyetlerin artmasına ve üretim odaklı bir tarım politikası yerine dışarıdan alım yapan bir ülke konumuna girmemizi sağlamıştır. Bunun sonucu olarak Türkiye birçok üründe dışarıdan alım yapan bir konuma gelmiştir. Üreticinin emeğinin karşılığını alamamasının en önemli nedenlerinden biri maliyetlerin yüksekliğidir. Dünya ülkeleri arasında mazot ve gübreyi en yüksek fiyattan kullanan çiftçilerimiz zor ama çok zor durumdadırlar. Köylü çiftçi borç batağına gömülmüştür. Yat sahibi olmak lüks değil ihtiyaç diyen bir bakan yatlara indirimli mazot temin ederken üreten alın teri ile geçinen çiftçiye mazot, dünyanın en pahalı mazotu olarak satılmaktadır. Değerli çiftçi arkadaşlarım dünyada tüm ülkeler tarımı desteklemektedir. Çünkü insanların besin maddesi ihtiyaçlarını garanti altına almak ülkeler için en önemli konulardan birisidir. Günümüz çok gelişmiş ülkelerde ki bu özellikten dolayı tarım sektörü devlet tarafından çeşitli şekillerde desteklenmiştir. Ülkelerdeki tarım politikaları çiftçilerin ekonomik yaşamalarını iyileştirmek tarımsal üretimi kamu yararına düzenlemek, kırsal kesimin refahını yükseltmek ve tüketicileri aşırı fiyat artışlarından korumak amacıyla uygulanan devlet önlemleri dizisidir. Destekleme karşılık beklemeden yapılan her türlü ödeme kolaylık ve yardımlarıdır. Ülkemiz tarım sektöründe net ihracatçı iken uygulanan kasıtlı politikalarla ithalatçı duruma düşürülmüştür. Artık birçok hayvansal ve bitkisel ürünü ithal etmek zorunda kalmaktayız. Çiftçilerimiz borç batağındadır. Borç kapatmak için bir bankadan aldığını, diğer bankaya yatırarak çözüm bulmaktadır. Her geçen gün umutsuzluğa sürüklenmektedir. Çektikleri kredileri ödeyemeyen çiftçiler icralık olmakta tarlası traktörü satılmaktadır. 
Çiftçi borcuna sadık insandır. Çiftçinin kullandığı mazottan alınan vergiler çiftçiye destek olarak geri dönmemektedir. Bu çiftçiye haksızlık değil midir? Ülkemizin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün şu sözlerini paylaşmadan geçemeyeceğim; ‘Tarım çok stratejik bir sektördür. Mutlaka desteklenmesi gerekmektedir, aksi halde bağımsızlığımız tehlikeye girebilir’ demiştir. İddiamız odur ki; üreticilere kulak verilmeden sürdürülen tarım politikaları ile ülke nüfusumuzun yarıya yakınının geleceği çalınıyor. Uygulanan dışa bağımlı tarım politikaları sonunda bir zamanlar kendi kendine yeten ülkelerden biri olan ülkemiz bugün tarımda dışa bağımlı hale getirilmiştir. Tarım Reformu veya Tarımda Yeniden Yapılanma dedikleri aslında bizleri yabancı tekellere büyük tarım şirketlerine feda etmekten başka birşey değilmiş. Uluslararası yağ tekelleri ülkemizde ki yağ sanayisini ele geçirmek üzeredirler. Kuruluşumuz olan Trakya Birliği bu tekellere yedirmemeliyiz.  Süt hayvancılığı ve besicilik yapan aile işletmeleri desteklenmelidir. Hayvan sayımız artırılmalıdır. Türkiye’de hayvancılığın çöküşüne dur denmelidir. Çiftçinin tarımsal üretimden para kazanamayıp, şehirlerde son derecede kötü koşullara mahkum olmasına izin verilmemelidir. Köylerimiz ıssızlaşmamalı, gençlerimiz çalışıp para kazanmalı, tarlalarımız yeşermelidir. Tarım politikası oluşturulurken hükümetlere göre değişmeyen, üretim odaklı, ülke çıkarlarını koruyan ve uluslararası ilişkilerde tam bağımsızlığı dikkate alan politikalar benimsenmelidir. Değerli üretici arkadaşlarım ayçiçeği fiyatı belirlemede söz sahibi kuruluş olan Trakya Birlik hasat öncesi fiyatı belirlemeliydi. 2013 hasat dönemi fiyatı için kilogram başına 1,5 lira ve üstü fiyat belirlemesi ve bunu kamuoyuna duyurması üreticinin mağduriyetini giderecektir. Aksi takdirde önümüzdeki yıl ayçiçeği ekilişlerinde ciddi bir azalma olacağı kaçınılmaz olacaktır. Siyasi irade ve kuruluşlarımızın mutlaka bunun için bir önlem alması gerekmektedir.” (Özkan Başaran)

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here