10 yıl önce hayatımızda bunlar yoktu

9
Cep telefonsuz, Google-Twitter-YouTube-Facebook’suz, dijital fotoğraf makinesiz bir hayat düşünebiliyor musunuz?

Yeşil dünya, organik gıda gibi tanımlamalar doğduğunuzdan beri hayatınızda sanki. Oysa mazileri topu topu 10 yıllık…
Dövme: Kelebek, çiçek gibi masum figürlerle başlamıştı ama son yılların trendi vücudun muhtelif bölgelerini anlaşılmaz Çince karakter ya da barkodvari rakamlarla donatmak. Yaş skalası da genişledi, orta yaşlardaki anneler de, 18 altı gençler de ‘dövdürüyor’ Çöpçatanlık: Tarihin her döneminde var olan çöpçatanlık kurumu internetle birlikte boyut değiştirdi. Artık çöpçatanlar eş dost değil, web siteleri. Üstelik artık karşı cinsle tanışıp kaynaşma yaşa da bakmıyor, ileri yaşlarda kurulan sanal arkadaşlıklar şaşırtmıyor. Blackberry: 2002’de hayatımıza giren bu akıllı telefonları şu anda 28 milyondan fazla insan kullanıyor.
 Cep telefonları: Sabit telefonların pabucu dama atılalı hayli oluyor. Ayrıca ‘cep’ler aldatma mefhumuna da yeni boyut kattı. Tiger Woods gibi cep mesajı yüzünden yananları hatırlayın…
 Crocs ayakkabılar: Onları ya seversiniz ya da nefret edersiniz! Bu plastik ayakkabılarla 2002’de tanışmıştık, 2009’da çıktığı tatilde Michelle Obama’nın ayağında bile vardı. Facebook: Bu sosyal ağ sitesinin bir zamanlar sadece Harvard’lı öğrencilere mahsus olduğuna inanabiliyor musunuz? Şu anda 300 milyon kullanıcı Facebook’la iç içe yaşıyor. Google: Sıradan bir adresten çok beynimizin bir parçası adeta. Hatırlayamadığınız herhangi bir şey için Google’layın, kesin bir bildiği vardır!
GPS: Kaybolmak artık eskisi kadar çok söz konusu değil. GPS takip sistemleri konumunuzu tespit etmek için elde ya da arabada harıl harıl çalışıyor.
 iPod: Dijital çağın ikonu haline gelen iPod’un hayatımıza topu topu 2001’de girdiğine inanmak ne mümkün! Çıktıktan altı yıl sonra 100 milyonuncu iPod satılmıştı.
 Dijital fotoğraf makinesi: Herkesin elinde bir tane var… Anneanneniz şu anda son fotoğraflarını bir paylaşım sitesine yüklüyor olabilir!
Kısa mesaj: Hla bu hbri okyr msnz? Umrz! Kabul edelim, son 10 yılın en büyük hâkimlerinden biri SMS’ti. Online olmak: Her an internete, mail’lere ve sosyal ağ sitelerine bağlı konumdayız. İş hayatından bahis açılmayan tatlı pazarlar artık uzak bir rüya. Organik yaşam: Organik ürün çılgınlığı gıda sektöründe girişimcilere yeni ve bereketli kapılar açtı. Artık her şeyin en makbulü, organik olanı…
Starbucks: Benzerleri ona hâlâ yetişemiyor, üstelik tıpkı ABD’de olduğu gibi, otobüs durağı misali her yerdeler! Elde karton bardak yürüyen çoğaldı.
 Şişmanlık: Son 10 yıl, aşırı kiloların devletlerin gerçek düşmanı haline geldiği bir zaman dilimi oldu. Trans yağ yasaklamalar arttı, aşırı kilolulardan ek vergi alan eyalet (Alabama) bile var.
Twitter: 140 karakterle o an neler olduğunu, kimi nerede gördüğümüzü ya da akşama ne yiyeceğimizi paylaşmaya bu kadar meraklı olduğumuzu Twitter’dan önce kim bilebirdi ki?
 Ugg botlar: Crocs’lardan sonra böyle çılgınlık boyutunda sevilen başka bir ayakkabı modeli olmamıştı. Yaz-kış demeden herkesin ayağında…
Wikipedia: Kitaplıktaki cilt cilt ansiklopedilerin üstü çoktandır ağır tozla kaplı. Açık kaynaklı bu sanal ansiklopedi çok kişinin işini kolaylaştırdı.
 Wii: Birbirinden gelişmiş bilgisayar oyunları okyanusunda, bu basit konsol, oyun bağımlısı olmayanların da gönlünü fethetmeyi başardı. Wii’ler aile boyu oynanan oyunların ve evde yapılan egzersizlerin önünü açtı.
Yaşlanmak yok: Artık hiç kimse yaşlı görünmüyor! 50 yaşındaki kadınların kıyafetleri daha çok 18’lik kızlar için yapılmış gibi, 20’lerindeki kızlarsa 15’indeymiş gibi giyinmekte.
Yeşil furyası: Odalarımıza tasarruflu ampuller, kolumuza çevre dostu bez torbalar takıyoruz. Gezegenin geleceği için hiç bu kadar endişeli olmamıştık, son yıllarda her şey daha ‘yeşil’ bir hayatı mümkün kılmak için! Yoga: Doğuya ait bu mistik pratik Madonna, Gwyneth Paltrow gibi yıldız isimler eşliğinde hızla popülerleşti. 9-5 insanları için iş çıkışı yoga yapmak sıradan bir faaliyet adeta…
YouTube: 2005’te hayata geçen video paylaşım sitesi YouTube, 2008’de artık politikacıların bile faydalandığı bir mecra olmuştu. Her ne kadar Türkiye’de yasal giriş yolları hâlâ tıkalı olsa da, benzerleri mantar gibi çoğalan YouTube zirveden ineceğe benzemiyor.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.