Balıkesir’de, “Türk Yerel Medyası AB Yolunda” Semineri yapıldı

13
* Balıkesir’de düzenlenen ve Gazetemiz İmtiyaz Sahibi Elmas Cankurt’un da katıldığı Türk Yerel Medyası AB Yolunda” Semineri’nde konuşan Avrupa Birliği Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Dr. Erdenir; “AB’nin geleceği sorgulanmaya başladı”, Balıkesir Valisi Vekili Dural; “Yerel medyanın çok önemli bir görev yaptığını düşünüyoruz”, İngiltere’nin İstanbul Başkonsolos Yardımcısı Courage; “İngiltere Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne nihai üyeliğini güçlü bir şekilde destekliyor” dedi.
HABER MERKEZİ
Avrupa Birliği Bakanlığı tarafından yürütülen ve İngiltere’nin Ankara Büyükelçiliği tarafından desteklenen, “Türk Yerel Medyası AB Yolunda” Projesi kapsamındaki bölgesel bilgilendirme seminerlerinden ikincisi 30 Ocak’ta Balıkesir’de yapıldı. Seminere; Gazetemiz İmtiyaz Sahibi Elmas Cankurt’un yanı sıra; Edirne, Kırklareli, Tekirdağ, Balıkesir, Bursa, Çanakkale, İstanbul, İzmir,  Kocaeli, Manisa, Sakarya ve Yalova’dan yerel medya mensupları katıldı. 
Avrupa Birliği Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Dr. Burak Erdenir, “’Türk Yerel Medyası AB Yolunda” Semineri’nin ilk günü olan 30 Ocak 2013 Çarşamba günü Balıkesir’in Edremit ilçesine bağlı Güre Beldesi’ndeki Adrina Hotel Deluxe’nin Konferans Salonu’nda  yaptığı açılış konuşmasında, AB’nin şu sıralar ülkemizde popüler bir konu olmadığını, aslında Avrupa’da da çok popüler bir konu olmadığını vurguladı.
Hatta geçtiğimiz aylarda İngiltere Başbakanı’nın yaptığı konuşmada da İngiltere’nin AB’den çıkmaya niyetli olduğuna dair söylentilerin daha da fazlalaştığını hatırlatan Erdenir; “Böylesi bir ortamda süreci neden devam ettiriyoruz. Gerçekten AB bir krizden geçiyor. AB’nin geleceği sorgulanmaya başladı. Bu konular tartışılıyor. AB’de de kalınıp kalınmaması konusu tartışılıyor. AB krizden geçiyor ama Türkiye AB ilişkileri de bir krizden geçiyor. Türkiye’de AB karşıtlığı yükseliyor. Yaptığımız kamuoyu yoklamasına göre insanların yüzde 92’si AB’in Türkiye’ye çifte standartlar uyguladığına inanıyor. Bu konuda yeni ilişkilere ihtiyaç olduğunu görüyoruz” dedi.
Balıkesir Vali Vekili Selda Dural ise, içinde bulunduğumuz çağın iletişim çağı olduğunu ve bilginin artık çok hızla tüm dünya üzerinde ışık hızında yayıldığı bir çağda yaşadığımızı kaydetti.
Dural; “Bu çağın en önemli aktörü yazılı görsel, internet gibi medya kuruluşları. Bilgi hızla yayılıyor ama belki bununla çelişki gibi gözüken şekilde de dünya ile anında iletişim kurarken toplumlar yaşadığı şehirde çeşitli şartlar nedeniyle azaldığı bir süreçte yaşıyoruz. Eski geleneksel haberleşme, bilginin paylaşımı ve kamuoyu oluşturma araçları artık günümüzde yaşadığımız şehirlerde çok fazla yaygın değil. Bu noktada yerel medyanın önemi ortaya çıkıyor. Artık içinde yaşadığımız şehirlerde bölgelerde yerelde bizler bilgiyi vatandaş olarakta kamu kurumları olarakta yerel medya aracılığı ile elde ediyoruz. Yerel medyanın gücü olduğu bir kentiz. Yerel medyanın haber alma,  topluma bilgi verme ve kamuoyu oluşturma noktasında ciddi bir görev ifa ettiğini düşünüyoruz. Bizler içinde yol gösterici zaman zaman bilgi paylaşımı kamu kurumlarının kendini anlatma noktasında çok önemli bir görev yaptığını düşünüyoruz” şeklinde konuştu.
