Ana sayfa » Güncel » Başkan Kesimoğlu Tarihe Geçecek Açıklamalar Yaptı

Başkan Kesimoğlu Tarihe Geçecek Açıklamalar Yaptı

Kesimoğlu, geçtiğimiz gün basın mensuplarına özel olarak düzenlediği kamuoyu bilgilendirme toplantısında Kırklareli gündemini meşgul eden sorunlarla ilgili çarpıcı açıklamalarda bulundu. Toplantıda kapalı pazar yeri projesi, Rektörlük binası sorunu, otel satışı meselesi, su kirliliği, gar binası ve siyasi geleceği hakkında samimi açıklamalarda bulunan Kesimoğlu bugüne kadar gerçekleştirmek istediği çoğu projenin ‘Karanlık eller’ tarafından engellendiğini ifade etti.

Kırklareli’nde görevini sürdüren gazeteciler ile sabah kahvaltısında bir araya gelen Kırklareli Belediye Başkanı Mehmet Siyam Kesimoğlu, Kırklareli gündemini meşgul eden konulara son noktayı koydu. Kırklareli’nde gerçekleştirmek istedikleri projelerin “Bir takım karanlık eller” tarafından engellendiğini söyleyen Başkan Mehmet Siyam Kesimoğlu yaşananları tüm gerçekliğiyle kamuoyu ile paylaştı.

Başkan Kesimoğlu “3 Dönem Daha Buradayım”

Kesimoğlu Kırklareli Belediye Başkanı olarak benim görevim; Kentin ihtiyaçlarını karşılamaktır. Görevimiz münasebetiyle park düzenlemesi, yol yapım çalışması ve çocuklarımıza oyun alanları yaratmak gibi projeleri zaten yapıyoruz. Ancak yinede gerçekleştirdiğimiz projeler ile ilgili rakamları kamuoyu ile paylaşmak istiyorum. Son zamanlarda ülkemizde ki siyasetin tıkanmışlığından, çare üretilmemesinden kaynaklanan ya da ufukta “2017’nin Mart ayından sonra bir erken yerel seçime gidilebilir” gibi bir takım rivayetler çerçevesinde üzerimizde ki çember biraz daha daralmaya başladı. Üzerimizde ki baskı biraz daha artmaya başladı. İktidar partisi, Kırklareli Belediyesi’ni almak için fırsat kolluyor. Ancak ben göreve seçildiğim ilk gün “3 dönem buradayım, herkes işine baksın” dedim. Bugün 2.5 yıllık aradan sonra daha kararlı bir biçimde söylüyorum, yüksek sesle söylüyorum ki herkes duysun; Kesimoğlu 3 dönem daha buradadır. Kırklareli Belediyesi üzerinden planlar yapanlar, Kırklareli Belediyesi’ni ancak rüyalarında görürler. Bugüne kadar hep susan taraf olmayı tercih ettik, sustuğumuz için eleştirildik, gerçekleri paylaşmayı tercih etmediğimiz için belki suçlandık ancak iyi niyetimizin ve sabrımızın da bir sınırı vardır. Sabrımız an itibariyle taşmıştır. Artık isyan başlıyor. Görülen o ki iyi niyet ve samimiyetle değerlendirilmesi hata sayılabilecek yaklaşımlar ile karşı karşıya kaldık. Onlarla ilgili kamuoyunu bilgilendirmek için basın mensuplarımıza bir sabah kahvaltısı organizasyonu düzenledik.

 “Rektörlük Binası Arazisi Kırklareli Halkı’nın Malıdır.”

Seçildiğim günden bugüne kadar Kırklareli Üniversitesi Rektörlüğü tarafından kullanılan binayı belediyemize kazandırmak için mücadele ediyoruz. Çünkü; Zamanında o arazi İlimizde ki kültür hizmetlerinin karşılanması için Kültür Bakanlığı’na tahsis edilmiştir. Ben göreve geldikten sonra amaç dışı kullanım olduğunu gördüm. Zaten milletvekilliği yaptığım dönemde de bu konuyla ilgili araştırmalar yapıp, projeler üretmiştim. Kırklareli Belediye Başkanlığı’na seçilmemle birlikte sorumluluk makamı olarak bu olaya resmi olarak el attım. Çalışma arkadaşlarımızla birlikte o meclis kararını iptal ettik. Yani “Biz size kültür merkezi olarak kullanın diye verdik ancak siz burayı üniversiteye verdiniz. Bunu yapamazsınız dedik ve Kültür ve Turizm Bakanlığı’ndan arazimizi geri istedik. Uzun mücadeleler oldu, en son geçtiğimiz 20 gün önce Sayın Nabi Avcı ile görüştüm. Kendisi son derece babacan, iyi bir insan, iyi bir devlet adamıdır. Kendisi bu konuyla alakalı “Tabii başkan, olabilir benim için bir sorun gözükmüyor” dedi. Bende heyecanla Kırklareli’ne döndüm. Aradan bir hafta sonra taslak protokol elime ulaştı. Tabii bu olay Kırklareli’nde duyuldu. Kırklareli Belediye Başkanlığı rektörlük binasını alıyor diye bir takım insanlar telaşa kapıldılar. Sonra görülmeyen eller devreye girdi ve bu iş askıya alındı. Yani biz oraya Kırklareli Belediyesi’nin tabelasını asamıyoruz. Ki hatırlayacaksınız seçim öncesinde vatandaşlara anlattığım 5 büyük projeden bir tanesi “Kırklareli’ne çağdaş, hak edilen hizmeti sunabilecek düzeyde bir hizmet binası yapmak” idi. Ben bu iş için orayı uygun bulduğum için de başka bir bina arayışına girmedim. Ancak bunu öyle ya da böyle mutlaka alacağım. Çünkü bu bina; Kırklareli halkının malıdır. Biz siyaset üstü yaklaşıyoruz. Bugüne kadar belediye meclisimizde anlayışla, hoşgörü içerisinde hareket ettik. Buna katkı yapan Belediye Meclis Üyesi arkadaşlarımıza ve diğer siyasi parti temsilcilerine de teşekkür ediyorum. Belki bir takım konular onları da aşan konulardır. Bu konunun yakından takipçisi olacağımın altını yeniden çiziyorum.

