DSP Genel Başkan Yardımcısı Tuncer Kırklareli’deydi “Sloganımız; Çokça üreten, Hakça bölüşen bir ekonomi modeli”

11
* Demokratik Sol Parti (DSP) Genel Başkan Yardımcısı Erol Tuncer DSP Kırklareli teşkilatına yaptığı ziyarette Türkiye’nin çok partili dönemin 17. seçimine hazırlandığını, bu seçime ülkenin çözemediği ve her gün bir yenisi eklenen sorunlar ile girmekte olduğunu söyledi.

HABER MERKEZİ
Demokratik Sol Parti (DSP) Genel Başkan Yardımcısı Erol Tuncer 25 Mart 2011 Cuma günü Kırklareli DSP Teşkilatına bir ziyaret gerçekleştirdi. Saat 11.00’da gerçekleşen ziyarete DSP Parti Meclisi Üyesi Orhan Yeşilyurt, DSP Kırklareli İl Başkanı Göksel Ölmez ile çok sayıda partili katıldı.
Ziyarette bir basın açıklaması yapan DSP Genel Başkan Yardımcısı Erol Tuncer Kırklareli parti teşkilatına yaptığı ziyaretinde DSP’nin görüşlerini Kırklareli basını aracılığı ile kamuoyuna aktarmak istediğini ifade etti.

*“Türkiye terör sorununu çözmek zorundadır”
Başkan Yardımcısı Tuncer açıklamasının devamında şunları kaydetti;
“Türkiye bu gün çok partili dönemin 17. seçimine hazırlanıyor. Her seçim gibi bu seçimde önemli, her seçimin kendine özgü özellikleri var. Türkiye bu seçime maalesef çözemediği ve her gün bir yenisi oluşturulan sorunlar ile girmektedir. Türkiye’de çok ciddi bir hal alan terör sorunu var. Terör uzun yıllardır Türkiye’ye zarar veren ve Türkiye’yi bölmekle tehdit eden çok ciddi bir sorun olarak karşımızdadır. Aradan geçen 8 yıllık uzun zaman dilimine rağmen bu iktidar bu sorunu halen çözemedi. Terör sorununda iktidar partisinin büyük iddialar ile getirdiği açılım girişiminin de bir sonuç vermediğini gördük. Girişimin başlangıcından itibaren bu açılım paketinin içinin boş olduğu görülüyor. Türkiye terör sorununu çözmek zorundadır.”

