Hasan Öztürk’ten “Bir Türkülük mola”

35
Hasan Öztürk’ten “Bir Türkülük mola”

2009’un sonlarına doğru hızla akarken Hasan Öztürk, dolu dolu bir türkü ziyafetiyle güncel sorunlara ve streslere “Bir Türkülük Mola” dedi. 18 Aralık 2009 Cuma gecesi Akkuşkaya Otel’de gazetemiz yazarı öğretmen-sanatçı Hasan Öztürk tarafından hazırlanan Türkü gecesinde yurdun her yöresinden örneklemeler sunuldu.

Aynı zamanda Önadım Medya Grubu’nda günlük köşe yazarı olan Öztürk, etkinliğin başında konuklara şöyle seslendi: “Tek tek sıralamaya kalkışsak uzun bir liste oluşturur sorunlarımız. Tek tek saymaya başlasak uzun zamanımızı alır. Bir türlü oturtamadığımız hattâ ne menem bir şey olduğu konusunda bile bir türlü anlaşamadığımız, netleşemediğimiz demokrasi alanında…

Aracımız hep tökezlemede. Hep üzülüyoruz. Gerek sıcak evlerimizde, gerek yumuşak koltuklarımızda, çekyatlarımızda, belki yarı uzanarak, dirsek sefasında izlediğimiz bunca acı gelişme karşısında donup kalıyor iradeler. Yürekler yaralanıyor. Vicdanlar acıyor. Işin en zoru, bunlar karşısında bir şey yapamamak, bir işe yarayamamak.

Ne hikmetse hep bizim için düşünen, bizim için kararlar veren, bizim için zindanlarda çürüyen, bizim için acılar çeken, bizim için ölen… yani bizim mutlaka olmak isteyip te bir türlü olamadığımız oralarda güya demokrasi adına, güya insanlık, güya toplum adına bir şeyler yapan birileri var ve… Işler nedense her gün biraz daha sarpa sarmada.

Bize türkülerle avunmak düşüyor. Şiirlerle, sözlerle… Aşık Ihsani, altmışlı yıllarda söylemişti: “Çabalama bay düzenbaz, Taban uyanıyor taban Hele bir ayağa kalksın, Durduramaz onu baban,” demişti. Bu nasıl bir taban uyanması, anlayamadık. Belki münferit uyanmalar var. Ama genele yetmedi bir türlü.

Bizi ne Ihsani’nin sözleri uyarabildi, ne Mahzuni’nin… Aslında Pir Sultan’dan bu yana türkülere söylettik diyeceklerimizi. Belki, dedik, birileri böyle de anlayabilir. Hattâ, birileri belki böyle anlar ancak diye düşündük. Anlatamadık.

Şimdi… En son, TEKEL işçilerinin, itfaiye ve demiryolu emekçilerinin karşılaştığı çirkin görüntü karşısında dimağlarımız dumura uğruyor. Içimizde nice, “Keşke orada olsaydım. Mutlaka orada olmalıydım,” diye hayıflananlar var. Gözümüzün önünde, yakınımızda veya uzağımızda ama bir bakıma burnumuzun dibinde nice hak gaspları ve insanlık katliamları yaşamaktayız. Işin kötüsü bunlara bilinçle karşı durması gereken kitle yazık ki darmadağın. Şimdi… Çeşitli yapılardan, çeşitli duruşlardan bir yığın değerli yürek… Bir aradayız. Bir araya gelmek, bir araya toplanmak, bir arada bulunmak olanağını yakaladık. Bugece türküler söyleyeceğiz. Türküleri duygularımıza katık edeceğiz. Mesafe olarak uzağımızda, gönül olarak şah damarımızda oluşan ve gelişen olaylara atacak nabzımız. Ne mutlu bizlere ki, bazen bir vesile oluşturarak, zaman zaman bir araya gelebilmek başarısını yakalıyoruz. Aynen şimdi olduğu gibi. Bu birlikteliğimizi sürekli kılabilmek, yararlı duruma dönüştürebilmektir aslolan. Emek adına, insan onuru adına, sosyal bilinç adına ve türküler aşkına… Ne iyi ettiniz. Hoş geldiniz.”

Salonun tıklım tıklım dolu olduğu gecede Hasan Öztürk, bağlaması eşliğinde kalabalık konuk topluluğunu yöreden yöreye, türküden türküye gezdirirken, salonu dolduranlar gece boyu harika duygularla türkülere hep bir ağızdan eşlik etti. Ülke türkülerinin yanı sıra başta “Manolya” olmak üzere zaman zaman kendi eserlerine de yer verdi.

Her fırsatta türkü dostlarına da mikrofonda şans veren Öztürk, aynı zamanda her yöreye uygun oyun türküleri çalarak, her tür insanı yöre kültürlerine uygun biçimde oyuna kaldırdı. Gecenin ilerleyen saatlerine kadar süren “Bir Türkülük Mola”, ilerleyen zamanlarda yinelenmesi dileğiyle, büyük bir hoşnutlukla ve güzel duygularla sonlandı.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here