“Bu Ülkede İnsanların Hakları Yok, Yarasaların Haklarını Korumaya Çalışıyorlar.”

Bu ülkede insanlar öldürülüyor, bu ülkede insan hakları yok. Ancak devletten talepte bulunan makam, kişi yakasında 6 ok rozeti taşıyorsa “yarasa hakları” gündeme geliyor. Niçin söylüyorum? Elimde bir resmi evrak var. 16.06.2016 tarihini taşıyor. Orman ve Su İşleri Bakanlığı 1. Bölge Müdürlüğü tarafından hazırlanmış. Kırklareli’nde de her yerde olduğu gibi çok çeşitli inşaatlar devam ediyor. Bu inşaatlar devam ederken de hafriyatlar çıkıyor. Bu hafriyatların Belediye’nin göstereceği hafriyat sahasına dökülmesi gerekiyor. Bende bu çerçevede hafriyat döküm sahamız olmadığı için Koyunbaba Köyü’nde eski maden ocağını bu iş için tahsis etmek istedim. Doğa da bir çürük diş gibi gözüken bu maden ocağına hafriyatımızı dökelim, sonra da üzerini ağaçlandıralım. Hem kentin hafriyat sahası ihtiyacına çözüm getirelim, hem de doğada ki o çirkin görüntüyü ortadan kaldıralım düşüncesiyle yola çıktık. Uzun çalışmalarımız neticesinde o bölge müdürlüğünden talebimizin reddedildiğine dair bir cevap geldi. Gerekçe olarak; “Söz konusu yer memeliler, çift yaşarlar, sürüngenler ve özellikle 11 yarasa türü için çok önemli bir barınma ve üreme yeridir.” deniyor. Dediğim gibi bu ülkede insanların hakları yok, yarasaların haklarını korumaya çalışıyoruz. Kaldı ki yarasa da elbette bir canlı türüdür, sahip çıkılması gereken bir yaratıktır. Ayrıca orada o maden ocağı işletilirken patlamalar yapıldı. Demek ki o patlamalardan zarar görmeyen yarasalar, biz hafriyat dökersek de zarar görmezler. Zaten bölgede ağaçlandırma çalışması da yapacağımızı beyan etmiştik.

“Gençlik Ve Spor Bakanlığı’ndan 900 Bin Lira Alacağımız Var. Bu Para Kırklareli Halkı’nın, Takipçisi Olacağız.”

Yönetmek; Harcamakla olur. Benden önce kamu kurumlarına araziler tahsis edilmiş. Elbette verelim, kamu kurumlarına katkı sağlayalım. Ancak Kırklareli Belediyesi, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nden daha zengin değil. Bu konuda biraz daha tutucu davranıyorum. Almadan vermek, Allah’a mahsus bir davranıştır. Bu arada da devletten bizim alacaklarımız varsa, onları da tahsis etmek için uğraşıyoruz. Belediye Stadyumumuz da ki tadilat çalışmaları sona erdi. Onun içerisinde de Belediyemize ait yollar var. Tabii o süreçte inşaat devam etmiş. Bizde stadyum alanı içerisinde Kırklareli Belediyesi’nin de hakkı olduğunu iddia ettik. Bu nedenle bize ya Şov Düğün Salonu’nu tahsis edin ya da paramızı verin dedik. 1 Eylül 2014 tarihinde yapılan toplantıda belirlenmiş bir bedel var. Bu konuyla alakalı Gençlik ve Spor Bakanlığı’ndan 900 bin lira alacağımız var. Bize ne şov düğün salonunu verdiler, ne tahtalı parkı verdiler ne de alacağımız parayı bize verdiler. Bu benim şahsi alacağım değil. Babamdan bana miras kalan bir arsa da değil. Bu para, Kırklareli halkının parasıdır. Bunun da sıkı takipçisi olacağımızı beyan ediyorum.