*“Türkiye’nin şuandaki büyümesi aslında yanıltıcı ve aldatıcıdır.”
“Türkiye’nin ekonomisi üzerinde tartışmalar halen devam ediyor. Bu tartışmalarda yaşanan görüş ayrılıkları, siyahla beyaz arasındaki görüş ayrılıkları kadar farklıdır. İktidara göre çok parlak bir ekonomimiz var. Biz muhalefete göre ise bu parlaklığın cilasını kaldırdığımız zaman arkasında sıkıntı veren sorunlar devam etmektedir. İktidar partisi, Türkiye’nin Dünyanın 16. büyük ekonomisi olmak ile övünüyor. Sayısal olarak bu doğrudur. Ancak, ekonomi toplum için yapılır. Sizin sağladığınız sayısal gelişmeler toplumun tüm kesimlerine adil ir biçimde yansımıyorsa sıkıntı var demektir. Türkiye’nin 16. sırada bulunana ekonomisinin topluma olan yansıması neler söylüyor; Gelişen teknolojiler ile ekonomik gelişme çok boyutlu bir kavram olarak tanımlanıyor. Ekonomik gelişmenin içine kişisel gelir, sağlık, eğitim, sağlık ile birlikte ortalama ömür süresi var. Uluslararası uzmanlar tüm bunları bir araya getirerek ülkelerin gelişmelerini tanımlıyorlar. Ekonomisi Dünya’da 16. sırada olan Türkiye, kişi başına düşen gelirde açısından 60. sırada bulunuyor. İnsani gelişme endeksine göre Türkiye Dünya’da 83. sırada bulunuyor. Bu sıralama ile yakın ve yoksul komşu ülkelerimiz olan Gürcistan ve Ermenistan’ı birkaç sıra geçmiş oluyoruz. Bu Türkiye için övünülecek, rahatlık duyulacak bir sıra değişikliği değildir. Türkiye’de gelir dağılımı bozuk olduğu için yaşanan ekonomik büyüme toplumun önemli kesimlerine yansımıyor. Türkiye’de en çok geliri alan nüfusun %20’lik bölümünün toplam geliri, en az geliri alan %20’lik nüfusun toplam gelirinin tam sekiz buçuk katı, arada bu kadar büyük fark var. Bu durum gelişmiş ülkelerde dört buçuk, beştir. 12 Buçuk Milyon yoksulumuz var. Şuanda hükümetimiz bunu kabul ediyor. Ayrıca Türkiye’de bölgeler arası gelişme farklılıkları halen büyüktür. İstatistik çalışmalarda Dünya’daki ülkeler sınıflanırken geri kalmış ülkeler, gelişmekte olan ülkeler ve gelişmiş ülkeler olarak 3’e ayrılırlar. Maalesef Türkiye’de bu durum bölgeler arası yaşanmaya devam ediyor. Türkiye’nin şuandaki büyümesi aslında yanıltıcı ve aldatıcıdır. Türkiye’nin büyümesi sabun köpüğü gibi bir büyümedir. Çünkü sağlam kaynaklara bağlı bir büyüme yoktur. Dış kaynaklar bağlı ve borca dayalı bir büyüme vardır. Borca bağlı büyüme kriz potansiyelini kendi içinde taşımaktadır. Sıklıkla yaşanana krizlerin nedeni de budur. Türkiye’nin yeni bir büyüme modeli seçmesi, bu büyümenin temelinin sağlam iç kaynaklara dayalı olması gerekir. Ekonominin üretime ve istihdama dayalı olması gerekmektedir. DSP olarak bizim bu konuda ki sloganımız “Çokça üreten, Hakça bölüşen bir ekonomi modeli” şeklindedir.”

*“Yüzde onluk baraj bir vurgundur”
Genel Başkan Yardımcısı Tuncer yaptığı açıklamada seçim barajına da değinerek, Dünyanın hiç bir ülkesinde yüzde 10 seçim barajı uygulaması olmadığını, birçok gelişmiş ülkede barajın yüzde 3 olduğunu belirterek; “Yüzde onluk baraj birinci ve ikinci partilerin yaralandıkları bir vurgundur. Ticarette vurgun haksız kazançtır. Bu siyasette ve parlamentonun oluşumunda bir haksızlıktır. Bu şekilde hareket edilerek iki partili sisteme doğru gidiyoruz.” dedi.

*“Libya’nın sorunuysa dışarıdan hiç kimsenin karışmaya hakkı yoktur”
Yaptığı açıklamaların sonunda basın mensuplarının sorularını yanıtlayan genel Başkan Yardımcısı Tuncer, Libya işine Türkiye’nin karışmaması gerektiğini belirterek, "Hangi güzel gerekçe olursa olsun Libya’ya bu şekilde müdahalenin doğru olmadığı kanaatindeyiz" dedi. Libya’da bir insanlık suçu işlendiğini ve bu duruma seyirci kalınmaması gerektiğini ifade eden Tuncer; "Bizim kendi sorunlarımız varken Libya’ya müdahale edilmeye çalışılıyor. Bu Libya’nın iç sorunu mudur, yoksa insanlık sorunu mudur? Libya’nın sorunuysa dışarıdan hiç kimsenin karışmaya hakkı yoktur. İşin çok boyutu var ve bu yüzden işin işinden çıkılamıyor. Niçin ve ne hakla karışıyoruz. Tezkere işi karışık ve sıkıntılı bir iş, Libya’nın işine neden biz karışıyoruz?" şeklinde konuştu. (cs)

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.