“Ergene Havzası Su Kaynakları Taş Ocakları’nın tehdidi altında”

20
Başta Trakya olmak üzere Ergene Nehri çevre felaketi gibi ülkemiz içinde ve yaşadığımız Dünya da insana, doğaya karşı yapılan haksızlıkların karşısında durmak amacı ile bir araya gelerek oluşturulan Ergene Platformu bileşenleri ve Yürütme Kurulu geçtiğimiz günlerde açık davetli olarak gerçekleştirdiği Uzunköprü buluşması sonucunda alınan kararları kamuoyuna açıkladı.
HABER MERKEZİ 
 
Ergene Platformu tarafından yapılan açıklamada Ergene Havzası Kaynakları’nın Taş Ocakları’nın tehdidi altında olduğuna vurgu yapılarak şunlar kaydedildi:
“Kırklareli’nin Vize ilçesi ve 8 köyünün suyunun kaybolmasına neden olabilecek çalışmalarından dolayı bilirkişi heyeti raporunda, taş ocağı faaliyetlerinin su kaynaklarını olumsuz etkilediği raporda belirtilmiş olmasına rağmen, yeni taş ocağı ruhsatları verilmektedir. Buna son örnek Kırklareli iline bağlı Yenice ve Üsküp Belde sınırları içerisindedir.
24.08.2009 tarihinde onaylanan ‘1/100.000 ölçekli Trakya Alt Bölgesi Ergene Havzası Revizyon Çevre Düzeni Planı’nda ‘Kullanım Sınırlaması Getirilen Alanlar’ kategorisinde Yeraltı Suları Beslenme Alanı (YAS) olarak İşaretlenmiştir. Bu alanlarda yeraltı sularını kirletecek türde kalker ocağı ve kırma-eleme tesisinin "ÇED Gerekli Değildir" Kararı verilen Proje Tanıtım Dosyalarında, faaliyetin yörede bulunan su kaynaklarına olası etkilerinin yeterli düzeyde veri ve bilgiye dayalı, kapsamlı bilimsel çalışmalar sonucu değerlendirilmediği bilirkişi raporunda açıkça belirtilmiştir.
Istranca’ların Komşu Bulgaristan sınırlarında kalan bölüme bakıldığında tarım ve hayvancılık dahi yapmak yasaktır. Flora ve fauna koruma altındadır. Bizde ise her tepeye, her vadiye bir ruhsat verilerek ormanlar ve su kaynakları yok edilmektedir. Ergene’yi besleyen kaynakların tehdit altında olduğu bilirkişi raporu ile tespit edilmiştir. Bilime ve hukuka aykırı işletmeler derhal kapatılmalıdır.
Ormanlara taş ocağı ruhsatı vererek ormanlar yok edilirken, aynı bölgeye erozyonla mücadele etmek için ağaç dikiyoruz demek akıl tutulmasıdır. Ormanlarda taş ocağı işletmesi için enerji nakil hatları çekerken ağaçlar kesilmekte ve bununda yasal dayanağı “İzin sahasındaki ağaçların kesilmesi gerektiğinde bu ağaçlar mahalli İl Çevre ve Orman Müdürlüğü elemanlarınca tespit edilerek olağan üstü hâsılat hatası olarak değerlendirilmektedir. Olağanüstü bir durum varsa bu ormanın ortasına taş ocağı ruhsatı verilmesi ve ağaçların kesilmesidir!
Patlamalı taş ocakları Istrancalar’daki doğal yaban hayatını da tehdit etmektedir. Göçmen kuşların göç yolları üzerindeki taş ocaklarında patlatılan dinamitler nedeniyle yaban hayatı tehdit altındadır. Doğal yaşam, yaban hayatı ve kuş gözlemcilerini bu bölgede yapılacak eylemlere davet ediyoruz. Bilimsel çalışmalar yapılmadan işletmeye açılan taş ocakları derhal kapatılmalıdır.
* “Ergene Çevre Felaketi Kansere, ya da hastalığa, ölüme yol açmaz demek bilimsellikten uzaktır!”