“Görülmeyen Eller Bana Değil, Kırklareli Halkına Zarar Veriyor.”

Bizim Belediye şantiyemiz, artık Kırklareli Merkez’in içinde kaldı. Şantiyemizi başka yere taşımak için girişimlerde bulunduk. Bizim için son derece uygun olan bir arazi için Türk Telekom ile görüştük. Telekom depolarının alanı 10.500 m2 gibi bir alanı kapsıyor. Arazinin içerisinde 550 m2 kapalı alanda mevcut. Biz oraya şantiyemizi taşıyabilmiş olsaydık bütün araç ve gereçlerimiz yağmurdan, çamurdan, güneşten muhafaza edilmiş olacaktı. İşçi arkadaşlarımızın daha sağlıklı koşullarda görevlerini yapabilmesi içinde güzel bir proje olacaktı. Bu konuda Telekom Müdürlüğü ile görüşüp anlaştık. 2 milyon liraya satmak istedikleri arsayı, bize 1 milyon liraya satabileceklerini söylediler. Biz bu arada 1 milyon kredi kullanmak için Belediye Meclisi’nden karar aldık. Bu kararı alınca da Telekom depolarının iyi bir fiyatla Kırklareli Belediyesi’ne geçeceği düşüncesi yayılınca, o görülmeyen el yine devreye girdi ve bu işimizde bir şekilde iptal edildi. Ben kaybetmedim, Kırklareli halkı kaybediyor. Derli toplu bir şantiye alanımızın olması hepimizin faydasına olacaktı. Bu konunun da takipçisi olacağız.

“Eski Gar Binası Yetki Alanımızın Dışında Yer Alıyor.”

Festivallerimizi gerçekleştirdiğimiz alanda tarihi bir Gar binamız var bildiğiniz gibi. Bu gar binası da yine rektörlüğe verilmiş. 10 yıllık bir süreyle rektörlüğe tahsis edilmesine rağmen 3 yıllık süre zarfı içerisinde bu alanla ilgili rektörlük herhangi bir adım atmamış. Orada göz göre göre bir tarih yok oluyor. O gar binasına 20-21 Aralık 1930 tarihinde Atatürk beyaz treniyle geldi. Çok tarihi değeri var. Bizde kültürümüze sahip çıkma sorumluluğu ve duyarlılığı içerisinde hareket ediyoruz. Ancak 2 kez reddedildik. Rektörlüğün terk ettiğini duyduk, yeniden başvurduk. Şimdi bu konunun takipçisiyiz. Orada gerçekten bir tarih yok oluyor. Gar binasının çatısı çöktü, camları kırıldı. Biz suç işleyerek onun etrafını kapattık, düzenledik. Çünkü; Tescilli binalara müdahale etmenin cezası çok ağır. Bu alanda yetki bize ait değil. Ancak yinede vatandaş sorumlu olarak bizleri biliyor, bizleri görüyor. Yetki alanımızın dışında ki bir alana müdahale edemiyoruz. Mesela orada Atatürk’ün büstü var, yan tarafında tuvalet var. Bazı kişiler de sosyal paylaşım sitelerinde beni suçluyorlar. Benim orada hiçbir yaptırımım yok. Valilik binasının bahçesi, emniyetin bahçesi, jandarmanın bahçesi neyse gar alanı da bizim için aynıdır. Yetki ve sorumluluk alanımızın şuan için dışarısındadır. Atatürk büstünün tuvalet ile olan bağlantısını kesmek için saksılar içinde çiçekler koyduk. O çirkinliği o şekilde kapatmak istedik.

“Vatandaş ‘Başkan Otopark Yapacaktı, Yapmadı’ Diyor. Onay Almadan Yapamayız.”

Seçildiğim günden bu yana tam 2.5 yıl geçti. 5 büyük projeden bir tanesi otopark projesiydi. Türkiye’nin her yerinde olduğu gibi burada da araç sayısı fazla ve şehrimizin imkanları kısıtlı. Bir an önce bu ihtiyacı karşılayacak otoparklara ihtiyacımız var. Bizde bunun sözünü verdik. Ancak Belediyeye ait otel arazisinin arkasında ki o alana tam 2.5 yıldır onay alamıyoruz. Bahsi geçen alanın önünde tescilli bir müze binası var. Onun yanında otelimiz var, tescil edilmeden önce yapıldığı için 7 katlı yapıldı. Bu konuda yasalar ne diyor? Tescilli binanın etrafında ki yapıların, onun üzerine çıkmaması gerektiğini söylüyor. Bu konuyla ilgili alınması gereken tek tedbir budur. Yani kat sayısına bakılır. Ancak bizim yakamızda 6 oklu rozet olunca, o alanda ki elektrik düğmelerinin yerleri bile olay oluyor. Bakın bu espri değil, gerçekten elektrik düğmelerinin yeri, binanın rengi, araçların park yerlerine bakılıyor. Bunlar kusur olarak gösteriliyor. Nasıl bir kusur bulsak da, bu projeyi sekteye uğratsak diye uğraşıyorlar. Tabii sokakta ki vatandaş diyor ki “Başkan otopark yapacaktı, yapmadı.” Vatandaşımız işin içinde iş olduğunu bilmiyor. Bakın konuyu bütün gerçekliği ile size anlattım. Edirne’de ki Kültür Varlıklarını Koruma Kurumu’ndan onay almadan oraya otoparkı yapamayız. Takipçisi olacağız. Hukuki yollardan baskı kurmaya devam edeceğiz.