İngiltere’nin İstanbul Başkonsolosluğu’nda Başkonsolos Yardımcısı Ekonomi ve Refah Bölümü Başkanı Rafe Courage, İngiltere’nin Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne nihai üyeliğini güçlü bir şekilde desteklediğini söyledi.
İngiltere Başbakan Yardımcısı Nick Clegg’in ekim ayında Türkiye’ye gerçekleştirdiği resmi ziyaret sırasında, İngiltere’nin Türkiye’nin AB yolundaki destekçisi olduğunu altını birkez daha çizdiğini ve Türkiye’nin AB Üyeliği’ni ”Stratejik gereklilik” olarak değerlendirdiğini ifade eden Courage; ”İngiltere’ye göre Avrupa’da iyi bir ekonomi, iyi bir siyaset ve güvenlik için Türkiye çok önemli bir yere sahip. Güçlü bir Türkiye güçlü bir Avrupa demektir. İngiltere hükümeti bu amaçla 2003 yılından beri Türkiye’de çeştli projelere destek sağlıyor. Bu destek yaklaşık 9 milyon paunda ulaştı. Türk halkının, Türkiye’nin AB’ye gerçekten katılıp katılmayacağı konusunda şüpheci yaklaşımının arttığı bugünlerde, yerel medyanın bilgilendirilmesi daha da önem kazandı. Özgür ve iyi bilgilendirilmiş bir medya, herkesin kabul edeceği gibi zor olan bu süreçte, kamuoyunun bilgilendirilmesi açısından kritik rol oynamaktadır” dedi.
* Bilgilendirmenin önemi
Kamuoyunun, şu anda ilerlemenin önünde duran siyasi engeller hakkında olduğu kadar Türkiye’ye verilen destek konusunda da bilgilendirilmesi gerektiğini hatırlatan Courage, şöyle devam etti:
“Kamuoyunun burada gerçekleştirilen ve Türkiye’nin AB’ye nihai üyeliği için kritik öneme sahip olan iç reformların hızından da haberdar olması gereklidir. Türk halkı ancak bu şekilde daha bilgili ve bilinçli olacak, halkın desteğiyle de AB’nin önemi artacak. Üyelik yolunda son derece emin adımlarla ilerleyen Türkiye’ye İngiltere bu yolda destek olmaya devam edecektir.”
Avrupa Birliği Bakanlığı Sivil Toplum, İletişim ve Kültür Başkanlığı Koordinatörü Zelal Şen de bakanlığın çalışmaları ve projeleri hakkında geniş bir bilgi verdi. Avrupa Birliği Bakanlığı Tek Pazar ve Rekabet başkanlığında uzman Ayşin Bektaş da, ”Tek Pazar ve Rekabet” konusunda bir sunum yaptı. Ekonomik birlik sağlayabilmek adına Gümrük Birliği’nden yola çıkıldığını, zaman içinde ortak bir taslak oluşturulduğunu ve süreçte buna yeni üyelerin eklendiğini bildiren Bektaş; “En sonunda parasal birliğe kadar geldiler. 6 ülke bir araya geldiler ve bir gümrük Birliği kendi aralarında sağlamayı düşündüler. Yani hep serbest dolaşımı öncelikle sağlamak ilk adımdı. Bunu sağlayabilmek içinde üye ülkeler arasındaki mal ticaretinin önündeki engelleri kaldırmayı düşünürsünüz. Bu engellerin en büyükleri gümrük vergileridir. Bunları kaldırmayı becerdiler. 1968 yılında ortak gümrük tarifesini de uygulamaya başladılar. Üçüncü ülkelere yönelikte ortak politikalar uygulayacaklar. İlk adımda bu ortak politikaların ortak gümrük vergisi uygulamaktır. Her üye ülke kendi vergisini belirleyecek,  ortak miktarlar belirleniyor. Daha sonra bunun sağlamanın yetmediğini gördüler” diye konuştu.
