BAŞKAN HACI KONUŞTU SALON COŞTU..

28
Babaeski Belediye Başkanı Av. Abdullah Hacı; “Cumhuriyet kurulduğunda bütün Türkiye’nin sadece 18 lisesi ve 2 tane üniversitesi vardır. Uçurumun kenarında yıkık bir ülke, türlü düşmanlarla kanlı boğuşmalar, ondan sonra içeride ve dışarıda saygıyla tanınan yeni bir vatan, yeni bir sosyal yapı, yeni bir devlet ve bunları başarmak için yapılan aralıksız devrimler. İşte Türk genel devriminin en kısa tarifi budur.”  
Babaeski Belediye Başkanı Av. Abdullah Hacı, Babaeski’nin Düşman İşgalinden Kurutuluşunun 92.Yılı nedeniyle “Kurtuluş Kokteyli” düzenledi.
Babaeski Belediyesi Tansa Düğün Salonu’nda verilen Kurtuluş Kokteyline; Babaeski İlçe Kaymakamı Mustafa Asım Alkan, CHP Kırklareli Milletvekili Turgut Dibek, Babaeski Garnizon Komutanı Tuğgeneral Bülent Tuğrul, Babaeski Belediye Başkanı Av. Abdullah Hacı, Büyükmandıra Belediye Başkanı Sertaç Balyemez, Alpullu Belediye Başkanı Saim Kırcı, CHP Kırklareli İl Başkanı Recep Zengin, Belediye Başkan Yardımları Hayri Tübeler ve Ayhan Sertgün, Belediye Meclisi Üyeleri, İl Genel Meclisi Üyeleri Şahin Arslan ve Sibel Çınar, ADD Babaeski Şube Başkanı Binnur Güdücüler, Babaeski Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Sebahattin Öner, Babaeski Şoförler ve Otomobilciler Esnaf Odası Başkanı Mustafa Buyur, Babaeski Ziraat Odası Başkanı Mehmet Atalay, Trakya Birlik Yönetim Kurulu Başkan Vekili Hilmi Kahraman, Yağlı Tohumlar Babaeski Şubesi Müdürü Emine Şenol, Cem Vakfı Babaeski Şube Başkanı Hayati Dağlıoğlu, CHP Kırklareli Eski Milletvekili Tansel Barış, CHP Kırklareli İl Eski Başkanı Tuna Soykan, CHP Kırklareli İl Eski Başkanı Vecdi Gündoğdu, CHP Lüleburgaz İlçe Eski Başkanı Türabi Kayan, Tayfun Erel ve çok sayıda davetli katıldı. 
Belediye Başkanı Av.Abdullah Hacı eşi Hülya Hacı ile birlikte konuklarını salonun giriş kapısında karşıladı.
Başkan Hacı, kokteyl açılış konuşmasında şu sözlere yer verdi; “Hiçbir neden ve hiçbir sebep bugün burada kurtuluşumuzu sevinçle kutlamamıza asla engel olamaz. Ancak, o günlerde ülkenin durumu nedir? Onu bilmemiz gerekir. Daha sonra da Türk Halkı’nın durumu nedir? Onu bilmemiz gerekir. Mustafa Kemal Samsun’a çıktığında Osmanlı Devleti’nin içinde bulunduğu topluluk savaşta yenilmiş, ordu zedelenmiş, ulus yorgun, yoksul, en önemlisi de umutsuz bir durumdaydı. Ülkeyi savaşa sürükleyenler kaçmışlar, padişah acz içinde, hükümet güçsüz, onursuz ve korkaktı. İtilaf donanmaları ve askerleri İstanbul’daydı. Fransızlar Adana, Urfa ve Maraş’ta ve İngilizler tarafından buraları işgal edilmiş. 15 Mayıs 1919’da Yunan ordusu İzmir’e girmiş. Yurdun dört bir yanında azınlık toplulukları bir an önce Osmanlı’nın çökmesi için çaba harcıyorlar. Buna mukabil Trakya’da ve Anadolu’da çeşitli adlar altında cemiyetler kurulmuş ve toplantılar düzenlenmekteydi. Kurtuluş yolu olarak İngiliz veya Amerikan mandasını kabul etmek isteyenler de vardı. Ulus yorgun, bitkin ve çaresiz durumdaydı. Şu anda burada bu savaşlara katılmayan kaç aile var? Hepimizin en yakınları