 “50 Günde Köprü Yapanlar, Kırklareli Halkının Temiz Su Kullanma Hakkına Sahip Çıkmıyor.”

Akşam elektrik kesintisi yaşandı. Bizim arıtma tesislerimizde de elektrik olmayınca, depolarımız da ki suların tükenmesiyle birlikte vatandaşımızın su ihtiyacını karşılayamaz duruma geldik. Elektrik geldi, ancak o depoların dolması ve kente su akışının sağlanması zaman alıyor. Biz suyumuzu Kırklareli Barajı’ndan alıyoruz. Devlete aldığımız, kullandığımız suyun parasını da ödüyoruz. Ben Kırklareli’nin kullandığı suyun Armağan Barajı’ndan alınması için bir girişimde bulundum. Bu konuyla da yine 2-2.5 yıldır uğraşıyorum. Ancak 2.5 yıldır devlet, Armağan Barajı’ndan bizim arıtma tesisimize gelecek olan 24.200 metrelik isale hattını halen daha yapmadı. 50 günde köprü yapanlar, Kırklareli halkının temiz su kullanma hakkına sahip çıkmıyor. 20 kilometre gelecek isale hattıyla birlikte tertemiz suya kavuşacağız. Kırklareli Barajı tarım suyu üreten bir baraj ve ekonomik ömrünü tamamladı. Bu aylarda mangan çoğalıyor, suyun seviyesi düşürülüyor. Nasıl bir ayranı 4-5 gün bekletince tortu iyice dibine iniyor, Kırklareli barajında ki durumda bundan ibaret. Alt tabakalardan su kullanmak zorunda kaldığımız için arıtma tesisimizin teknolojisi bu kirlilikte bir suyun arıtılması konusunda yetersiz kalıyor. Ancak arıtma tesisimizde ki düzenleme ve yenileme çalışmalarında da sona yaklaştık. Devletin bu konuda da tedbir alması gerekiyordu. Müteahhit ikinci kez bu işin yapımından vazgeçiyor. Gerekçelerini bilmiyorum ancak ona rağmen büyük işler başardık.

“Bu Yapılanlar, Söylenenler Emek Hırsızlığıdır.”

Biz tarihi değerlerimize sahip çıkıyoruz. Geçmişimize sıkı sıkı sarılıyoruz, geçmişimizden ve kültürümüzden iftihar ediyoruz. Rektörlük binasının yanında Osmanlı döneminden kalma bir mezarlığımız var. Yine tarihe karşı duyduğum merak, ilgi ve sorumluluk duyguları içerisinde orasını da aslına uygun bir şekilde restore edelim, uzmanlarla birlikte mezarlığımızı görsel anlamda düzenleyelim istedik. Bu çerçevede çalışmalarımıza başladık. Edirne Kültür Varlıkları Koruma Kurumu’na uzmanlarımızı gönderdik. Oradan alınan taşlar İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin ilgili birimine gitti. O arada Kemal Şar isimli bir vatandaşımız, bir önce ki hükümette Kültür Bakanı olarak görev yapan kişiye bir tweet attı ve bizim işimiz bozuldu. “Kırklareli Belediye Başkanı bu mezarlığa sahip çıkmıyor” diyorlar. Hâlbuki o günlerde basın toplantısı yaptım. O gün çıkan gazeteler de ortada, isteyen açıp bakabilir. Bu emeğe saygısızlıktır. Emek hırsızlığıdır. Gene kaybeden kim oldu? Kırklareli halkı kaybetti. Bugüne kadar o mezarlığı düzenlemiş olurduk. Bakın hiçbir mazeret, başarının yerini tutamaz. Bunları bende bir mazeret olarak anlatmıyorum. Bilinmesi gereken gerçekler olarak sadece paylaşmak istiyorum.

“Karahıdırlı Vatandaşlar Bunu Hak Etmiyor. Yazıklar Olsun.”

Karahıdır Mahallesi 50 yıl önce köyden mahalleye döndürülmüş. Ancak girişi itibariyle baktığınız zaman halen daha bir köy görünümünde. İçinden geçen yol, Karayollarının sorumluluğunda. Ben gittim, bölge müdürü ile görüştüm. Bu yolun biran önce yapılması gerektiğini, çevresine kaldırım düzenlemesi yapılması gerektiğini ilettim. Bu yolu düzenleyelim ki, Karahıdır’ı köy görünümünden kurtaralım dedik. Bölge müdürü ile tarih ve program konusunda anlaştık. Ancak aradan 1 yıl geçmesine rağmen bir çakıl taşı dahi getirip, koymadılar. Karahıdırlı vatandaşlar bunu hak etmiyor. Yazıklar olsun.

