Basın’dan sansürün kaldırılışının 102. Yıldönümü

14


1908’in yaz ayları 2. Abdülhamit için zor geçiyordu. Selanik’ten yayılan İttihatçı isyanını ne Şemsi Paşa bastırabilmişti ne Müşir Osman Paşa. Binbaşı Enver Bey ve adamları dağlardaydı.
Ayaklanmanın 40. gününde Abdülhamit geri adım attı. Bir başka açıdan da ileriye doğru atılmış bir adımdı bu. 24 Temmuz 1908’de 2. Meşrutiyet ilan edildi. Osmanlı Matbuat Cemiyeti adıyla örgütlenmiş gazetecilerin büyük bölümü meşrutiyeti sevinçle karşıladılar. Sansürün karşısına dikilebileceklerdi artık. 1876’dan kalma sansür kararnamesini uygulatmayacaklardı. Yani sansür memurları yayından önce gazeteleri kontrol edemeyecekti.
Meşrutiyetin ilan edildiği günün gecesinde İkdam Gazetesi’nin sahibi Ahmet Cevdet ile Sabah Gazetesi sahibi Mihran Efendiler, gazete provalarını görmek için gelen sansür memurlarını aynı sözlerle geri çevirdiler: gazeteler hürdür, sansür yasaktır.
25 Temmuz 1908 sabahı dağıtılan gazeteler farklıydı artık. Uzun yılların ardından ilk kez sansür memurlarının değil gazetecilerin tercihlerine göre basılmışlardı. Özgürce yayımlanan gazetelere halkın ilgisi de büyük oldu. Bazı gazeteler satışlarını 2 binlerden 5 binler düzeyine çıkardı. Fiyatı 10 kuruş olan İkdam karaborsada yarım liraya kadar alıcı bulabildi. Bir ay içinde 200 yeni gazete için yayın hakkı alındı.
24 Temmuz bir anlamda gerçek gazeteciliğin patlama yaptığı gündü. Bu nedenle 24 Temmuz Cumhuriyet Dönemi’nde Türk Basını’ndan Sansürün Kaldırılması ve Basın Bayramı olarak ilan edildi. Daha sonra kutlamalar “Geleneksel Gazeteciler Günü” adı altında yapılmaya başlandı. Türkiye’deki basın kuruluşları zaman zaman 24 Temmuz 1908 öncesini hatırlatan dönemlerden geçtiler ama 24 Temmuz simge olarak önemini hiç kaybetmedi.
Basın demokratik hayatımızın vazgeçilmez unsurlarından birisidir. Basın, doğru, yansız ve hızlı biçimde bilgi ve haber vermek, olumsuzlukları sorgulamak, kamu yararını ilgilendiren konu ve olaylarda kamuoyu oluşturmak, toplumu aydınlatmak işlevini yerine getirirken, meslek ilkelerini ve etiğini gözetmek, kişilik haklarına, kişilik değerlerine, özel yaşama, gizlilik alanına saygı göstermelidir.
Toplumun ihtiyaç duyduğu her konuda, bilgilendirme, aydınlatma, yönlendirme ve kamuoyu oluşturma gibi önemli bir görevi yerine getirmekte olan basının, bu işlevini en iyi şekilde yerine getirilebilmesi için, basın özgürlüğü hayati önem arz etmektedir.
Basın özgürlüğünün var olabilmesi, demokrasinin sağlıklı işleyebilmesi, düşünce ve fikir özgürlüğünün toplumun bütün kesimlerinde yeterince kullanılabilmesinin, basının haber alma ve yaymasının önündeki engelleri kaldırmakla mümkündür. İlimizin her alanda başarıya ulaşmasında, basın mensuplarının gösterdikleri duyarlılığın ve bu konuda yaptıkları başarılı çalışmaların büyük katkı sağladığına inanıyorum.
Bu duygu ve düşüncelerle tüm basın camiasının basından Sansürün Kaldırılışı’nın 102. Yıldönümü’nü ve 24 Temmuz Basın Bayramınızı candan kutlar, sağlık ve mutluluk dileğiyle, çalışmalarınızda başarılar dilerim.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here