CHP yol ayrımında

17

 

Kılıçdaroğlu’nun Genel Başkanlığı’ndan sonra CHP, Baykal zihniyetiyle bastırılan Sol’u ve Sosyal Demokrasi’yi tartışmaya başladı.
Uzun yıllardır Baykal’ın despot yönetim anlayışıyla konuşmaya korkutulan CHP Örgütleri Sol’u ve Sosyal Demokrasi’yi ağzına alamadılar. Yönetimleri, eleştirmek cesaret istiyordu.
“Rejim elden gidiyor” siyasetini merkeze oturtarak, sırtını halka dönerek sürekli kaybeden CHP, yeni yönetimiyle Sol’u ve Sosyal Demokrasi’yi telaffuz etmeye başladı.
CHP yöneticileri, artık ürkekçe de olsa demokrasi sözcüğünü kullanabiliyorlar.
Bugüne kadar, Kurucu parti olma anlayışıyla “Önce Devlet” ve “Önce Laik Cumhuriyet” diyerek halka mesafe koyan CHP, hükümet etmek için “Önce Halk” ve “Önce Demokrasi” demek gerektiğini anlamaya başlıyor.
Öteden beri, beslenme kanalları halk olmayan CHP’nin seçmenin reyini alamaması tesadüf mü?
Beslenme kanalları ordu, bürokratik oligarşi ve inatçı bir halk tabanı olan CHP’yi, kendine bırakmadılar.
İçinde barındırdığı Sol ve Sosyal Demokrat unsurları asimile ettiler.
CHP’yi, CHP’liler yönetmedi.
CHP parti olamadı. CHP “Kurucu Parti” olma ayrıcalığından, “Parti” niteliğine geçemedi.
Kendini değiştiremeyen CHP, Emekli Subayların ve Emekli Yargı Mensupları’nın yol haritasını çizdiği ve devletin derinlerinde siyasetinin belirlendiği, tek parti rejiminden kalma, Kemalist politikalarla yönlendirildi.
Atatürk’ün kurduğu CHP çizgisinden saptı. Atatürk’ün çizdiği yol haritasını benimsemediler. Tek parti rejiminin ayrıcalıklarını hep özlemle beklediler.
CHP terbiyesi denilen, askeri disiplin anlayışının tüzüğünü oluşturduğu CHP’de, özgürce fikir beyan etmek disipline verilip, ihraç gerekçesi oldu.
Üye olmak için, susan, biat eden ve müracaat edilen yönetimin adamı olma şartlarının arandığı CHP, kendini ayrıcalıklı gördü.
“Herkes CHP’li olamaz” yaklaşımlarıyla, üyelikleri onaylananlara parti kimlik kartları, plaket gibi takdim edildi.
Fakat 12. maddeyle üçyüz, beşyüz kişilik kitleler yıldırım üye yapılarak, “Herkes CHP’li olamaz”, “CHP’li olmak kolay mı?” anlayışına ters düşerek kendisiyle çelişti.
Halka kollarını açacağına, farklı fikirleri CHP’nin zenginliği sayacağına partiden dışladılar.
Farklı görüşlerin, eleştirel sorgulamalarını disipline vererek susturan CHP örgüt yönetimleri, kendi tabanı üzerinde kurduğu baskı yüzünden özgürlükleri kısıtladı.
Yerelde iktidar olduğu bölgelerde, CHP’li olmayanlara mesafeli yaklaşan bu baskıcı anlayış, AKP’yi mahalle baskısıyla suçladı.
Baştan aşağı değişim gereken CHP, şimdi ilk defa iktidara bu kadar yakın.
Halkımız çok iyi izleyicidir. Eğer CHP beslendiği ve onu yöneten yönlendiren unsurlardan kendini kurtarabilir de yüzünü halka dönerse parti olacaktır.
Eğer Ergenekon’u savunur ve vesayet unsurlarının pençesinden kendini kurtaramazsa halkımız çaresiz kalarak AKP’ye yönelecektir.

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here