Bektaş, şöyle devam etti:
“1995 yılında Gümrük Birliği kararı devreye giriyor ama aslında bu Türkiye’nin Ankara anlaşmasına kadar dayanan bir süreçtir. Orda görülmüştür. 1995 yılında ortaklık konseyi kararı ile birlikte resmi olarak AB Gümrük Birliği sürecide başlamış oluyor. Bu karar da malın serbest dolaşımı nasıl olacak,  ona yönelik maddeler var bunu sağlamak içinde taraflar arasında Avrupa Birliği ile Türkiye tarafı arasında bunu destekleyecek bir takım politikalara ihtiyaç vardı. Ortak bir ticaret politikası var. Türkiye’de bu politikalara dahil oluyor. Olabildiğince mevzuatını o alanlarda AB mevzuatı ile olgunlaştırmayı taahhüt ediyor. Sonuç olarak Gümrük Birliği kararı klasik gümrük birliğinin ötesinde maddeler içeriyor. Çünkü bizi tam üyeliğe hazırlayacağı için sadece Gümrük Birliğini tesis etmek yeterli değil. Onun ötesinde üyelik için gereken ortak politikalara da Türkiye’nin taraf olması gerektiği için onlara yönelik maddeler var. Devlet destekleri gibi. Rekabet politikası, rekabet kurallarına uyum gibi, pek çok alanda mevzuat hükümlülükleri devreye giriyor.”
* Panel
Seminer çerçevesinde Avrupa Birliği Bakanlığı Katılım Politikası Başkanı Seval İskender’in başkanlık ettiği, ”Türk Yerel Medyasının AB sürecinde Daha Etkin Rol Alması” konulu panel yapıldı.  Panele konuşmacı olarak ekonomi Muhabirleri Derneği Başkanı Turgay Türker, Internet Medyası Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Ünal Tanık ve Balıkesir Gazeteciler Derneği Başkanı Ramazan Demir konuşmacı olarak katıldı.
Balıkesir Gazeteciler Derneği Başkanı Ramazan Demir, Balıkesir’in sosyal ve ekonomik zenginliklerini sıralayarak konuşmasına başladı. Gazetecilere yıpranma hakkının yeniden verildiğini ve geçen süreyi de kapsadığı için herhangi bir hak kaybı olmayacağını ifade eden Demir, daha sonra ülkemizde ve dünyada gazete ve dergilerin sayıları, tirajları hakkında istatistikî bilgiler verdi.  İnternetin ise haberi habercilerin elinden almak üzere olduğunu da hatırlatan Demir; ”Dünya Gazeteler Birliğinin dijital medya trendleri raporuna göre internet ve mobilin hızla büyüdüğünü görüyoruz. Reklam pastası a maalesef bu alana kayıyor. Ayrıca bu alanda yapılacak olan yatırımların çok riskli geri dönüşleri olacağı bugün bütün dünyada kabul görmüş durumda. Dolayısıyla gazetelerin özellikle biz yerel gazetelerin dijital medyaya kendilerini adapte etmeleri bu yöne eğilmeleri değişim ve dönüşüme ayak uydurmaları gerektiğini gerçeğini kabullenmek durumundayız. Hatta zorundayız. Yerel basın can çekişiyor söylemlerine katılmadığımı da burada sizlerle paylaşmak istiyorum. Çünkü can çekişen sadece yerel medya değil Türk medyası da bana göre can çekişiyor. Sıkıntılar var ancak bunların hiçbiride aşılamaz olarak görülmemeli ki biz görmüyoruz. Karamsar olmayın lütfen, yarınlara umutsuz bekleyin. Sorunlarımızı biliyoruz, biliyorsunuz. Sorumluluklarımızı yerimize getirdiğimizde çözümünde beraberinde geleceğini bilmeliyiz” dedi.