“Atatürk Evi Projesi’nde De Bir Yığın Engelleme İle Karşılaştık.”

Atatürk’ün Selanik’te doğduğu evin tıpa tıp aynısını yapmak için girişimlere başladık. Bir yığın engelleme ile karşılaştık. Bir basın mensubu hanımefendinin orada 18 m2’lik bir yeri çıktı. Önce “Hibe vereceğiz” dedi, daha sonra “parayla satacağız” dedi. Aradan epey bir zaman geçti, baktık bu arazi bize gelmeyecek. Bizde projeye başlama kararı aldık. Kırklareli’nde ki mahkemeye başvurduk. Tapumuzu bilirkişi marifetiyle belirlenecek bir ücret karşılığında mahkeme kararı ile alalım istedik. Biz davamızı açtık, ondan sonra bir baktık Edirne İdari Mahkemesi’nde bizim açtığımız kamulaştırma davasına karşı uygulanan idari işlemin iptali konusuyla dava açılmış. İleri ki bir tarihe keşif konmuş ve bekletici mesele yazılıyor. Bekletici mesele nedir? Aynı konuda iki ayrı mahkeme devam ediyor. Ancak birinin kararını verebilmesi için, diğer mahkemenin kararı beklemesi lazım. Bu gibi olaylara da “bekletici mesele” deniyor. Ancak şu an %90 bizim lehimize gelişiyor. Kaldı ki biz inşaata başladık. Binayı 5 metre arkaya çekmek suretiyle orada ki 18 m2 alanı şimdilik boş tutuyoruz. Şimdi Edirne Kültür Varlıklarını Koruma Kurumuna gitti. Oradan da kararımızı geçirdik, inşaata başladık.

“Davamız Var, Hâkimimiz Yok!”

Kentimizde gerçekleştirmek istediğimiz 5 büyük projeden bir tanesi olan çağdaş ve modern bir otogar projesiydi. Bu çerçevede bizden önce ki yönetimde bulunan arkadaşlarımız tarafından oraya yapılması planlanan otogarla ilgili Ulaştırma Bakanlığı’ndan 2 yıldır onay gelmiyordu. O zaman ki Ulaştırma Bakanı Lütfü Elvan ile sohbetimiz vardı. Gidip bir kahvesini içtik, konuyu anlattık. Yanımızda talimatlar verildi. Ben Kırklareli’ne gelene kadar onay yazısı geldi. Önümüzde ki engeller kalktı. Fakat bu arada kamulaştırma bedelinde anlaşamadık. Bizim ilgili arkadaşlarımız m2’ye 35 lira bedel biçtiler. Mal sahipleri 150 lira istediler. Tabii bu kamu malı olunca, takdirimiz sınırlı. Bizde bu konuyu mahkemeye taşıyalım dedik. Mahkeme devam ederken, karar aşamasına geldik. Hâkim benim tayinim çıkacak dedi. Gelecek olan hâkime devretti. Arkasından adli tatil başladı, süreç uzadı. Arkadan hâkim atandı, hâkim Fetöcü çıktı. Şimdi bizim davamız var, hâkimimiz yok. Yoksa her şeyimiz hazır. Hemen oraya 18.5 dönümlük yere son derece çağdaş ve modern bir otogar inşa edeceğiz. Mutlaka bu projeyi gerçekleştireceğiz, son detaylara gelindi.

“Birileri “Başkan Bu Zamanda Asfalt Mı Yapılır?” Diyor. Bilmediğiniz Şeyleri Anlatıyorum.”

Kentimizin yollarla ilgili bir problemi vardı. 40.000 ton asfalt seriyoruz. 29 futbol sahası büyüklüğünde bir alanı asfalt kaplayacağız. 1 yıllık dönemde, Kırklareli Belediyesi tarafından yapılan tarihin en büyük asfaltlama çalışması şuan yapılıyor. Ancak bununla ilgili de sıkıntılar yaşadık, savaştık. İhalemiz iptal edildi. İhaleyi alan firma ihalenin iptal edilmesi için mahkemeye gitti. Bu bizi 2-3 ay geriye attı. Arkadan İller bankasından 6.5 milyon lira kredi kullanacaktık. Sürekli gidip, geldim. Araya çok sayıda insan soktuk, en sonunda onaylandı. Şimdi aklı evveller diyorlar ki “Başkan sen neredesin? Koca yaz geçti, okullar açıldı, yağmurlar başladı sen şimdi asfalt seriyorsun” Arkadaşlar mütevazi olmayacağım şimdi, ben zeki bir adamım. Bunları bende biliyorum. Ancak sizin iradenizin dışında gerçekleşen şeyler olunca elinizden bir şey gelmiyor. İhalenin iptali 3 aya mâl oldu. İller Bankası’nın keyfi gelene kadar 2.5 ay geçti. Şimdi Kırklareli Belediye Başkanı Kesimoğlu ne yapsın? Yoksa bende yaz tatilinde herkes bir yerlere gitmişken bu işleri rahat rahat bitirmeyi isterdim. Ancak bu anlattıklarımdan dolayı bu noktaya geldik, zaten çalışmalarımız da en kısa zamanda bitecek. 1.5 milyon liralık parke taşı da döşüyoruz. Turist Yolu da yetki alanı itibariyle Karayollarının sorumluluğunda yer alıyor. Orada ki kaldırımlara beton atılmış ancak epey özensiz duruyordu. Karayollarında ilgili yetkililer ile görüştük. Şimdi oraya beton sereceğiz, üzerine motifler koyacağız. İmam Hatip Lisesi’nin duvarlarının dibinde kaldırım çalışmalarımız da başladı. Bordürlerimizi yerleştirdik. Beton kaldırımların yapılmasına da oradan başlayacağız. Bordür ve kaldırımları da yeşil-beyaz’a boyayarak Kırklarelispor’a olan sevgimizi yansıtacağız.

