Emek Platformu, AKP İlçe Binası önüne siyah çelenk bıraktı

9
Lüleburgaz Emek Platformu, Türk-İş Başkanlar Kurulu kararı doğrultusunda Tekel İşçilerine destek için AKP İlçe Binası’na yürüyüp siyah çelenk bıraktı.

Lüleburgaz

25 Aralık Cuma günü saat 17.00 de Kongre Meydanı’nda toplanan işçilerden oluşan kalabalık grup, Lüleburgaz Emniyetinin yoğun güvenlik önlemleri altında yürüyerek AKP İlçe Binası önüne geldi. Binanın önüne siyah çelenk bırakarak AKP Hükümetini protesto ettiler.
Petrol-İş Sendikası Trakya Şube Başkanı Turgut Düşova, Kristal-İş Lüleburgaz Şube Başkanı Habib Çalışkan ve işçilerin yoğun bir şekilde katıldığı eylemde ilk konuşmayı Turgut Düşova gerçekleştirdi. Düşova “ Bu direniş, yanlızca tekel işçilerine destek direnişi değildir. Ekmek mücadelelerinde AKP hükümeti tarafından coplanan, tazyikli su, gaz sıkılan, baskılara maruz kalan işçinin, yoksullaştırılan çiftçinin, siftah yapamadan dükkân kapatan esnafın direnişidir. Direnişimiz 4 hafta boyunca Cuma günleri artarak devam edecektir” dedi.
Daha sonra Kristal-İş Lüleburgaz Şube Başkanı Habib Çalışkan, basın açıklamasını okudu. Basın açıklamasında şunlara yer verildi;
Hükümeti İşçinin sesine kulak vermeye çağırıyoruz
Değerli arkadaşlar,
Ankara’da bu soğuk kış günlerinde günlerdir hak arama eylemini sürdüren kardeş tekel işçilerine destek olmak amacıyla Türk-İş Başkanlar Kurulu’nun aldığı karar doğrultusunda eylemdeyiz.
Neden Eylemdeyiz? Ne istiyoruz?
Türk-İş, Türkiye’de çalışma yaşamına ilişkin yaşanan tüm sorunların sorumlusu olarak Hükümeti gördüğünü açıklamıştır.
Türk-İş, Hükümetin, çalışma yaşamının her alanında emekçilerin ve onların temsilcilerinin dile getirdiği taleplere karşı uyguladığı sağduyudan uzak, kaba ve şiddet içeren yaklaşımından son derece rahatsızdır.
Türk-İş; Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın Tekel işçilerine ilişkin “yatarak para kazanıyorlar” söylemini tekrarlamasını; son derece disiplinli ve dikkatli bir biçimde hak arayan Tekel işçilerini provokatif davranış içinde göstermesini kabul edilmez bulmaktadır.
Türk-İş, Başbakanın, devletin işçilerine karşı duyması gereken sorumluluğu bir şirket mantığı çerçevesinde tanımlamasını ve bütün bunların yansıması olarak 15 Aralık 2009 tarihinden bu yana Ankara’da ekmek parası için mücadele veren tekel işçilerinin taleplerine duyarsız kalınmasını;
Türk-İş genel Sekreteri Mustafa Türkel’in gözaltına alınmasını;
Tekel ve itfaiye işçilerine seslerini duyurmak için yaptıkları eylemlerde güvenlik güçlerince, su, biber gazı sıkılarak ve cop kullanılarak şiddet uygulanmasını PROTESTO ETMEKTEDİR.
Tür-İş, bir bütün olarak ve diğer emek örgütleri ile omuz omuza tekel işçilerinin hak mücadelesini desteklemek için sürekli eylem kararı almıştır. 25 Aralık 2009 Cuma gününü “Tekel işçileri ile dayanışmak için eylem günü” ilan etmiştir. Bu karara uygun olarak bugün Türk-İş’e bağlı sendikalara üye işçiler tüm Türkiye’de işyerlerinde protesto eylemi ve tüm illerde iş çıkışında AKP binaları önünde kitlesel basın toplantıları düzenliyor. Bu eylemlerimiz, dört hafta boyunca her Cuma günü birer saat artırılarak sürdürülecektir.
28 Aralık Pazartesi günü Türk-İş’e bağlı sendikaların tüm merkez ve şube profesyonel yöneticileri Ankara Güven Park’ta buluşacak, topluca TBMM’ye gidilecek ve TBMM’de grubu bulunan siyasi partiler ziyaret edilecektir. 30Aralık Çarşamba günü Türk-İş Başkanlar Kurulu toplanacak ve daha sonra izlenecek yol haritası belirlenecektir.
Neden eylemdeyiz, neden feryat ediyoruz?
Çünkü AKP Hükümeti, işçi düşmanı yüzünü bir kez daha göstererek, işçi hak ve çıkarlarına karşı saldırganlığı ve şiddeti son günlerde yeniden artırdı.
Çünkü işçilerin hak ve özgürlüklerini ortadan kaldırmaya çalışıyor, buna itiraz edenlerin de karşısına biber gazı, polis copu ve tazyikli su ile çıkıyor.
Bunca eziyete, bunca şiddete maruz kalan işçiler ne istiyor?
Yıllardır, çalışıp, üreten, Tekel’i Tekel yapan Tek Gıda-İş üyesi işçilere, AKP hükümeti, düzensiz, örgütsüz, belirsiz ve düşük ücretli bir çalışma statüsü olan, 10 ay çalıştırmayı öngören, 4-C statüsünde çalışmayı dayatıyor. Tekel işçisi ise güvenceli, kadrolu ve örgütlü çalışmak istiyor.
İstanbul Büyükşehir Belediyesi, itfaiye hizmetlerini eşe dosta yandaşa peşkeş çekme peşinde. İtfaiye çalışanları, İse “ Taşeronlaştırmaya ve özelleştirmeye hayır” diye itiraz ediyor, iş ve gelir güvencesi istiyor. Hükümet, grevli toplu sözleşmeli sendika hakkı isteyen, bunun için 25 Kasım 2009 günü iş bırakan demiryolcuları açığa aldı. Demiryolu çalışanları da arkadaşlarına yapılan bu haksızlığa karşı çıkarak, işten el çektirilenlerin tamamının işe geri döndürülmesini istiyor. Hükümet ise bu meşru ve haklı talepleri dile getiren Tekel, itfaiye işçisine, demiryolu çalışanlarına polis şiddeti ile karşılık veriyor.
Bir kez daha soruyoruz?
Başbakan işçilerin karşısında patron değil, bir kamu yöneticisi olduğunu ne zaman hatırlayacak?
Bizler hak mücadelesi veren Tekel işçilerinin, İtfaiye işçilerinin, demiryolu emekçilerinin mücadelesini destekliyoruz.
Sessiz kalmayacağız, kardeşlerimizi tek başına bırakmayacağız.
Yaşasın işçilerin birliği, Yaşasın iş, ekmek, özgürlük mücadelemiz. (gk)

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here