“Bu yılın ilk 7 ayında 226 kadın cinayete kurban gitti”

12
Kırklareli Demokratik Kadın Platformu, “25 Kasım Kadınlara Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele ve Dayanışma Günü” nedeni ile 25 Kasım 2011 Cuma günü yürüyüş ve basın açıklaması yaptı.
HABER MERKEZİ
 
Saat 17.30’da Kırklareli Öğretmenevi önünde toplanan Demokratik Kadın Platformu Üyesi bir grup kadın ve erkek, ”Kadına Şiddete Hayır, Cinsel Sınıfsal Sömürüye Son, Kadın Erkek El Ele Mücadeleye” sloganlarıyla 100. Yıl, Fevzi Çakmak ve Cumhuriyet Caddeleri’nden geçerek Cumhuriyet Meydanı’na geldi. 
Burada Demokratik Kadın Platformu adına bir konuşma yapan SES Kırklareli Şubesi Sekreteri Aynur İskar, kadına karşı şiddetin her geçen gün biraz daha arttığını kaydetti.  2011 yılının ilk 7 ayında 226 kadının cinayete kurban gittiğini belirten İskar; ”Aynı dönem içinde 478 kadın tecavüz, 722 kadın taciz edilmiş, aile içi şiddet kapsamında 6 bin 423 kadın şiddete maruz kalarak, hastanelik olmuştur” dedi.
Cumhuriyet Meydanı’nda okunan basın açıklamasında SES Kırklareli Şubesi Sekreteri Aynur İskar şunları kaydetti;
“Mirabel Kardeşlerin tecavüz edilerek öldürülmesinin üzerinden yarım yüzyıl geçti. Bugün ise ülkemizde kadına yönelik her türlü şiddet artarak devam ediyor. Ülkede her gün ortalama 5 kadın en yakınlarındaki erkekler tarafından öldürülüyor. Evde, işte, sokakta tacize, tecavüze, ayrımcılığa maruz kalıyor. Tüm bunlar yaşanırken, AKP iktidarı kadına yönelik şiddeti ve ayrımcılığı durdurmak bir yana, gerici ve muhafazakâr söylemlerle adeta meşrulaştırılıyor. Nasıl mı?
AKP’li belediyelerin birinde çalışan bir kadın danışman hemcinslerine ikinci, üçüncü nikâhların yapılabileceğini söylüyorsa bu, şiddeti meşrulaştırmaktır. Bir profesör açık giyinmenin tacizi ve tecavüzü teşvik ettiğini söyleyebiliyorsa bu, şiddeti meşrulaştırmaktır. Tacizin önüne geçmek için testosteron hormonuna müdahale edilmesi gerektiği kamuoyunda tartışılıyorsa bu, şiddeti meşrulaştırmaktır. Yargı, kadının tecavüzcüsüyle evlendirildiği takdirde dava yüklerinin azalacağını konuşuyorsa bu şiddeti meşrulaştırmaktır. 13 yaşında, henüz oyun çağında iken,26 kişinin tecavüzüne uğrayan kız çocuğunun davası 8 yıl sürüyor ve 8 yılın sonunda mahkeme, bu küçük kız çocuğunun 26 kişiyle kendi rızasıyla birlikte olduğu kararını veriyorsa, Yargıtay da bu kararı onaylıyorsa bu, şiddeti meşrulaştırmaktır. Kadın sadece aile içinde tanımlanır, sosyal yaşamdan göz ardı edilirse şiddetin önüne geçmek mümkün değildir.
2011 yılının ilk 7 ayında 226 kadın cinayete kurban gitmiştir. Aynı dönem içinde 478 kadın tecavüze uğramış, 722 kadın taciz edilmiş, aile içi şiddet kapsamında 6 bin 423 kadın şiddete maruz kalarak hastanelik olmuştur. 2001-2011 yılları arasında öldürülen kadın sayısı 4 bin 190’dır. Son 7 yılda tecavüze uğrayan kadın sayısı 3 bin 074’tür.Özetle kadına şiddet 7 yılda % 1400 artmıştır.
Şiddet yüzünden ayrıldığı eski kocasının tehditleri üzerine mahkemeden koruma talep eden bir kadının talebi mahkeme tarafından reddedilmiştir. Nedeni ise kocasından boşanmış olmasıdır. Daha sonra bu kadın kocası tarafından öldürülmüştür.
4320 sayılı yasa sadece evli kadınların korunmasını esas almıştır. Oysa evli-bekâr ayrımı olmaksızın tüm kadınlara şiddeti önleyecek şekilde yeniden düzenlenmelidir. Kadınları ve erkekleri bu alanda eğitmek kuşkusuz iyileşme sağlayabilir, ancak eşitsizliğe yol açan toplumsal cinsiyet ilişkileri sorgulanmadıkça ve eşitsizliğin giderilmesi yönünde adımlar atılmadıkça şiddetin önüne geçmek ne yazık ki pek mümkün değildir.
Toplum yapısına derinden işleyen cinsiyetçi iş bölümü kadınları hem işe girme sürecinde hem de işe girdikten sonra oldukça zorluyor. Fiili olarak yapılan kadın işi, erkek işi ayrımı kadınların iş arayışında alternatifsiz bırakılmasına neden oluyor. Kadına oldukça yetersiz, kısıtlı bir istihdam alanı bırakıyor. İstatistiklere bakıldığında kadınlar genellikle hizmet ve tarım sektöründe, nitelik gerektirmeyen işlerde istihdam ediliyor. Kadından beklenen üretim ve nitelik değil. Bunları zaten erkekler yerine getiriyor. Kadınlar olarak bizden beklenen neo-liberal ekonominin sürdürülmesi için gerekli olan ucuz ve niteliksiz işgücünün kapitalist çarkı döndürmesinde rol almaktır. Ev eksenli çalışan emekçi kadınların kayıt dışı, görünmez emeğinin ekonomideki karşılığı da budur.
Esnek ve güvencesiz çalışma koşulları sadece özel sektörde çalışan kadınların sorunu değildir. Kamu alanında 4857 sayılı yeni İş Yasası ile esnek çalıma uygulamaları hukuken de geçerlilik kazanmıştır. Bu yasa ile işverenlere iş yoğunlaştırılması, uzun çalışma süreleri performans değerlendirmesi, çalışanları istediği zaman işe alma ve işten çıkarma serbestliği tanımaktadır. Esnek çalışma sistemi ile izin ve haftalık tatil günlerini işveren belirleyecek, emekçiler iş yoğunluğuna göre belli dönemlerde mesai ücreti ödenmeden yoğun çalıştıracak, ihtiyaç duyduğunda farklı alanlarda görevlendirebilecektir.”
Basın açıklaması sonrasında mum ve meşale yakan grup, olaysız bir şekilde dağıldı. (cs)

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here