“Fevzi Çakmak Bulvarı Araç Trafiğine Kapatılacak.”

Fevzi Çakmak Bulvarı’nda vatandaşlarımızın park sorunu yaşadığını görüyoruz. Orada gerçekleştireceğimiz projeleri de sonlandırdık. Sözleşme önümüzde ki hafta kesinleşecek. Perşembe, Cuma günü gibi Fevzi Çakmak Bulvarı’nı araç trafiğine kapatıp, maksimum 4 ay içerisinde en çağdaş bir biçimde kullanıma kazandıracağız. Araç parkı için yol boyunca ceplerimiz olacak. Onun dışında trafiğin akacağı bir şeridi boş bırakacağız. Geri kalan yerleri kaldırımlara pay edeceğiz. Alt yapı sorunlarını da çözeceğiz. Yağmur suyu gideri, tabelası ve ışıklandırmasıyla titizlikle ilgileneceğiz. Oraya vakti zamanında çınar ağaçları dikilmiş. Ancak çınar ağaçları, şehir içi kullanım için çok uygun değil. Onlar yüzeysel genişliyorlar, binaların altına ve kanalizasyonlara giriyorlar. Zaman zaman kuvvetli fırtınalar ile karşı karşıya kalıyoruz. Kuvvetli bir fırtına da biri devrilse, altında bir vatandaşımız hayatını kaybetse onun vicdani sorumluluğunu hiçbirimiz taşıyamayız. Onun için bu çerçevede 2-3 tane çok tehlike arz eden Çınar Ağacı’na kesim işlemi uygulamak durumundayız.

“Özgürlük Ve Demokrasi Meydanı Düzenlemeleri İçin Zemin Etütü Analizlerini Bekliyoruz.”

Şimdi ki adıyla Özgürlük ve Demokrasi Meydanı’nda da düzenleme çalışmamız vardı. Odamda bu projeyle ilgili bir maket çalışması da var. Şimdi zemin etüdü yapıyoruz. Eğer zemin etütleri beklediğimiz gibi çıkarsa altına iki kat otopark yapacağız. Bunları tabii ki belediyemizin imkânları yok, kimisini kat karşılığı, kimisini yap-işlet-devret gibi yöntemlerle Kırklareli’ne kazandıracağız. Bahsettiğimiz yerde otopark inşaatını yapabilirsek, o güzergâhta ki park sorununu tamamıyla çözüme kavuşturmuş olacağız. Onun üzerinde de çağdaş kent mobilyalarının yer aldığı alanlar olacak. Rölyeflerimiz olacak. Vatan topraklarımızı savunmak uğruna canından olan Kırklarelili şehitlerimizin isimlerini orada yaşatacağız.

“Karahıdır Korusu 29 Yıllığına Kırklareli Belediyesi’ne Ait”

Karahıdır Korusu’nu 29 yıllığına Kırklareli Belediyesi’ne kazandırdık. Orasıyla ilgili bir proje geliştirmedik. 1 milyon 200 bin m2’lik bir alandan bahsediyoruz. Orada her şey olabilir. 200-250 kişilik yaşlı bakım merkezinden tutun, tenis kortu, koşu yolu, bisiklet yolu gibi her türlü etkinliğin gerçekleştirilebileceği, 7’den 70’e herkesin kullanabileceği bir yaşam alanına çevireceğiz. Oraya uygun yatırım imkânı ya da yatırımcı bulduğumuz zaman Karahıdır Korusuyla ilgili projelerimizi de hayata geçireceğiz.

“Süpürgeciler Sitesi’ni En İyi Şekilde Değerlendirmek İçin Bekliyoruz.”

