2013 gençliğin yılı olsun

16
2012’yi uğurladık. 2013’ü karşıladık. 
Geçmişte kalanlar, yeni güne uyanamazlar. İleriye bakmak zorundayız. 
Ülkemiz bir değişim ve dönüşüm yaşıyor. Öylesine bir dönüşüm ki bu, her gün biraz daha farklılaşarak değişiyoruz.
Dünya hızla değişirken, Türkiye’nin geriye sarması beklenemez.
Artık ülkeler değil, şirketler imparatorluğu var. Teknoloji her geçen gün çağ atlıyor. İnternet yaşamımızın vazgeçilmez bir parçası oldu.
Sosyal Medya giderek devleşiyor. Takip edilme oranları geçen tek yılı katlayarak büyüyen internet medyası piyasaya hâkim olmaya başladı. Bilgisayarlar küçüldü, avucumuzun içine sığıyor. 
“Ben babamdan büyüğüm, oğlumdan küçük” atasözünden hareket edersek, çağı çocuklarımız yakalıyor ama babalar geri kalıyor.
Yeni nesiller televizyonla, cep telefonuyla, internet ile büyüdüler.
Küçüklerin akıl almaz yeteneklerine gördükçe biz büyükler elektriğe kapılmış gibi oluyoruz.
Alttan gelen genç jenerasyon büyüklerini çok ama çok zorlayacak.
Kuşak farkı giderek açılıyor. Eskimiş fikirleriyle gençlere ideoloji aşılamaya çalışan aydın bozuntusu çağdaş yobazları siyasetin çöplüğünde göreceğiz. Kelle kulak yerinde, çantaları belinde bu aydın bozuntuları evlerinde torunlarını sevmeye devam edecekler ve kokuşmuş düşünceleriyle gençleri artık zehirleyemeyecekler.
Gençleri anlamak için onların dünyasına girmeniz gerekiyor. Çılgınlıklarını hoş görerek arkadaşlık yapabilmek, düşünceleri tuhaf gelse bile dostluk kurabilmek onları anlamanın tek yoludur.
“Geleceğimiz, gençlerimiz” diyorsak, onlara güvenmeyi öğrenmeliyiz.
Sorumluluk vermeden onlara güvenmeyi nasıl öğrenebiliriz?
Yetki vermeden olgunlaşmalarını nasıl sağlayabiliriz?
Ulu Önder Atatürk, Vatanın gençlere emanet edilmesini istemiyor muydu?
Ama biz toplum olarak gençlere güvenmiyoruz. Gençlere yetki vermek istemiyoruz. 
“Pişmeleri gerek” diyoruz. “Tecrübe kazanmaları gerek” diyoruz.
Bunun en çarpıcı örneğini de siyasette yaşıyoruz.
Gençlerin verilen görevleri beceremeyeceğinden korkuluyor.
CHP’ye bakıyorum da, Vekillerinin yaş ortalaması yüksek. Yani genç sayılmaz. En azından bu konuda CHP, AK Parti’den çok geride.
CHP Örgütü’ne bakıyorsunuz, gençler çok azınlıkta. 
Üye yapısına bakıyorsunuz, en genç olan 30’una yaklaşıyor.
Parti binasındaki haftalık toplantılara gidiyorsunuz şöyle bir göz gezdirdiğinizde gözleriniz gençleri arıyor, ama bulamıyor.
Atatürk’ün kurduğu CHP, neden gençlere yetki vermeye korkuyor?
Büyükler ağabeylik yapmak yerine yapıştıkları koltuktan bir türlü kalkmıyorlar. Yüzleri eskimiş ve örgütün siyasetin çöplüğüne gönderdiği kendini beğenmiş ihtiyarlar, ellerini partiden çekmiyor.
CHP’nin altı okuna tutunarak makam sahibi olanlar sakın ola kerameti kendinde sanmasınlar.
Kendi kişisel hırslarına partilerini kurban edenler, kullanacak başka markalar bulsunlar.
Bunların partilerini ellerinden aldığınızda, 10 tane oy alamazlar. Ama yapıştıkları koltuklarını kaybetmemek için gençlere geçit vermiyorlar.
Partiler; kişisel egoları tatmin etme yerleri değildir.
Partiler; ticari çıkarlar için kullanılacak markalar da değildirler.
Siyasetin olmazsa olmazı partiler, topluma fayda üretme mekanizmalarıdır. 
Gençlerin olmadığı partilerin geleceği olamaz.  
2013, Gençliğin yılı olsun. Geleceğimiz güvende olsun…

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here