Ergene nehir olarak değil zehir olarak bilinirken ve bu zehrin içerisinde tüm atıkların, ağır metallerin, radon gazının neredeyse tamamı 283 km yol kat ederken yüz binlerce insanın yaşadığı merkezlerden geçerken hastalık ya da kanser yapmaz demek bilimsellikten uzaktır. Yetkilileri gerçekleri görmeye ve yüzleşmeye davet ediyoruz. Kamu kurumları tarafından belgelenmiş 4. sınıf su kansere neden olmuyorsa başka hastalıklara da mı sebep olmamaktadır? Zehir akan bir nehir balıkları, kurbağaları, diğer canlıları öldürürken insanlara zarar vermeden akıp gitmekte midir? Kanserojen maddelerin insan sağlığı üzerindeki uzun yıllara yayılan, ölümcül olumsuz etkilerinin yok  sayılmaya çalışılmasının anlamı nedir ? Ergene’nin kirliliğine yol açan sanayi atıklarını görmezden gelip, 1500’e yakın arıtmalarını çoğu zaman çalıştırmayan fabrikayı yılda ancak bir kez belki de bir saat denetleyebilen iradenin; olayı çarpıtarak ve yansıtarak psikolojik savunma mekanizmalarına sıklıkla başvurması çok üzücüdür.
Son günlerde bazı basın yayın organlarında basına, kamuoyuna sunulan istatistikler bizi şiddetli şüpheye düşürmüştür. Lütfen bugüne kadar açıklanmayan ama bugünlerde açıklanan istatistikleri detaylı ( kadın- erkek, yaş, coğrafi yerleşim yeri, özellikle de Ergene kıyısı yerleşimleri ne kadar kapsadığı, kanser türü verileri ışığında ) bir şekilde altında imzalarla beraber kamuoyunun bilgisine sağlıklı (!) bir şekilde acilen sununuz. Samimi duygularımızla belirtmek isteriz ki bizler zehir akan bir nehrin kenarında yaşayanlar olarak Ergene Nehri’nin kirliliğinin kansere yol açmıyor olmasından sevinecek halimiz de yoktur. Çünkü bu nehir adı kanser olsun, başka ölümcül hastalık olsun yaşamı öldürmektedir.
* “Ergene Çevre Kirliliği ile ilgili korkuyu biz mi oluşturduk?” 
Ayrıca yine psikolojik savunma mekanizması olarak Edirne, Türkiye’de akciğer kanserinde 1. sırada olduğu ve Ergene kirliliği ile insanları korkutulmaması gerektiği açıklanıyor. Son zamanlarda yeni açıklamalarla karşı karşıyayız; Edirne Türkiye’de akciğer kanserinde 1. sırada ise yetkililer bu olağanüstü durumla ilgili Edirne’de rutin olmayan ne gibi önlemler almıştır? Nasıl çalışmalar yapmıştır? Çok merak ediyoruz. Tüm ülkeye sigarasız ve zehirli Ergene’siz bir yaşam dileyerek Ergene kıyısında  yaşayanların kanser ve diğer hastalık tedavileri kirletenlerle beraber karşılanmalıdır isteğimizi yineliyoruz.
* “Istrancalar Trakya’da yaşamın kaynağıdır!”
Istrancalar Trakya’nın kalbi, Ergene Nehri de atar damarıdır. Trakya’nın atar damarı vahşi sanayi ve devlet ihmali, belediye ihmali ve diğer etkenlerden dolayı zehir toplardamara dönüştürülmüştür. Maalesef bu yetmiyormuş gibi şimdi de Trakya’nın kalbi olan Istrancalar’da taş ocağı, fabrika ve nükleer gibi planlamalarla hançerlenme tehditi altındadır.
* “Yeraltı suları hala vahşice tüketilmektedir!”
Bizler ve yetkili kurumlar Ergene Havzasını koruma ile planlar yaparken ve ilgili konuşurken hukuksal düzenleme gerekliliği, denetleyici personel eksikliği v.s gibi bahanelerle yer altı sularının kullanımı ile ilgili denetimsizlik başıboşluk devam etmektedir. Yer altı suları Trakya’nın geleceğidir. Bu günden tezi yok denetimler artırılmalı hukuksal mevzuat düzenlemesine gidilecekse de gidilmelidir.