Süpürgeciler Sitesi’nde yapılmak üzere bir kapalı Pazar yeri projesi geliştirdik. Onunla ilgili çalışmaları tamamladık. 28.000 m2 bir alanı kapsıyor. Belki biz kendi imkanlarımızla, borçlanarak buraya bir kapalı Pazar yeri yapabilirdik. Ancak o kadar verimli, o kadar kullanışlı bir yerin tek bir amaç için kullanılmasına gönlümüz razı gelmiyor. Orasıyla ilgili bir proje geliştirdik, ihaleye açtık. Ancak ihaleye katılan olmadı, ikinci ihaleye katılanların olacağını düşünüyorum. Orada 3 adet otopark, kapalı Pazar yeri, AVM ve sosyal konutların yer alacağı bir projeyi hayata geçirmek istiyoruz. Bahsi geçen alanda ne yazık ki kot farkı var. Buraya eskiden çöp ve hafriyat dökülmüş. Zemin etüdü yaptırdık. Ya hafriyatı kaldıracaksınız dediler ya da fore kazıklarla içeriye gireceksiniz dediler. Hafriyatın alınmasının daha iyi olduğu kararı çıkınca, bizde projemizi o şekilde düzenledik. Buradan yaklaşık olarak 27.000 kamyon hafriyat çıkartılacak. Onu alınca da yolun kaymaması için fore kazık çakılacak. Yani burada sadece inşaata başlayabilmek için yatırımcı firmanın cebinden yaklaşık 15 trilyon para çıkması gerekiyor. İnşallah birileri çıkıp alır, bizde kentimize böyle bir hizmet kazandırmış oluruz.

“İncidere Cazibe Merkezi Olacak.”

İncidere projesini çok önemsiyoruz. Yıllardan beri görüntü ve koku itibariyle bizleri rahatsız ediyor. İncidere’nin üstü kapatılsın diye bir karar alınmıştı. Biz Eskişehir’de bulunan Porsuk Çayı’nı örnek alarak bir proje geliştirdik. Uygulama projesi bugünlerde elimize geçecek. Bu proje de 10 milyon gibi bir yatırım gerektirdiği için, iller bankasının yardımıyla yapacağız. 2017 bütçemizden orantısal anlamda iller bankasından borçlanarak bu projeyi hayata geçireceğiz. 3.5 kilometrelik bir alanı kapsayan projemizde kamulaştırılması gereken alanlar vardı. Bu alanların kamulaştırmasını da yaptık. Sadece projeyi hayata geçirebilecek kaynak arayışı içerisindeyiz. İncidere’nin yatağını kişisel ilişkilerimi kullanarak düzenlettik. Duvarlarını yaptırdık, zemini yapıldı, ferforje demirleri takılıyor. İncidere’yi pırıl pırıl bir cazibe merkezi haline getireceğiz. Maksimum 1.5 yıl içerisinde bu projeyi de sonlandırmak istiyoruz.

“Üzüm Masa; Halk Odaklı Belediyecilik Anlayışımızla Örtüşen Bir Proje Oldu.”

Kısıtlı imkanlarla yenilediğimiz Belediye Binamızda, vatandaşlarımızın taleplerine anında cevap verebilmek için bir Üzüm Masa kurduk. Personel eğitimlerimizi tamamladık. Halkla ilişkiler konusunda özel eğitimler alan personelimiz, sizlere en iyi şekilde hizmet vermek için orada bulunuyor olacak. Sizler nasıl bankada sıra alıyorsanız, orada da tek tuşla sıra alacaksınız. Kenarda çayınızı, kahvenizi yudumlarken ihtiyacınızın %80’ini orada giderebileceksiniz. Dilekçe verdiğiniz zaman, cep telefonunuza mesaj gelecek. 48 saat içerisinde olumlu ya da olumsuz bir geri dönüş sağlanacak. Neden çözülmediği konusunda da vatandaşımızı bilgilendireceğiz. Üzüm Masa halk odaklı belediyecilik anlayışımızla örtüşen bir proje oldu. Çok verimli kazanımlar elde edeceğimizi düşünüyorum.

“Oteli Peşkeş Çekeceğimi Söylüyorlar. Bu Nasıl Peşkeş?”

Çok konuşulan otel konusu üzerine de açıklamalar yapayım. Biz bahsi geçen oteli 2 kere satışa çıkarttık. Bazı yüreği mühürlü insanlar, birilerine peşkeş çekeceğimizi iddia ettiler. İsimler verdiler. Peşkeş çekileceği iddia edilen otele kimse alıcı olmadı. Peşkeşin nasıl olduğunu bende anlamadım. Şimdi 3. Kez satacaklar. Şimdi fiyatı düşürüp, başkan birine peşkeş çekecek deniyor. Şimdi bakıyorsun, bunu söyleyen adam da zamanında benim oturduğum koltukta oturuyordu. Ben çok ciddiye almıyorum ama ben o bedeli belirlerken, bir resmi bankadan ve ekspertiz firmasından çalışma yaptırıp ikisinin ortalamasını aldım. Ortaya çıkan rakam 12.5 milyon lira oldu. Kimilerine göre çok olabilir. Param varsa öderim, param varsa harcarım. Ancak iş kamuya gelince, onun vicdani sorumluluğunu ben içimde yaşıyorum. Her zaman söylüyorum benim sol yanımda ki cevher henüz kararmadı. Orada tüyü bitmemiş yetimin hakkı var. O rakam bugün için yüksek gelmiş olabilir ancak mutlaka bir gün değerlendirilecektir. Kimisi oraya yurt yap diyor, kimisi hizmet binası yap diyor. Hizmet binası olmaz. Bunları söyleyenler de bu koltukta oturmuşlar. Onlar neden orayı hizmet binası olarak değerlendirmedi? Yurt diyorlar, biz belediye olarak işletmecilik yapamayız. Otel olarak biz restorasyon yapsak, 3 milyon bir para ihtiyacı ortaya çıkıyor. Ben eminim 25 yıllık bir otel, 25 yılda belediyeye 2.5-3 milyon lira kâr getirmemiştir. Kamu kaynaklarının verimli kullanılması açısından baktığımızda bahsi geçen otel binasının satılmasının en uygun karar olduğunu görüyoruz.

