CHP, Şok Değişim Projeleri ile iktidarı yakalar

14

 

Yaz sıcaklarının bastığı şu günlerde siyaset ısınıyor.
CHP’de Kılıçdaroğlu’nun getirdiği hareket seçime kadar devam edebilir mi?
Öte yandan, AK Parti’nin de son İsrail saldırısıyla, yakaladığı hava devam edecek mi?
Bir taraftan CHP rüzgârı, öte yandan AK Parti rüzgârı önümüzdeki seçimlerde nasıl sonuç verecek göreceğiz.
İki kutuplu bir seçime doğru hızla ilerlerken, 26 Haziran’da partileşecek TDH’yı küçümseyenler ve önemsemeyenler de yanılabilirler.
CHP’de lider değişti.
Söylemler pek değişmedi.
Kılıçdaroğlu; “Önseçim” diyemiyor. “Ergenekon’a karşıyız” diyemiyor.”Sosyal Demokrat yeni bir tüzük” diyemiyor.
“Önder Sav’ın kuklası değilim” diyemiyor. Hitabeti zayıf, söylemleri doyurucu değil.
CHP’nin iktidar olması için lider değişimi yetmez.
Baştan aşağı dönüşüm geçirmesi şart.
Halka tepeden bakan yerel yöneticileri temizlemeli.
Üreten bir ekonomi projesiyle, emekçinin yanında bir sosyal politikayla, diplomalı çiftçilerden oluşan bir tarım politikasıyla, bölgesinde lider, dünyada saygın bir dış politikayla, işportacıyı bile kucaklayan esnaf politikasıyla, sokakta yatan garibanı bile kucaklayan sosyal politikalarla ve simitçinin bile milletvekili olabileceği parti politikasıyla halkın önüne gelen CHP iktidar adayı olabilir.
Yoksa makyajlanmış birkaç süslü sözcükle, fakir fukara edebiyatıyla, altı boş vaatlerle devam ederse; rüzgâr tersine dönebilir.
Halkın partisi olabilmenin yolu, halkın gönüne girmekten geçer.
Gönlüne giremediğinizin oyunu alabilir misiniz?
CHP koskoca kurumlaşmış bir siyasi örgütlenmedir.
Kısa zamanda değişip dönüşmesi çok zordur.
Ama radikal değişimlerin sinyalini vermek bile umutlanan halkımızı CHP de toplayabilir.
Genç ve dinamik Türk Halkı’na yeni CHP yönetiminin bu siyasi politikası hiç ama hiç yetmez.
İnsanlarımız cereyana kapılacak kadar şaşırtacak ve şok edecek kadar keskin değişim politikalarına oy verirler.
Eskimiş, kokuşmuş ve korku üreten sloganlarla inatçı ve yaşlı seçmenin oyunu alırsınız o kadar. 
Türkiye siyasetinde bir hafta sonrasını kestirebilir misiniz?
Deniz Baykal’ın gideceğine inanabilir miydiniz?
Zamanında olacak bir genel seçime kadar köprülerin altından çok sular geçer.
Kılıçdaroğlu, çok ağar ve zor bir görevi üstlendi.
Türkiye halkı umutla onun ağzından çıkacak değişim sözcüklerine susamış durumdadır.
Şimdi herkes merak ediyor. Kılıçdaroğlu; Cesur olursa “LİDER” olacaktır.
ESİR olursa tarih olacaktır.

 


Kim derdi ki, Kürşat kemikle etti. O bir kişi değil, o bir devletti. Bayraktı, vatandı, bir özge candı. Tepeden tırnağa kıpkızıl kandı.
Türk devletini yönetmeye talip olan kişi, yurttaş söylemini bırakacak. Benim milletim diyecek. Büyük Türk Milleti diyecek. Türk devletini yönetmeye talip olan kişi Türkün adını kutsayacak. Tarihini kutsayacak. İslâm inancını kutsayacaktır. Bir tek Türk kemikten etten ibaret kişi değildir. Her Türk devlettir. Devletini koruyacak kıpkızıl kandır. Türkler; kanlarıyla 16 dünya devletini, 220 civarında irili ufaklı devleti tarihe hediye eden asil kan hattıdır. Her Türk yurttaş değil, Türk devletinin kendisidir. Kendisinin yurttaş diye tanımlanması çok zoruna gider. Hele; fukaralık edebiyatıyla öz değerlerinden koparılarak, bol yem vaat edilen davar sürüsü konumuna düşürülme teşebbüsünü hiç hazmedemez. Türk devletinde, Türk Milleti demek bölücülük olamaz, olur demek ihanettir.
Türk’ün imanı olan İslam inancını zararlı bir mikrop gibi gösterme çabaları kesinlikle Türk Milletine saygısızlıktır, hakarettir.
Türk Devletini yönetmeye talip olan kişi yukarıda bahsettiğim davranış bozukluklarını terk edecek. Türk milletinin nasıl yeniden bir dünya devleti olabileceğini anlatacak. Bunu yaparken önce ülke içindeki huzuru çok önemseyecek. İçinde huzuru tesis edemeyen ülkeler enerji üretemezler. Bu huzurun tesisinin zamanı geldi. Huzurun tesisi ya çok büyük bir kavga ile ya da uzlaşarak olacak. En fazla iki-üç yıl içinde olacak. Çünkü; bu yapı, bu sancı taşımaz. Basınç patlarsa Türk Milleti dinine sövenleri de, ismine sövenleri de çok kötü cezalandırır. Türk Devletine sahip çıkar. Bir ata sözü vardır. “elden gelen öğün olmaz, her istediğinde bulunmaz.”
Nato menfaatlerini Türkiye’de, Türk insanını katletme pahasına kullananlar yolun sonuna geldiler. Kirli cinayetleriyle kazandıkları paralar onları kurtaramaz. Tek çareleri Türk-İslam medeniyetine hizmet etmektir. Saygılarımla…

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here