Maaş bordolarını yaktılar

13
* Kırklareli’de, KESK’e bağlı sendika üyesi öğretmenler, maaş zammını protesto ederek maaş bordolarını yaktılar. 
HABER MERKEZİ
14 Nisan 2014 Pazartesi günü saat 17.00’de Öğretmeler Evi’nin yanında bulunan Anıt Kültür Parkı’nda toplanarak en son yapılan 125 liralık zammı az bularak maaş bordolarını yakarak durumu protesto ettiler.
Sendikaların bu protestosuna Kırklareli Belediye Başkanı Mehmet Siyam Kesimoğlu, Babaeski Belediye Başkanı Abdullah Hacı, Büyük Mandıra Belediye Başkanı Sertaç Balyemez’de katılarak destek verdiler. Yapılan basın açıklamasının ardından, yapılan 125 liralık zammı protesto ederek sendika üyesi öğretmenler maaş bordolarını yaktılar.
KESK Kırklareli Şubeler Platformu adına basın açıklamasını yapan Eğitim-Sen Kırklareli Şube Sekreteri İsmail Karakaya şunları kaydetti; 
“Yıllarca emeği ile geçinen insanları işsizliğe, yoksulluğa, çalışma şansına sahip olanları ise "sefalet ücretine" mahkûm edenler, bir taraftan kaşık ile verdiklerini kepçe ile alırlarken, diğer taraftan komik bile sayılamayacak maaş zamlan üzerinden tüm kamu emekçileri resmen dalga geçmektedir.
Hükümetin yıllardır uyguladığı "sefalet zammı" uygulamasının son örneği, 2014 yılında maaşlara yapılan 125 TL zam kararının alındığı "toplu satış sözleşmesi" ile yaşanmıştır. AKP Hükümeti ile hükümetin çizgisinde sendikacılık yapan Memur Sen" in uzlaşması sonucunda ortaya çıkan 125 TL Tik zam, kamu emekçileri için ortalama yüzde 6’ya denk gelmesine rağmen, 2014 yılının ilk üç ayında gerçekleşen enflasyon yüzde 57 olmuştur. Hükümet ile Memur Sen arasında imzalanan sözleşme ile 2014’te maaş katsayısına bağlı ödemeler (ek ders ücretleri, aile, çocuk, doğum ve ölüm yardımı) sabit tutulmuş, bu kalemlerde yıl içinde yaşanan herhangi bir artışın maaşlara yansıtılmaması karar altına alınmıştır. 2014 yılı sonunda enflasyonun çift haneli rakamlara çıkması ve bu yıl enflasyon farkının ödenmeyecek olması nedeniyle, milyonlarca kamu emekçisi bir kez daha hükümet ve yandaş konfederasyon tarafından aldatılmıştır.
Önümüzdeki aylarda elektrik, su ve doğalgaz olmak üzere, tüm temel tüketim ürünlerine yapılacak zamları da dikkate aldığımızda, bunların üzerine artan oranlı vergi dilimi uygulamasını da eklediğimizde, 2014 yılında kamu emekçilerinin mevcut maaşlarında son yılların en büyük erimesinin yaşanması kaçınılmaz görünmektedir. Türkiye’nin ekonomik göstergeleri, işsizliğin ve enflasyonun artması, buna karşın ekonomik büyümenin yarı yarıya azalması, 2014 yılının işçi ve emekçiler açısından son derece zor ve ciddi ekonomik kayıplarla geçeceğini göstermektedir. TÜİK verilerine göre ülkenin en düşük yüzde 20 Tik nüfus dilimindeki 15 milyon insanın milli gelirden aldığı pay son 12 yılda yerinde saymış, ancak dolar milyarderlerinin sayısı aynı dönemde 4’ten 44’e çıkmıştır. AKP hükümeti, ekonomik dengeleri sağlamak için zenginlerden daha fazla vergi almak yerine, yaptığı vergi artışı ve zamlarla faturayı yine emeği ile geçinen insanlara çıkarmakta, halktan aldığını "teşvik" adı altında patronlara, özel okul ve hastanelere aktarmaya devam etmektedir. 5 milyon asgari ücretli, 9,5 milyon emekli ve 2 milyonu aşkın kamu emekçisinin ücret artışları, halkın en temel ekonomik, sosyal talepleri söz konusu olduğunda bin deren su getirip "bütçe kaynakları sınırlı" diyenlerin, sermayeye kaynak aktarmaya sıra gelince bütün muslukları ardına kadar açması kabul edilemez. AKP emekçilerin yoksulluk, işsizlik, acılık, sağlık, eğitim gibi en temel sorunlarını çözümsüz bırakıp, kamu hizmetlerini piyasaya açarak, ticarileştirme ve özelleştirme uygulamalarını sürdürerek halkın günlük yaşamını alt üst etmeyi sürdürmektedir. 2014 ve 2015 yıllarının hem dünya, hem de Türkiye ekonomisi açısından büyük riskler taşıdığı, işsizlik, enflasyon, döviz kurundaki gelişmeler ve düşük büyüme oranlarından anlaşılmaktadır. İnsanca yaşayacak ücret ve çalışma koşullarının yaratılması için kamu emekçilerinin, işçilerin ve emeklilerin sesine kulak verilmeli, bugüne kadar yaşanan bütün ekonomik kayıplar ve yaşanan mağduriyetler en kısa sürede giderilmelidir.
Taleplerimiz; Başta insanca yaşayacak ücret talebimiz olmak üzere, bugüne kadar yaşadığımız mağduriyetlerin giderilmeli, son 12 yıl içinde satın alım gücümüzdeki azalmayı telafi eden adaletli bir ücret artışı sağlanmalıdır. Eğitimde esnek, kuralsız ve angarya çalışma uygulamalarına son verilmeli, performans değerlendirme ve rotasyon uygulamalarından tamamen vazgeçilmelidir. Ek ödemelerin tamamı temel ücrete ve emekliliğe yansıtılmalı, vergi dilimi uygulaması sabitlenerek, ücretlerde yaşanan erimenin önüne geçilmelidir.
Ek ders ücretleri günün şartlarına uygun bir şekilde belirlenmelidir. Eğitim-öğretim yılı başında öğretmenlere yapılan eğitim-öğretime hazırlık ödeneği, her dönem başında olmak üzere yılda iki kez olmalı ve bütün eğitim ve bilim emekçilerinin yararlanması sağlanmalıdır.
Hizmetli ve memurlara özel hizmet tazminatı ödenmeli, görev tanımları net yapılmalıdır.
Kamu emekçilerinin grevli toplusözleşme hakkı önündeki engeller kaldırılmalı, grev hakkım da içeren gerçek bir toplusözleşme düzeninin yaratılması sağlanmalıdır. Eğitim Sen olarak, hükümetin emek düşmanı, yoksullaşmayı ve işsizliği arttıran politikalarına karşı tepkimizi gösteriyor ve bizlere reva görülen sefalet ücretinin simgesi olan bordrolarımızı yakıyoruz.” (Kadir Sinici)

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here