 Yerel gazetelerin kendilerine bir hedef seçmelerini de isteyen Demir, şöyle devam etti:
”Yerel gezmelerimiz her şeyden önce kendilerine bir hedef seçmek zorunda. Sadece resmi ilanı hedef alarak gazete çıkaranların gelecekleri de bugünden kabullenmeleri gerektiğini söylemenin bir kehanet olmadığını bilmeliyiz. ABD’de yapılan araştırmada yazılı basına 2026 yılına kadar ömür biçiliyor. Biz Türkiye olarak teknolojiyi 30-40 yıl geriden takip ettiğimize göre, bunun üzerine 20 yıl daha eklesek 2050 yılında artık ülkemizde yazılı basının yerini farklı bir ortamın alacağını da buradan söylemek kehanet değil. Yerel gazeteler için resmi ilanın kader olmadığı da artık bilinmeli diye düşünüyoruz. Yeni arayışlar içersine girilmesinin gerekliliğine artık inanılmalı. Yoksa 300- 2000 arasındaki tirajlarla Türk yerel medyasının ayakta kalması AB standartlarına ulaşması okuyucusu ile buluşması kanımca zor. Kendimizi yenilemek zorundayız. Bunun için yeni hedef belirlemek durumundayız. Dijital yayıncılık yeni medyanın çıkış noktası ve Avrupa ile kucaklaşma, dünyayı Türkiye’ye anlatma, tanıtma noktası olacaktır diye düşünüyorum. Teknolojiyi iyi takip etmeliyiz. Bu işi yapıyorsak teknolojide birini kaçırdığımızda diğerini yakalamamızda imkânsız oluyor.”
Ekonomi Muhabirleri Derneği Başkanı Turgay Türker, AB içine girdiğimizde bunun bizi disipline edeceğini, çünkü bunun içinde ilkeler olduğunu ve bu yüzden disiplin getirdiğini vurguladı.
Türker;  "Bir işte temeli doğru kurarsak süreklilik olur. Büyük firmalar, o ildeki gazetelerin reklamlarına, tirajlarına bakarak reklam vereceği gazeteyi belirliyor. Bu işte marka olmalıyız. Marka olmak içinde güçlü bir haber merkeziniz olması lazım. Avrupa’da yerelde çıkan haberler ülke gündemine giriyor. Gündemi oluşturuyorlar. Sizde böyle bir haber yaptığınız takdirde bu reklam için bir altyapı oluyor. Bir şehri de güçlü ve markası olan bir gazete yaparsanız kentinize yatırım yapan veya yatırım yapmayı düşünen iş adamının dikkatini çeker. Son yıllarda ulusal basın yerel basının reklamlarına göz dikti.  Bu gazeteler illerde ekler çıkarmaya başladılar. Tirajın yüksek olduğu takdire bunlar sizinle işbirliği yapmak zorunda kalacaklar. Yerel medya ekonomik özgürlüğünü ilan etmişse o gazete okunur. Basın İlan Kurumu ilanı kestiğinde kaç gazete ayakta kalır, kaç gazete çıkar. İşte burada gerçek gazeteler kalacak. Burada haber merkezleri güçlü olanlar marka olanlar kalacak. Sizler gücünüzü halktan alıyorsunuz. İyi hizmet size prestij sağlar” dedi.
Internet Medyası Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Ünal Tanık ise değişim ve dönüşümleri kaçırdığımızı, es geçtiğimize dikkat çekti. Yazılı medyanın ciddi sorunlarının bulunduğuna vurgu yapan Tanık; ”Değişimi yakalamazsak gelecekçe çok sıkıntı çekeriz. Henüz resmi ilan bitmedi altın çağını yaşıyorsunuz. Son 5 yıldır resmi ilanlar iyi. Bu zamanla çok hızlı bir şekilde sona erecek. Yerel basın önemini kaybedecek 2-3 sıralara düşecek.  Yerel medya dijitalleşmeli. Bu dönüşümü sağlamak kolay. Bu yerelden ulusala geçişin yolunu da açacak” diye konuştu.
Daha sonra panele katılan gazetecilerin yönelttiği soruların yanıtlanması ile panel sona erdi. 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here