5 Kasım 2009 tarih ve 27397 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan “Ergene ve Meriç Havzaları Yer altı suyu İşletme İlanı” ile ekteki haritada görüleceği üzere -1 Çorlu, 1-2 Vize, 1-3 Lüleburgaz ve 1-5 Babaeski alt havzalarında yapılmış olan yer altı suyu tahsisleri emniyetli işletme rezervine ulaştığından yeni yer altı suyu tahsisi yapılmayacaktır” denilmektedir. Yürürlükte olan ilana rağmen, Alt Havzalarda Derinkuyu sondajları yapılmaktadır. 5 Kasım 2009’dan sonra açılan tüm sondaj kuyuları derhal kapatılmalıdır.
* Öneriler:
1- Mayıs 2011 Ergene Havzası Koruma Eylem Planı’nda kaynakların korunması ve kirlilikten dolayı sağlığını ve toprağını dolayısıyla tarımsal gelirlerinde kayıplar yaşayan bölge insanının mağduriyetlerinin tazmin edilmesi gündeme alınmamıştır.
2- Hazırlanan planda Ergenenin temizlenmesi için yapılan planlarda bölge insanı temsil eden STK ların görüşleri alınmamıştır. Lütfen en kısa sürede bölge STK’larını içeren toplantı yapılmalıdır. Ergene Havzası Koruma Eylem Planı 2011 in başarıya ulaşması ve Ergene’nin hayata dönmesi demokratik katılımlı bir planlama süreci ile gerçekleştirilebilinir. Ancak böyle bir plan Ergene’yi gerçek anlamda hayata döndürebilir.
3- Ergene’nin temizlenecekse kaynaklar mutlak, ödünsüz koruma altına alınmalıdır. Kaynakları koruyamazsak Ergeneyi temizlemeye de gerek kalmayacaktır.
4- Ergene’nin her taşkınında içerisindeki zehir verimli ovaya yayılmakta ve toprağı zehirlemektedir. Her taşkından sonra üreticilerin tarımsal kayıpları karşılanmalıdır.
5- Ergene’ye kıyı noktasında yaşayan köy ve beldelerin bulunduğu bölgeler afet bölgesi ilan edilmeli, tarımsal kredi borçlarının ertelenmesi gibi önlemler alınmalıdır.
6- Ergene platformu olarak Istrancaları korumak ve doğal hayatın devamının sağlanması için komşu ülkelerle ve buradaki çevre örgütleri ile işbirliği içerisinde ortak hareket edilmesi için çalışmaların başlatılacaktır.
7- Bölge Üniversitelerini ortak bir komisyon marifetiyle Ergene konusunda bilimsel çalışmalar yapmaya davet ediyoruz.
8- Üç ilin Ergene Havzası’nın vekillerine, Ankara’dan çözüm üretenlere daha içten yaklaşmaları açısından sesleniyoruz. Gelin Ergene kıyısında bir gün yaşayın. Ergene’nin üzerinize sinecek olan kokusunu Ankara’ya taşıyın…
9- Ergene havzasında yaşayan her insana sesleniyoruz. Ormanımıza, suyumuza, toprağımıza ve havamıza sahip çıkmak için, geleceğimiz için Istrancalar’a birlikte gidiyoruz. Yarınlarımızın yok olmasına hayır diyoruz.
10- Türkiye Barolar Birliği Çevre ve Kent Komisyonu Kuruluş Deklarasyonuna Ergene Platformu olarak mücadele çağrılarına destek veriyoruz.
11- Tekrarlıyoruz detaylı sağlık çalışmaları Ergene Nehri’ne kıyısı olan yerleşimlerdeki insanlarla yapılmalıdır. Ayrıca, Sağlık Bakanlığının çalışmalarını Çevre ve Tarım Bakanlığıyla birlikte yürütmesi gerekmektedir. Hükümetin kendi içindeki işleyişi koordinasyonu sağlıklı kurması halinde bölgemizde yaşanan olumsuzluklar en kısa sürede yoluna girecektir. Sonuç olarak; Kanser vakalarının Ergene Nehri’nden kaynaklı olmadığı ispatlanırsa bu duruma üzülmeyeceğimizi bilakis sevineceğimizi ve diğer hastalıklarla da mücadele edildiğine inanacağımızı samimi duygularımızla belirtmek isteriz.” (s)

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here