“Çocuklarımıza onurlu bir gelecek sunmak için grevdeyiz”

17
* KESK Kırklareli Platformu adına açıklamada bulunan Eğitim-Sen Kırklareli Şube Başkanı Yessari Demiraslan, “Özgür, eşitlikçi, barışçı demokratik bir ülkede yaşamak, çocuklarımıza onurlu bir gelecek sunmak için bugün Grev’deyiz” dedi.


HABER MERKEZİ
Tüm Türkiye genelinde olduğu gibi KESK Kırklareli Platformu’nu oluşturan; Eğitim-Sen, SES, Tüm-Bel-Sen, Tarım-Orkam-Sen, BES, Yapı-Yol-Sen, Haber-Sen ve ESM ile Emekli-Sen Kırklareli Şubesi’nin katıldığı bir günlük İş Bırakma Grevi dün gerçekleştirildi.
Kırklareli Öğretmenevi önünde toplanan sendika üyeleri daha sonra toplu bir şekilde sloganlar eşliğinde Dingiloğlu Parkı önüne indiler. Burada KESK Kırklareli Platformu adına açıklamada bulunan Eğitim-Sen Kırklareli Şube Başkanı Yessari Demiraslan, Özgür, eşitlikçi, barışçı demokratik bir ülkede yaşamak, çocuklarımıza onurlu bir gelecek sunmak için grevde olduklarını belirterek şunları kaydetti:.
“Bizler, daha dün Zonguldak’ta toprağın altında kalan maden işçileri için; iş için; ekmek için; güvenceli çalışma koşulları için; özgürlük için; demokrasi için; baskısız, insan onuruna yaraşır bir yaşam için birlikteyiz. Haklarımız ve özgürlüklerimiz için dayanışma içindeyiz. Adalet, eşitlik, demokrasi ve sendikal haklarımız için omuz omuzayız.
Bugün ülkemizde emekçilerin yarısı kayıt dışında, kuralsız, güvencesiz çalışıyor. Esnek çalışma biçimleri kural haline geliyor, 4-C, 4-B, 50-D uygulamalarına, kölelik düzenine mahkum ediliyor. Sendikasızlaştırma yaygınlaşıyor, sendikal örgütlenmenin önüne engel üzerine engel çıkarılıyor. Örgütlenen emekçiler işten atılıyor. Başta madenler ve tersaneler olmak üzere, iş kazası adı verilen cinayetler önlenmiyor, önlenemiyor.
Biz özgürlük, eşitlik, barış ve demokrasi istiyoruz. Maden kazalarının "kader" olarak görülmediği bir ülke istiyoruz. Yarınlarımıza güvenle bakmak için işsizliğin ve yoksulluğun kökünün kazınmasını istiyoruz. Tüm emekçilerin grevli toplu sözleşmeli sendikal haklarının anayasal güvenceye kavuşturulduğu bir ülke için sesimizi yükseltiyor, özgürlükten, eşitlikten, barış ve demokrasi taleplerimizden geri adım atmayacağımızı haykırıyoruz.
Biz, sokaklarında linç çetelerinin hüküm sürdüğü bir ülke, ırkçı, ayrımcı, şoven, cinsiyetçi ideolojilerin kuşattığı bir devlet istemiyoruz.
Biz, üretenlerin, emekçilerin açlığa, işsizliğe, sefalete itildiği, örgütlenmeye çalışanların baskı gördüğü, hak arayanların şiddete maruz kaldığı bir ülke istemiyoruz.
Biz, emekçilerin % 4i’inin güvencesiz, kayıt dışı çalıştırıldığı, özelleştirmelere maruz bırakıldığı, taşeron sistemi adı altında kölelik ücretlerine zorlandığı, 10-12 saat çalışma saatlerinin normal görüldüğü bir ülke istemiyoruz.
Biz, milyonlarca emekçinin insanlık dışı bir asgari ücret dayatması altında yaşadığı, eğitim ve sağlık hizmetlerinin paralı hale getirildiği, emeklilerin geçim sıkıntısından bezdirildiği bir ülke istemiyoruz.
Biz, tüm yasa ve uygulamaların sermayenin talepleri etrafında şekillendiği, her şeyin para ve piyasa mekanizmalarına terk edildiği bir ülkede yaşamak istemiyoruz.
Biz;
Başta 4-C olmak üzere güvencesiz, kuralsız, esnek tüm istihdam uygulamalarından vazgeçilmesini ve bu alandaki yasal düzenlemelerin değiştirilmesini; İş güvencesinin çalışma yaşamında temel bir hak olarak uygulanmasını; Geçici işçiliği bir kölelik düzeni olarak yaygınlaştıran ve kamuoyunda "kiralık işçilik" olarak bilinen düzenlemenin yasalaştırma girişimlerinden  tümüyle vazgeçilmesini; Taşeronlaşma girişimlerine son verilmesini istiyoruz.
Çalışma hayatını düzenleyen yasaların ILO normlarına uyarlanmasını; Çalışanların örgütlenmesi önündeki engellerin kaldırılmasını; Kamu çalışanlarının grevli, toplu iş özleşmeli sendika hakkının güvence altına alınmasını istiyoruz. Avrupa Sosyal Şartı’nın örgütlenme ve toplu pazarlık hakkını düzenleyen 5. ve 6. maddelerine konulan çekincenin kaldırılmasını istiyoruz. Kıdem tazminatı hakkını ortadan kaldıracak her türlü yaklaşımdan vazgeçilmesini istiyoruz. İşçilere ait olan İşsizlik Sigortası Fonu’nun amacı dışında kullanılmamasını istiyoruz. Kriz fırsatçılığı yapılarak emek haklarının gasp edilmemesini istiyoruz. Asgari ücretin "insanca yaşamaya yeterli ücret" olarak belirlenmesini istiyoruz. Çalışma hayatının sözleşme biçimleri, çalışma süreleri ve ücret yönünden insan onuruna yakışır iş temelinde düzenlenmesi için gerekenlerin yapılmasını istiyoruz. İş sağlığı ve güvenliği önlemlerinin iş cinayetlerini de önleyecek şekilde yasal güvenceye kavuşturulmasını istiyoruz. Sağlık hakkının temel insan hakkı kapsamında değerlendirilerek uygulamadaki katılım ve katkı payından vazgeçilmesini istiyoruz. Hükümetin çalışma hayatıyla ilgili tüm konularda sendikaların görüş ve önerilerini dikkate almasını ve bu doğrultuda etkin girişimde bulunmasını istiyoruz. Uygulanacak ekonomik politikaların sermayeye kaynak aktarımı yerine emekçiler için istihdam yaratacak yatırımlara yönlendirilmesini istiyoruz.
İşte bu yüzden bugün grev’deyiz. Özgür, eşitlikçi, barışçı demokratik bir ülkede yaşamak, çocuklarımıza onurlu bir gelecek sunmak için bugün Grev’deyiz.” (s)

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here