“İstasyon Caddesi’ne Bir Tane Tezgah Açtırmayacağız.”

İstasyon Caddesi, Kırklareli’nin görüntüsü itibariyle çok önemli bir konumda yer alıyor. Orada bir kargaşa yaşanıyor. Her gün orada 3 kişi, 5 kişi orada helva, üzüm, mısır satmak istediğini söylüyor. Ancak oranın doğallığını bozmak istemiyorum. Yayla Mahallesi’ne yaptığımız kulübelerden İstasyon Caddesi’ne de yerleştireceğiz. Vatandaşlarımız kusura bakmasınlar, oraya bir tane tezgah açtırmayacağız. Yerleştirdiğimiz kulübelerde vatandaşlarımız satışlarını gerçekleştirecekler. İstasyon Caddesi’nin doğal görüntüsünü bozmayacağız. Herkes geçim derdinde, ekmek derdinde ancak kentin güzelliğinin bozulmamasına da müsaade edilmemesi lazım.

“Osmanlı Arşivlerinde Kırklareli Konulu Kitabımız Yakında Basılacak.”

Kentimizi anlatan 7 tane kitap çalışması var. Bunlardan bir tanesi “Osmanlı Arşivlerinde Kırklareli” isimli kitabımız. Ali Arslan hocamız var, tarihçi. Hocam devlet arşivlerinde bizim desteğimizle bu çalışmaları yürütüyor. Kitabımız baskı aşamasında, en kısa zamanda Kırklareli ve Türkiye kamuoyunun beğenisine sunulacak. Şehrimizin kültürünü ülke gündemine tanıtmak için eşsiz bir fırsat olduğunu düşünüyorum.

“Söz Konusu Kırklareli İse Bizi Hiçbir Güç, Hiçbir Makam Durduramaz.”

Uğradığımız haksızlıkları, yaşanan gerçekleri kamuoyu ile paylaşmak adına böyle bir toplantı gerçekleştirdik. Katılan, sesimize ses katan basın mensubu arkadaşlarımıza teşekkür ediyorum. Bunların hepsinin üstesinden gelme kararlılığı içerisindeyiz. Söz konusu Kırklareli olduğu zaman hiçbir güç, hiçbir makam bizi yıldıramaz, durduramaz, vazgeçiremez. Allah’ın boy kadar yürek verdiği nadir kullardan biri olduğumu iddia ediyorum. Eğilmedim, yıkılmadım, düştüm ama kalkmayı bildim. Hiç kimsenin icazeti ile bir yerlere gelmedim. Her zaman şükran ve minnet duyduğum bir yer var; O da Kırklareli halkıdır. Kırklareli halkının desteği ile bugüne kadar 8 yıl Milletvekilliği, 2.5 yıl Belediye Başkanlığı yapıyorum. Önümüzde ki 3 dönemde de buradayım. Arkadaşlarımızla birlikte Belediye Meclisi’nde uyum içerisindeyiz, onların üstün gayretleri ile görev yapıyoruz. Birlikte 19 müdür arkadaşım ve onların personelleri ile birlikte aile gibi çalışıyoruz. Benim bir personelimin tırnağına taş değsin, başıma kaya düşmüş gibi üzülüyorum. Başta ben olmak üzere hatalarımız, eksiklerimiz, zaaflarımız olabilir. Hepimiz insanız. Burada, bu başarı anonim bir başarıdır. Kırklareli Belediyesi Ailesi’nin anonim başarısıdır. Eksikler varsa, vardır. O eksiklikler benim şahsi eksikliklerimdir.

Kaynak: Özel Haber: Mert Satılmış – http://www.kirklareligazetesi.com.tr/baskan-kesimoglu-tarihe-gececek-aciklamalar-yapti/1630/

Ayrıca kontrol

Tabiat uyanırken Kırklareli’de keyifli iki gün

Kırklareli merkezde tarih ve kültürle başlayan yolculuğunuz, Demirköy, Hamdibey, İğneada, Mert Gölü, longoz ormanları, Dupnisa …

Bir Cevap Yazın