Kurtuluş Savaşı’na katılmış. Son nefesindeki hasta adam, yani Osmanlı Devleti, kendisini gömmek için bütün Avrupa’nın seferber olduğu dönemde 10 Ağustos 1920 tarihli Sevr Anlaşması ile çatırdayarak çökmüş. Bu genel durum karşısında alınacak tek bir karar var. O da ulus egemenliğine dayanan tam bağımsız bir Türk Devleti’dir. Mustafa Kemal Atatürk’te Amasya Kongresi’nde ilk 2 maddede; “Vatanın bütünlüğü ve milletin bağımsızlığı tehlikededir. Ancak milletin bağımsızlığını tekrar milletin azim ve kararı kurtaracaktır.” diyerek evrensel bir dille ulusun egemenliğine dayanan bir devlet kuracağını, bir idare şekli yapacağını orada açıkça bütün dünyaya ilan etmiştir. Değerli Babaeskililer; işte o günlerde ülkenin durumu budur. Peki, milletin durumu nasıldır? Milletin durumunu da büyük şairimiz Ahmet Haşim’in Manisa Milletvekili Şevket İnce’ye yazdığı mektuptan anlıyoruz. Ankara’ya Alman İmparatoru Anadolu hastalıklarını incelemek üzere bir tıp heyeti göndermiştir. O tıp heyetinin bulduğu bulgular şunlardır; “Anadolu Türklerinin karınları kurtlarla dolu ve bu kurtların salgıladığı parazitler var. Bir millet yok olma tehdidi ile karşı karşıya. Bunun sebebi nedir? Bunun tek bir sebebi vardır, beslenme eksikliğidir. Düşünün, Anadolu o ana kadar mayalı ekmeğin ne olduğunu bilmiyor. Sadece ince hamurdan bir yufka ile besleniyor. Anadolu Halkı 1919 yılında mayalı, kabaran ekmeği Alman askerlerinden öğreniyor. Milletin durumu da budur. Milletin yaşadığı evlere gelince; yontulmamış, alelade taşlar ve çalı çırpının leylek yuvalarına konduğu gibi bir takım çırpılarla yapılmış evlerde oturuyorlar. Anadolu külliyen temizlikten mahrum ve baştanbaşa hastalıklı. Anadolu insanının güzelliği de bozulmuş. Bir nesil yok olma tehlikesi ile karşı karşıya. Bir köy, bir kasaba, bir şehre kalabalığa bakılsa o kadar çok sakat, topal, kolu olmayan insan var ki insan kendini eşyanın şeklini bozan dış bükey bir camla etrafa bakıyorum zanneder. Anadolu, Roma döneminden Cumhuriyetin ilanına kadar asla 8 ile 10 milyon nüfusu geçmemiştir. Ne zaman ki Cumhuriyet ilan edilmiştir, Anadolu’nun nüfusu işte o zaman, o özgürlükler sayesinde 10 kat artmıştır. Daha da önemlisi Anadolu ve Osmanlı, cahil olduklarının bile farkında değiller. Cumhuriyet kurulduğunda bütün Türkiye’nin sadece 18 lisesi ve 2 tane üniversitesi vardır. Uçurumun kenarında yıkık bir ülke, türlü düşmanlarla kanlı boğuşmalar, ondan sonra içeride ve dışarıda saygıyla tanınan yeni bir vatan, yeni bir sosyal yapı, yeni bir devlet ve bunları başarmak için yapılan aralıksız devrimler. İşte Türk genel devriminin en kısa tarifi budur.”  
Katılımcıların sık sık alkışlarla kesilen bu muhteşem  konuşması Başkan Hacı’ya da duygulu anlar yaşattı.
Başkan Hacı’nın bu tarihi konuşmasının ardından ardından Balkan Hattı Orkestrası, geceye özel repertuarlarını seslendirdiler. Gecenin sonunda Başkan Hacı, katılımcılara ve Balkan Hattı Orkestrası’na teşekkür etti.  Özkan Başaran

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here